{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2014/493 E.  ,  2014/10935 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 2. İŞ MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/09/2013<br>NUMARASI\t: 2012/603-2013/647 <br>DAVA\t:Davacı,  feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tYerel mahkeme, isteği  hüküm altına almıştır.<br>\tHüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi O.Sarraf tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br> <br>                                                  Y A R G I T A Y     K A R A R I <br><br> A) Davacı isteminin özeti: \t<br>\tDavacı vekili; müvekkilinin, iş akdinin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tB)Davalı cevabının özeti: <br>\tDavalı vekili; müvekkili şirket ile sözleşmesi bulunan bazı firmaların sözleşmelerini feshetmeleri üzerine, depo sorumlusu olarak görev yapan davacının hizmetine artık gerek duyulmadığını ve davacının çalıştırılabileceği başka bir işin de bulunmaması sebebi ile iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.<br>\tC)Yerel Mahkeme kararının özeti:<br>\tMahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tÇ)Temyiz: <br>\tKarar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.<br>\tD)Gerekçe: <br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;<br>a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,<br>b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,<br>c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,<br>ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,<br>d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,<br>e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,<br>içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).<br>\tAnayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).<br>\tYerel mahkemenin iki sayfadan ibaret gerekçeli kararının ilk paragrafı dava dilekçesi,  ikinci  paragrafı ise cevap dilekçesinin özeti olup, üçüncü paragrafının ise bilirkişi raporundaki  başlıkların bir araya getirilmesinden oluştuğu görülmektedir.<br>Kararın gerekçesinde,\tdosyadaki delillerin ne şekilde değerlendirildiği, iş sözleşmesinin feshinde şekil ve usul şartlarına uyulup uyulmadığı, tanık beyanlarının hangisine ne sebeple itibar edildiği veya edilmediği, konusunda uzman olduğu belirtilen bilirkişi raporunun dosya içeriğine ne şekilde uygun olduğu  tartışılmamıştır.<br>\tKararın bu hali ile Anayasa ve yasanın aradığı anlamda bir gerekçe içerdiği söylenemez Bu nedenle gerekçe içermeyen kararın bozulması gerekmiştir.<br>\tSONUÇ: <br>\tAçıklanan sebepler ile temyiz edilen kararın BOZULMASINA,  bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/04/2014  gününde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ab9e693e38883f628513ae4a092ed45","SID":"14fa38f2c0946bad"}}