{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Ceza Dairesi         2023/18586 E.  ,  2023/11721 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:Asliye Ceza Mahkemesi<br>SUÇ\t: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma<br>HÜKÜM\t: Mahkûmiyet<br><br>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu,  karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun)          260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un           317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:<br><br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>A. Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Ceylanpınar Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.02.2013 tarihli ve 2013/1 Esas, 2013/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 12.04.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Ceylanpınar  Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.10.2015 tarihli ve 2014/285 Esas, 2015/522 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)           191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi uyarınca  hükmedilen  10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna  karar verilmiştir.<br>B. Kararın sanık tarafından temyizi ile Dairemizin 27.10.2022 tarihli ve 2020/11153 Esas, 2022/10851 Karar sayılı kararı ile <br>\" 1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, CMK'nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin,  sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak hüküm kurulması,<br>2- Olay tutanağı içeriğine göre aramaya dayanak teşkil eden Ceylanpınar Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/286 değişik iş numaralı arama kararının dosya içinde bulunmadığı anlaşılmakla, kararın aslı veya onaylı bir örneğinin denetime olanak sağlayacak biçimde dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,<br>3-Dosya kapsamında, sanığın üst aramasında ele geçen maddenin emanette bulundurulması yerine delil poşetinde dosya içerisinde bulunduğu ancak madde analizine ilişkin ekspertiz raporunun da bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerinde ele geçen maddenin ekspertiz raporu alınması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,<br>Kabule göre;<br>4- Karar tarihinde Zile M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan tutuklu bulunan ve duruşmalardan bağışık tutulma talebi de olmayan sanığın, hükmün verildiği duruşmada bizzat veya                 <br> SEGBİS ile hazır edilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek CMK’nın 193. ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,<br>5- Hükümden önce  28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve  aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın  kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,<br>b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi,  gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,<br>6- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının \"bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası\" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe             <br> giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nın \"Basit Yargılama Usulü\" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan \"Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.\" şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan \"01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.\" şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, \"...kovuşturma evresine geçilmiş...\" ibaresinin, aynı bentte yer alan \"... basit yargılama usulü...\" yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; \" mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.\" şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun \"Basit Yargılama Usulü\" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,<br>7- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden  belirlenmesinde zorunluluk bulunması,..\" gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. <br>C. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada Ceylanpınar Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2023 tarihli ve 2023/69 Esas, 2023/717 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası,  62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.<br><br><br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle;  <br>1. Şüpheye dayalı hüküm kurulduğuna, <br>2. Koşulları oluştuğu halde cezanın ertelenmediğine, seçenek yaptırımlara çevrilmediğine,<br>3. Tutukluluk ve gözaltı sürelerinin mahsup edilmediğine,<br>4. İddianame ve ekleri okunmadığına ilişkin nedenlerle kararın bozulması talebine, <br>İlişkindir.<br>III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre)<br>Mahkemece, olay tarihinde devriye görevi yapan polis memurlarınca durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın adli ve önleme araması kararına kaba üst aramasında sağ eşofman cebinde beyaz kağıda sarılı hint keneviri olduğu değerlendirilen maddenin ele geçirildiği, sanığın uyuşturucu madde kullandığını ikrar ettiği, sanığın kanında ve idrarında yapılan analiz sonucunda THC-11-COOH (esrar) bulunduğunun ve ele geçirilen maddelerin THC ihtiva ettiğinin tespit edildiği, sanık hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın hükme aykırı davranması nedeniyle yargılamaya devamla sanığın cezalandırıldığı, sanık hakkında verilen bu karar Dairemizin 2020/11153 Esas, 2022/10851 Karar sayılı bozma ilamı ile bozulduğu, sanık hakkında suç tarihinden önce sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.02.2023 tarihli cevap yazısında sanık hakkında suç tarihinden önce denetimli serbestlik müdürlüğünde dosyasının bulunmadığı yönünde cevap verildiği anlaşıldığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir. <br>IV. GEREKÇE<br>Bozmaya uyulduğu halde, UYAP kaydı incelendiğinde de sanığın 20.07.2011 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ceylanpınar (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 19.06.2012 tarihli ve 2011/193 Esas sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, itiraz edilmeksizin 17.07.2012 tarihinde kesinleştiği, tedbire uymaması üzerine mahkûmiyet kararı verildiği görüldüğünden, bu tedbir dosyasının infazı esnasında dava dosyasına konu suçu işleyip işlemediği araştırılarak dosyanın fiziken getirtilerek dosya içine konulması, tüm                              <br> delillerin birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.<br>V. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ceylanpınar Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2023 tarihli ve 2023/69 Esas, 2023/717 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,<br>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br>27.12.2023 tarihinde karar verildi.<br>  <br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5dd2c77f6726ea9","SID":"67801f88298ede12"}}