{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Ceza Dairesi         2023/16040 E.  ,  2023/10709 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>  <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:Asliye Ceza Mahkemesi<br>SUÇ\t: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma<br>HÜKÜM\t: Mahkûmiyet<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Bozma<br><br>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu,  karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin,  hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:<br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>A. İskilip Sulh Ceza Mahkemesinin  07.03.2013 tarihli ve 2012/117 Esas, 2013/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci  maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına  karar verilmiştir.<br>B. İskilip Sulh Ceza Mahkemesi kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07/03/2018 tarihli ve 2013/8216 Esas, 2018/2306 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. <br>C.  İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2020 tarihli ve 2018/163 Esas, 2020/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci  maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca \"hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına \" ve 1 yıl süre ile \"tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri\" uygulanmasına karar verilmiştir.<br>D. Çorum Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 30.06.2021 tarihli yazısı ile sanığın süresi içerisinde \"tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine\" uymadığının ve dosya kaydının kapatıldığının bildirilmesi üzerine; İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli ve 2021/377 Esas, 2022/180 Karar sayılı kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verilerek; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci  maddesi ve 53 maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>Sanığın temyiz sebepleri özetle; hükmü temyiz ettiğine ilişkindir. <br><br>III. OLAY VE OLGULAR<br>Temyizin kapsamına göre;<br><br><br>Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, sanığın ihbar üzerine alınan arama emrine istinaden yapılan üst aramasında ele geçen 1 paket esrarı kullanmak için bulundurduğunun; ele geçen esrarın miktarı, ele geçiriliş şekli, olay tutanağı, sanığın ikrarı, kriminal rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği halde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı tespit edilerek hükmün aynen açıklanması suretiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>IV. GEREKÇE<br>Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, delillerin hukuka uygun olarak ve tam toplandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.<br>1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının \"bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası\" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan \"Basit Yargılama Usulü\" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan \"Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.\" şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan \"01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.\" şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33  sayılı iptal kararı ile, \"...kovuşturma evresine geçilmiş...\" ibaresinin, aynı bentte yer alan \"... basit yargılama usulü...\" yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanu'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; \"mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza        <br> dörtte bir oranında indirilir.\" şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un  251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, \"Basit Yargılama Usulü\" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmasının gözetilmemesi,<br>2. Sanığın eylemi nedeniyle, bozma öncesi hükümde 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 07.03.2013 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.03.2018 tarihli bozma ilamı ile bozulduğunun anlaşılması karşısında: 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; \"Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz\" şeklindeki düzenleme gereğince 07.03.2013 tarihli hükümle tayin edilen 6.000,00 TL adli para cezasının sonuç ceza açısından sanık bakımından kazanılmış hak olduğu gözetilmeden bozma sonrası yapılan yargılama sonucu 25.05.2022 tarihli hükümle 10 ay hapis cezasına hükmedilmesi,<br>hukuka aykırı görülmüştür. <br>V. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli ve 2021/377 Esas, 2022/180 Karar sayılı kararına yönelik  sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,<br>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br>06.12.2023 tarihinde karar verildi.<br>  <br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f79e270242829b59","SID":"26c21e32af4ae0b6"}}