{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Hukuk Dairesi         2022/2609 E.  ,  2023/6564 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2020/1338 Esas, 2021/1978 Karar<br>HÜKÜM\t: Davanın reddi<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>\t  (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)<br>SAYISI\t: 2016/899 E., 2019/352 K.<br><br><br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 140.000,00 TL bedelli bononun müvekkilinden çalındığını, anılan bonoya dayalı olarak tanımadığı davalı tarafından bononun icra takibine konu edildiğini, polise şikayet başvurusu yapıldığını, taraflar arasında bir hukuki ilişki bulunmadığını, bononun tahrif edildiğini, senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek davalının Manavgat 3. İcra Müdürlüğünün 2016/3539 E. sayılı takip dosyası ile başlattığı icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, takibin ve bononun iptalini, bononun müvekkiline istirdadını talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, bononun dolu olarak davacı tarafından teslim edildiğini, davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, dava dilekçesinde ismi geçen kişilerin müvekkilince tanınmadığını savunarak davanın reddini, kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bono altındaki imzanın davacıya ait olduğu hususunda çekişme olmadığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde, senet üzerinde yer alan “140.000,00”, “yüz kırk bin”, “...” yazıların ve imzanın aynı kalemle, senetteki diğer yazı ve rakamların ise farklı bir kalemle yazıldığının belirtildiği, bononun illetten mücerret olması nedeniyle davacının bononun rızası dışında elinden çıkmış olduğunu ve davalıyla aralarında hukuki bir ilişki olmadığını ancak yazılı bir delille ispat etmesi gerektiği, bu anlamda ispat yükünün davacıya düştüğü, bononun çalındığı iddiası yönünden şüphelinin bulunamadığı, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden takipsizlik kararı verildiği, soruşturma dosyasında davalının ifadesinde, davacıya ait taşınmazı almak amacıyla kendisiyle anlaştığını, 10.000,00 TL kapora verdiğini, aradan 3-4 gün geçtikten sonra da kalan 130.000,00 TL’yi nakit ödediğini, tapuyu alamayınca davacının kendisine 140.000,00 TL değerinde senet verdiğini, ödemiş olduğu 140.000,00 TL’yi evde bulunan euro ve altınları bozdurarak nakit şekilde ödediğini beyan ettiği, davalının resmi makamlar önünde vermiş olduğu bu beyanlarının kendisini bağlayacağı, davalının gerekçeli inkar niteliğindeki bu beyanıyla ispat yükünün yer değiştirdiği,  davalının davaya konu senet bedelini ne şekilde ödediğinin ispatlaması gerektiği, mal bildirim formu incelendiğinde ise davalının davaya konu bono bedeli olan 140.000,00 TL parası olduğuna dair herhangi bir bildirimde bulunmadığının görüldüğü, yine davaya konu senedin tanzim tarihinin 15.04.2015, vade tarihinin 15.05.2015 olduğu, icra takibinin ise 20.09.2016 tarihinde yapıldığı, davalının daha önce tanımadığı ve sadece ev alım satımı nedeniyle tanıdığı birine evi almadan 140.000,00 TL peşinat vermesi ve karşılığında aldığı bonoyu yaklaşık 14 ay sonra icraya koymasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, bu şekilde davacıyla, davalı arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar senet altındaki imza davacıya ait ise de senedin bir hukuki ilişkiye dayanarak davacı tarafından davalıya verilmediğinin anlaşıldığı, senet metninin üzerinin sonradan doldurulduğu iddiasının adli tıp raporuyla da örtüştüğü,  davaya konu senedin  taşınmaza istinaden verilmiş teminat senedi olduğu ve geri alındığı, daha sonra çalındığı veya kaybolduğu iddiasının doığruluğu hususunda kanaate ulaşıldığı, bu şekilde davaya konu senedin davacının rızası dışında arada bir hukuki ilişki olmaksızın ve bedeli ödenmeden davalının eline geçtiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davaya konu 140.000,00 TL bononun iptaline, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının oyalaması sebebiyle müvekkilinin senedi sonradan işleme koyduğunu, borçu olunan senedin evde tutulmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, senedin dolu verildiğini, müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile menfi tespit davasında kural olarak ispat yükünün davalı alacaklıya düştüğü, davalının takipte dayandığı bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu, davalının bononun gayrimenkul satımı için verilen peşin paranın teminatı olduğu yönündeki savunması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı, hukuk mahkemelerinin tarafların iddia ve savunmasıyla bağlı olup, ilk derece mahkemesinde re'sen delil toplanması kurallarının uygulanmayacağı, Mahkemece, davalının 140.000,00 TL peşinat verebilecek ekonomik gücünün olup olmadığı yönünde yapılan araştırmanın delillerin taraflarca toplanması ilkesine aykırı olduğu gibi gayrimenkul satımında önceden peşinat vermenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı yönündeki değerlendirmenin de isabetli görülmediği, senedin rıza dışında elden çıktığının senetle ispat kuralı gereği yazılı delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar <br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. <br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının taşınmaz karşılığında senet aldığını, müvekkilin taşınmazı devretmediğini iddia ettiğini, senette “nakten” kaydı olduğundan bu beyanın talil niteliği taşıdığını, ispat yükünün davalıya geçtiğini, davalının senedin eksiksiz doldurulup kendine verildiğini savunduğunu, oysa senette farklı kalem ürünü yazıların bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin re’sen delil toplamadığını, bu yönde delilerinin bulunduğunu, tüm delillerin toplanmadığını, senedin davacının rızası dışında elinden çıkıp bir şekilde davalıya geçtiğini, senedin neye karşılık düzenlendiği hususunda davalının bir beyanda bulunmadığını, soruşturmadaki iddialarının ise hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.<br><br>2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır alacağını alamadığını, icra inkar tazminatı taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme <br>Dava, menfi tespit  istemine ilişkindir.<br>\t<br>2. İlgili Hukuk<br>1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.<br><br>2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.<br><br>3. Değerlendirme<br>1.Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup dava konusu bononun üzerinde \"nakten\" ibaresi bulunmaktadır. Davalı ..., Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede, bir adet taşınmazı almak için davacı ile anlaştığını, önce 10.000,00 TL kaparo, 3-4 gün sonra da bakiye 130.000,00 TL'yi elden nakit ödediğini, ancak tapunun devrini alamadığı için davacının kendisine 140.000,00 TL değerinde senet verdiğini, tapunun adına tescili gerçekleşmeyince icra takip işlemlerine başladığını beyan etmiştir. Davalının bu beyanının içeriği bononun verilen kaparo ve bakiye taşınmaz bedelinin temini amacıyla düzenlendiği yönünde talil niteliği taşımaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin kabulünde olduğu gibi  ispat yükü  davalı üzerindedir. Davalının  taşınmaz satış bedeline mahsuben verildiği beyan edilen tutarın verildiğini ve taşınmaz satış ilişkisini ispatlaması gerekir. Dosya içeriğinde belirtilen hususlar yönünden davalı tarafından somut bir delil ortaya konulamamış, davalı ispat külfetini yerine getirememiştir. Bu durumda davacının menfi tespit isteminin kabulü yerine davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br><br>2. Kabule göre de, yargılama sırasında davacı 15.11.2017 tarihinde noterde düzenlenen alacağın devri sözleşmesiyle takibe ve davaya konu alacağından 60.000,00 TL'sini bütün ferileriyle birlikte ...'a devrettiğini, devir bedelini nakten ve tamamen aldığını, devralanın devre konu alacağın tamamını ilgili icra müdürlüğünden talep ve tahsil etmeye yetkili olduğunu, 26.03.2019 tarihinde yine noterde düzenlenen alacağın devri sözleşmesiyle takibe ve davaya konu alacağının bütün ferileri ile birlikte toplam 100.000,00 TL'lik kısmını ...'e devrettiğini, devir bedelini nakten ve tamamen aldığını, devralanın devre konu alacağın tamamını ilgili icra müdürlüğünden talep ve tahsil etmeye yetkili olduğunu belirtmek suretiyle devretmiş, devreden ve devralanlar devir sözleşmelerinin bir örneğinin icra müdürlüğüne ve borçluya tebliğini istemiştir. Devirlerin dava dosyasına yansıması üzerine davacı temlik alanların davayı dahil edilmesini istemiştir. Mahkemece alacağın bir kısmını temlik alan ... ve ...'un dahili davalı olarak davaya kabullerine, dava dilekçesi duruşma zabıtları ve bilirkişi raporlarından birer suretin tebliğine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında devralanlar davalılar arasında gösterilmiş, davanın kabulü ile; Manavgat 1. İcra Müdürlüğünün 2018/9380 E. (Eski Manavgat 3. İcra Müdürlüğünün 2016/3539 E.) sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davaya konu 140.000,00 TL bononun iptaline dair verilen karar bu kişilere tebliğ edilmiş, ancak devralanlar tarafından istinaf yoluna başvurulmamıştır. Bu durumda verilen karar icra dosyasındaki alacağı devralanlar yönünden kesinleşerek davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu halde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. <br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,<br><br>Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, <br><br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, <br><br>Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br><br>08.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. <br><br>\t\t\tKARŞI OY<br>Bozma ilamının birinci bendi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu kanaatinde olduğumdan bu bendde açıklanan bozma gerekçesine katılmıyorum.<br>\t\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cacb8bd3648b8788","SID":"9f94aeba127c4de1"}}