{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2006/14140 E.  ,  2006/18393 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi<br><br><br>Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi ve Belediye Başkanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R<br><br>Davacı Hazine, 24.06.2005 tarihli dava dilekçesiyle ... Köyü (Mahallesi) 8328 ada 9 parsel sayılı 310 m2  yüzölçümündeki taşınmazın, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1989 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması  sonucu kesinleşen işlemle  Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığından, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilin istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin davalılar adlarına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi ve Belediye tarafından temyiz edilmiştir. <br>Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken  yine, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. <br>Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik  6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması,  1988 yılında yapılıp, 15.06.1989  tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.<br>Arsa niteliğinde ve 310 m2 yüzölçümünde tapuda davalılar adına kayıtlı olan çekişmeli imar parseli, genel kadastroda ... 1958 tarih ve 48 sıra numaralı tapu  kaydı ile ... ... vakfı adına tesbiti kesinleşen 199 sayılı parselinden, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda  ifrazen oluşmuş, şuyulandırma ile yol boşluğu olarak tapulama dışı bırakılan alanlardan gelen 162//310 payı ... Belediyesi, 199 sayılı parselden gelen 148/310 payı ise davalı gerçek kişi adına tescil edilmiştir.<br>Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın, 3116 Sayılı Yasaya  hükümlerine  göre  1947  yılında  yapılıp  kesinleşen  orman  kadastrosu  sınırları içinde <br><br>                                                             -2-                                               2006/14140-18393<br><br>bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve  yine  yasa  ve yönetmelik hükümlerine  uymadan  çalışma yapan ... tefrik komisyonunca, ... makisi olarak tesbit edilmişse de,  1978 yılında  Orman Yönetimi  tarafından, makiye ayırma işlemine değer   verilmeyip, orman kadastro  sınırı  içinde  kalmaya  devam  ettiği  kabul edilerek, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik  kaybı  nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak,  Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, bu işlemin ... İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararıyla, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu niteliğinin yitirmediği belirlenerek, (makiye ayırma işlemine değer verilmeden) orman rejimi dışına çıkarma işleminin iptal edildiği, kararın Danıştay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, daha sonra, 1989 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, yine makiye ayırma işlemine değer verilmeden, taşınmazın 1947 yılında kesinleşen orman sınırları içinde aplike edildikten sonra 3302 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması soncu, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin dahi itirazsız kesinleştiği ancak, bu işlemler göz önünde bulundurulmadan, Davaya konu taşınmazın 1970 yılında yapılıp 12.12.1970 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosunda 312650 m2  yüzölçümündeki, Ağustos 1936 tarih 1 numaralı sicilden gelen, ... 1958 tarih 48 numaralı tapu kaydı uygulanarak  ... ... Vakfı adına tesbit ve tescil edilen 199 sayılı kadastro parselinin, 2981 Sayılı Yasa uygulamasıyla  ifrazı sonucu,  arsa niteliğiyle, şuyulandırmada 199 sayılı parselden gelen payı gerçek kişi, genel kadastroda yol boşluğu olarak bırakılan yerler nedeniyle birr kısım payı da belediye adına tapuya  tescil  edildiği, ... Genel Müdürlüğünün Ağustos 1936 tarih 1 numaralı tapu kaydına dayanarak Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi  davası, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanı tarafından Hakem sıfatıyla görülen bu davada Ağustos 1936 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan ve  ... elemanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28.05.1970 tarihli krokide gösterilen taşınmaza, Orman Yönetiminin el atmasının önlenmesine 09.04.1973 gün ve 1974/40 - 48 sayıyla  karar verilmişse de, Hakem kararına ilişkin dava dosyası yada  kararın onaylı örneği ve eki ... elemanı bilirkişi krokisi bulunamadığı gibi  Hakem kararının kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı, Hakem tarafından 1947 yılında  kesinleşen orman kadastrosunun da iptal edilmediği ve mahkemece yapılan keşif sonucu orman ve ... elemanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda,  Hakem kararının dayanağı ...  tarafından düzenlenen krokide hakem kararına konu olan  taşınmazın kuzey sınırında  ... Çayının gösterilmesi  nedeniyle o davaya konu taşınmazın ... Çayının güneyinde kaldığının 199 sayılı parselin ise ... Çayının kuzeyinde kaldığı anlaşıldığından, çekişmeli parselin geldisi olan 199 sayılı parselin Hakem kararı ile ilgisinin bulunmadığı,  ... Köyünde 1952 yılında çalışan I numaralı makiye ayırma komisyonu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından  kuruluşu yasaya  uygun  olmadığı  gibi,  yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine  uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita  düzenlediği, yasaya aykırı kurulan  komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için ... tevzi işlemleri de yapılmadığı,  22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile \"5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1 - e. maddesi uyarınca kurulan ... tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği\" kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan  tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe  hukukça değer verilemeyeceği, yukarıda yazılı olduğu gibi makiye ayırma işlemine idare mahkemesince ve Danıştay tarafından da değer verilmediği, 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci  ve  makamın  yetkili  olmadığı,  makiye  ayırma  komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte <br><br>                                                                          -3-                                          2006/14140-18393    <br><br>hiçbir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın  2/B maddesi  uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği 1989 yılına kadar hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu,  5653  Sayılı  Yasanın  4. maddesindeki  “Bu  yasa  yayımı  tarihinde  yürürlüğe girer” hükmü gereğince, yasanın geriye yürümeyeceği, yerleşik yargı kararlarıyla “Yasaların geriye  yürümeyeceği  ilkesi”nin kabul  edildiği, yasanın  ve  yönetmeliğin  hiç  bir maddesinde yasanın  yürürlüğünden  önce  kesinleşen  orman  sınırları  içinde  kalan alanların  makiye   ayrılacağı konusunda da hiçbir hüküm bulunmadığı, bu nedenle 5653 Sayılı Yasa ile değiştirilen 3116 Sayılı Yasanın  1-e maddesinin de,  yasanın yürürlük tarihinden sonra  yapılacak  orman kadastro işlemlerinde uygulanması gerekeceği, bir arazi parçasının  kadastro  yoluyla  ya da  başka bir  amaçla  düzenlenmiş haritası varsa, o arazide  sonradan yapılacak ifraz ve  değişiklik  işlemlerinin o araziye ait harita üzerinde gösterilip  işaretlenmesinin; kadastro tekniğinin, aklın ve mantığın gereği olduğu, 3116 Sayılı Yasa  hükümlerine göre orman kadastrosu yapılan ve kesinleşen  ormanların tümünün, tahdit tutanakları ile birlikte 1/10.000  ölçeği ile düzenlenen  haritaları bulunduğu halde, yönetmeliğin hiç bir maddesinde ... komisyonlarını belirleyeceği makilik sahaların, orman kadastro (tahdit) haritaları üzerinde gösterileceği konusunda hiçbir  hüküm bulunmadığı, bu yerlerin askeri haritalar üzerinde gösterileceğinin belirtildiği, 5653  Sayılı Yasanın  yayımı tarihinde  yürürlüğe gireceği hükmü ile yönetmeliğin yukarıda yazılı hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde, ... belirleme komisyonlarının  orman kadastrosu (tahdidi) yapılmamış yerlerde çalışacağının açıkça anlaşıldığı, Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceği, (HG.K. 1978/778 Sayılı kararı), Y.K.D’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan H.G.K.’nun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19-97 sayılı kararı ile “kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu kayıtları yasal değerini yitirdiğinden, o yer makiye ayrılmış olsa bile eski tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği” nin  kabul edildiği,  doğal olarak  böyle  bir yerde   zilyetliğe  değer verilmesinin de  düşünülemeyeceği,  gerek 3116 Sayılı ve gerekse 5653 Sayılı Yasada ve bu yasa gereğince çıkartıldığı kabul edilen  yönetmeliğin, “makiye ayırma işleminin orman rejimi dışına çıkarma işlemi, ya da kesinleşen orman sınırını daraltma ve değiştirme işlemi olduğu veya olacağı konusunda da hiç bir hüküm bulunmadığı, kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse orman içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki \"Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez\" hükmü  gereği  ve orman mülkiyet hukuku  ve orman ceza hukuku yönünden orman sayılan yer olduğundan, böyle bir yere el atıp zilyet olan kişinin eyleminin orman yasasının ceza hükümlerine göre suç oluşturacağı, kişilerin yasalar karşısında suç olan eylemleri kendi yararlarına hukuki bir sonuç doğuramayacağı, kesinleşen orman kadastrosu bulunan yerlerde ceza hakiminin, kesinleşen orman kadastrosunun, 3116 Sayılı Yasanın 13 veya 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesinin emredici hükmü gereğince tapuya tescil edilip edilmediğine bakmadan [Medeni Yasanın 715 (E.641) Maddesi  hükmüne göre \"...yararı   kamuya  ait  mallar,  Devletin hüküm ve  tarrufu altındadır.... yararı kamuya ait ... yerler,  kimsenin  mülkiyetinde değildir ve  hiç bir şekilde  özel mülkiyete konu olamaz\" ve yine 999 (E.912) Maddesi gereğince “Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz” kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan taşınmaz parçası  hukuken kamu  malı  orman  sayılan   yer  olduğu ve tapu kütüğüne tescil edilmemiş olması taşınmazın hukuken orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve  kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde  kalan  tapu  kayıtları  yasal değerini yitireceğinden] sadece orman kadastro harita ve tutanaklarını uygulayıp,  o  yerin  orman  sayılan  yerlerden  olup  olmadığını  tesbit  ederek,  o yer kesinleşen <br><br>                                                                        -4-                                                2006/14140-18393<br><br>orman sınırları içindeyse, makiye ayrılan yer bile olsa, o yere herhangi bir  şekilde  el atan kişiyi mahkum etmekte olduğu,  H.G.K.'nun 1998/903 Sayılı  kararında açıklandığı gibi orman  sınırlaması  kesinleşen yerlerde bir yerin orman sayılan yer olup olmadığının sınırlama harita ve tutanaklarının  uygulanması sonucu  belirleneceği, makiye ayrılmakla o yerin orman kadastro sınırları   dışına   çıkartılmış    kabul   edilmeyeceği,  bu  güne  kadar  Ceza  Mahkemelerinin  ve Yargıtay'ın   uygulamasının   bu   şekilde   olduğu,  5653  Sayılı  Yasanın,  08.09.1956  tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Yasasının 117. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 5653 Sayılı Yasanın 1/e maddesine paralel  nitelikte hüküm getiren, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi uyarınca, Orman Genel Müdürlüğünün 24.12.1959 ve şb 2.2802-1 sayılı teklifi ve Bakanlık makamının 24.12.1965 günlü oluru ile yürürlüğe giren ... ve Makilik Sahaların Tespitine Ait Talimatnameyle, 17.08.1950 tarih ve 2.Şb 9857-203 sayılı tamimle yayınlanan ... Yönetmeliğinin yürürlükten kaldırdığı, buna rağmen  ... Yönetmeliği dayanak gösterilerek 24.12.1965 tarihine kadar ve yine bu tarihten sonra da ... Talimatnamesi dayanak gösterilerek makiye ayırma çalışmalarının yapıldığı, 3116 Sayılı Yasanın 7. maddesi orman kadastro komisyonlarının yaptıkları orman kadastro işlemlerinin, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarma (2/B) işlemleri sonuçlarının ilan edileceğini ve itiraz süresi içinde itiraz edilmez ve dava açılmaz ise işlemlerin kesinleşeceğini bildiriliği, yasalar ile bu konuda çıkartılan yönetmeliklerde de ilan süresi ile nerede? Ne kadar ? süre ile yapılacağı, ilandan sonra kimler tarafından nasıl itiraz edileceği, itirazın nasıl inceleneceği, davanın kimler tarafından hangi mahkemeye açılacağı konularının ayrıntılarıyla düzenlendiği, 2613, 5602, 766 ve 3402 sayılı kadastro yasaları ve bu yasalar gereği çıkartılan yönetmeliklerde  de, bu konularda açıklayıcı ve emredici, hükümler bulunduğu halde, gerek 08.09.1956 tarihinden önce ve gerekse bu tarihten sonra yapılan makiye ayırma çalışmalarının hiçbiri ilan edilmemiş olduğu gibi yasa, yönetmelik ve talimatnamede, yapılan çalışmanın yerindeliğinin, hangi makam tarafından incelenip denetleneceği ve onanacağı konularında da hiçbir hüküm bulunmadığından, makiye ayırma çalışmalarının  Orman  İdaresinin bir iç işi olduğu, orman rejimi yada orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı,  yapılan işlemin  her zaman iptal edilebileceği, ya da  yeniden yapılacak bir orman kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin orman kadastro sınırı içine alınabileceği, makiye ayrılmakla birlikte o taşınmazın hukuken orman olmaya  ve  kesinleşen  orman  kadastro  sınırı  içinde  kalmaya devam ettiği, çünkü, \"orman niteliğini  kaybetme nedeniyle  orman rejimi dışına çıkarma\" kavramının 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra  hukukumuzda yer aldığı ve  Anayasanın  bu maddesinin değiştirilmesinden  sonra  6831 Sayılı Yasanın  2. Maddesi  değiştirilerek “bilim ve ... bakımından orman niteliğini yitirme” nedeniyle orman rejimi dışına çıkartma işleminin  orman kadastro komisyonları  tarafından yapılmaya  başlanıldığı ve kesinleşen orman sınırları içinde iken makiye ayrılan  yerlerin  kesinleşen  orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul  edilerek  somut olayda  olduğu   gibi  2/B madde uygulamasıyla   orman   rejimi  dışına çıkartıldığı, makiye ayırma işlemlerine değer verilmediği,  20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını  direnme yoluyla inceleyen ve 20.Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün   6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 sayılı kararlarında  makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve  makiye ayrılan yerin  halen  orman sınırı  içinde kalmaya devam ettiğinin   kabul edildiği, Orman Yönetimi de, ... Yönetmeliği ve  ... Talimatnamesindeki   hükümleri bu şekilde anlayıp yorumlayarak, uygulamalarını da buna göre yürüttüğü, yerleşik Yargıtay kararlarıyla  yönetimin bu uygulamalarının doğru bulunduğu, orman sayılan yerler ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına  çıkartılan   yerlerde  2981 ve  3194  Sayılı Yasa uygulaması  yapılacağı konusunda   hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine,  3194 Sayılı  İmar Yasasının 4. Maddesindeki  \"... diğer özel yasalar  ile belirlenen veya belirlenecek  olan  yerlerde, bu  (imar) yasanın  özel  yasalara   aykırı  olmayan   hükümleri  uygulanır\"  hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın <br><br>                                                                              -5-                                          2006/14140-18393<br><br>3290 Sayılı Yasa ile değişik Geçici  2. Maddesinin  (e) bendi  hükmünü iptal eden  Anayasa Mahkemesinin  27.09.1995 gün  ve 1995/13-51 Sayılı kararı  ve H.G.K.'nun  07.12.1997 gün  ve  1997/1-655-1003 Sayılı  kararı  ile  kabul  edilen  \"... kamu  malı  niteliğini  kazanan  bir taşınmazın imar uygulamasına  tabi  tutularak  özel  mülkiyete  dönüştürmeye   idari   mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla,  idari mercilerin yasadan kaynaklanan  bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları  kararların  yok hükmünde, buna  dayanan  tescilinde, M.Y.'nın 1024.(932.) maddesi  gereğince  yolsuz  tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki  2924 Sayılı  Yasada  ve  3402 Sayılı  Yasanın  16/D maddesinde özel olarak  düzenlenen Devlet Ormanları ve  nitelik kaybı  nedeniyle  orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına  tabii olduğu, H.G.K'nun 24.03.1999 gün  1999/1-170-167  ve  21.02.1990 gün 1989/1-700-101  kararlarında  belirtildiği  gibi, aslında  özel  mülkiyete  konu olmayan  taşınmazlar her nasılsa  tapuya  tescil edilmiş olsa  bile, bu durum  taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar  hakkında M.Y.'nın 1023. (931.) maddesinde  belirtilen  iyi niyetle  iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl  oluşursa oluşsun,  yanlış ve   yolsuz tescillere  dayalı olarak  tapu sicilinde  yapılacak değişiklikleri  öngören  iptal davaları  görevini  Adliye Mahkemelerine   verdiği(M.Y.- Md. 1025.(933)”,  6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu  nitelik kaybı nedeniyle  Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların,  Anayasanın  170. maddesinde belirtilen  kamu hizmetinin yerine  getirilmesi  için  2924 Sayılı Yasa  gereği  Orman Bakanlığının  emrine  geçeceği,  başka bir anlatımla,  Orman  Bakanlığına tahsis edilmiş  sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın  17. maddesi  ve  yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle,  aynı yasanın  18. maddesi  hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi  Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı,  H.G.K.’nın 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 gün  ve  1999/1-302 -258  sayılı  ve   aynı  gün  1999/1-304 -260 ve 30.06.1999 gün  ve 1999/1-544-561 sayılı  kararlarında  kabul edildiği gibi,  Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususları gözetilerek, Hazine davasının  kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 27/12/2006 günü oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6445432c99915e3006be51172755be99","SID":"c1f52d4cde9a2441"}}