{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2006/8503 E.  ,  2006/11674 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi<br><br><br>Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R<br>Davacı Hazine, 01.07.2005 tarihli dilekçesiyle, ... Mahallesi (Köyü) 6671 ada 10 sayılı parselin 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman  kadastro sınırları içerisindeyken, 1988 yılında yapılan ve kesinleşen  3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın  kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan 1970 yılında  yapılan genel kadastro sırasında orman olarak tapulama dışı bırakılan ve ihdasen belediye adına oluşturulan 316 sayılı  parselin ifrazıyla dava konusu  parselin ... Belediyesi  adına tapu kaydı oluşturulduğunu, tahsis ve satışlar sonucu davalı gerçek kişi adına tapuya kayıt edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil  niteliğindeki davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.  Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. <br>Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın  tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. <br>Çekişmeli taşınmazın idari olarak içinde bulunduğu ... Köyünde  dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 17.03.1977 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 17.02.1983 tarihinde ilan edilip, dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik  6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve ... Merkezde 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989  tarihinde ilan edilen ve dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.<br>Arsa niteliğinde ve 465 m2 yüzölçümünde  tapuda  davalı  adına kayıtlı olan çekişmeli parsel, arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakılan, 24.05.1985 tarihinde ihdasen ... Belediyesi adına tescil edilen, 16856 m2 yüzölçümündeki 316 sayılı parselin 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ifrazıyla oluşturulmuştur.  <br>  Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın, 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya  ve  ilgili  yönetmeliğe  aykırı olarak kurulan ve  yine   yasa   ve  yönetmelik  hükümlerine  uymadan  çalışma  yapan  ... tefrik  komisyonunca, kdeniz makisi olarak tesbit edilmişse de,  1977 yılında  Orman Yönetimi  tarafından, makiye ayırma işlemine değer   verilmeyip, orman kadastro  sınırı  içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek,  1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik  kaybı  nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı,  ancak, bu işlemler göz önünde bulundurulmadan, taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma amacına aykırı  olarak, 2981 Sayılı Yasa uygulaması sonucu,  önce  ... Belediyesi  adına tapuya  tescil   edildiği,  ... Belediyesine devredildiği, tahsis ve satışlar ile davalıya geçtiği belirlenmiştir. <br>  ... köyünde 1952 yılında çalışan I numaralı makiye ayırma komisyonu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından  kuruluşu yasaya  uygun  olmadığı  gibi,  yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine  uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita  düzenlediği, yasaya aykırı kurulan  komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için ... tevzi işlemleri de yapılmadığı,  22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile \"5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan ... tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği\" kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması,  makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma  işlemlerine ve  özel yasalar uyarınca oluşturulan  tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe  hukukça değer verilemeyeceği,  1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmadığı, Makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiçbir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların,  6831  Sayılı Yasanın  2/B maddesi  uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği 1989 yılına kadar hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu,  5653 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki “Bu yasa yayımı tarihinde yürürlüğe girer” hükmü gereğince, yasanın geriye yürümeyeceği, yerleşik Yargı kararlarıyla   “Yasaların geriye yürümeyeceği ilkesi” nin kabul edildiği, yasanın ve yönetmeliğin  hiç bir maddesinde Yasanın yürürlüğünden önce kesinleşen orman sınırları içinde kalan alanların   makiye   ayrılacağı  konusunda da   hiçbir hüküm   bulunmadığı, bu nedenle 5653   Sayılı  Yasa ile değiştirilen  3116 Sayılı Yasanın   1-e  maddesinin de,  yasanın yürürlük tarihinden sonra  yapılacak  orman kadastro işlemlerinde  uygulanması gerekeceği, bir arazi  parçasının  kadastro  yoluyla  ya da  başka bir  amaçla  düzenlenmiş haritası varsa, o arazide  sonradan yapılacak ifraz ve  değişiklik  işlemlerinin o araziye  ait   harita üzerinde   gösterilip  işaretlenmesinin; kadastro tekniğinin, aklın ve  mantığın gereği olduğu, 3116 Sayılı Yasa  hükümlerine göre orman kadastrosu yapılan ve kesinleşen   ormanların  tümünün, tahdit tutanakları  ile birlikte  1/10.000  ölçeği ile düzenlenen  haritaları  bulunduğu halde, yönetmeliğin  hiç bir  maddesinde  ... komisyonlarının  belirleyeceği  makilik  sahaların, orman kadastro  (tahdit)  haritaları üzerinde gösterileceği  konusunda hiçbir  hüküm bulunmadığı, bu  yerlerin askeri haritalar üzerinde gösterileceğinin   belirtildiği, 5653  Sayılı Yasanın  yayımı  tarihinde  yürürlüğe gireceği  hükmü ile  yönetmeliğin yukarıda yazılı hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde, ... belirleme komisyonlarının  orman kadastrosu (tahdidi) yapılmamış yerlerde  çalışacağının açıkça anlaşıldığı,  Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay  Daire  Kararları  ve  H.G.K.  kararlarında  açıklandığı  gibi, kesinleşen orman kadastro  <br>sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceği, (HG.K. 1978/778 Sayılı kararı), Y.K.D’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan H.G.K.’nun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19-97 sayılı kararı ile “kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu kayıtları yasal değerini yitirdiğinden, o yer makiye ayrılmış olsa bile eski tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği” nin  kabul edildiği,  doğal olarak  böyle  bir yerde   zilyetliğe  değer  verilmesinin de  düşünülemeyeceği, gerek 3116 ayılı ve gerekse 5653 Sayılı Yasada ve  bu yasa  gereğince  çıkartıldığı  kabul edilen  yönetmelikte, makiye ayırma işleminin orman rejimi dışına çıkarma işlemi, ya da kesinleşen orman sınırını daraltma ve değiştirme işlemi olduğu veya olacağı konusunda da hiç bir hüküm bulunmadığı, kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse orman içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki \"Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez\" hükmü  gereği  ve orman mülkiyet hukuku  ve orman ceza hukuku yönünden orman sayılan yer olduğundan, böyle bir yere el atıp zilyet olan kişinin eyleminin orman yasasının ceza hükümlerine göre suç oluşturacağı, Kişilerin yasalar karşısında suç olan eylemleri kendi yararlarına hukuki bir sonuç doğuramayacağı, kesinleşen orman kadastrosu bulunan yerlerde ceza hakiminin, kesinleşen orman kadastrosunun, 3116 Sayılı Yasanın 13 veya 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesinin emredici hükmü gereğince tapuya tescil edilip edilmediğine bakmadan [Medeni Yasanın 715 (E.641) Maddesi  hükmüne göre \"...yararı   kamuya  ait  mallar,  Devletin hüküm ve  tarrufu altındadır.... yararı kamuya ait ... yerler ,  kimsenin  mülkiyetinde değildir ve  hiç bir şekilde  özel mülkiyete konu olamaz\" ve yine 999 (E.912) Maddesi gereğince “Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz” kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan taşınmaz parçası  hukuken kamu  malı  orman  sayılan   yer  olduğu   ve   tapu kütüğüne  tescil edilmemiş olması taşınmazın hukuken orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve  kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde  kalan  tapu  kayıtları  yasal değerini yitireceğinden] sadece orman kadastro harita ve tutanaklarını uygulayıp, o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığını  tesbit  ederek,  o yer kesinleşen  orman  sınırları içindeyse, makiye  ayrılan yer bile olsa,  o yere   herhangi bir  şekilde  el atan kişiyi mahkum etmekte olduğu, H.G.K.'nun 1998/903 Sayılı  kararında açıklandığı gibi orman  sınırlaması  kesinleşen yerlerde bir yerin  orman sayılan yer olup olmadığının sınırlama harita ve tutanaklarının  uygulanması sonucu  belirleneceği, makiye ayrılmakla o yerin orman kadastro sınırları dışına çıkartılmış kabul edilmeyeceği,  bu güne kadar  Ceza mahkemelerinin ve Yargıtay'ın uygulamasının bu şekilde olduğu, 5653 Sayılı Yasanın,  08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Yasasının 117. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 5653 Sayılı Yasanın 1/e maddesine paralel  nitelikte hüküm getiren, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi uyarınca, Orman Genel Müdürlüğünün 24.12.1959 ve şb 2.2802-1 sayılı teklifi ve Bakanlık makamının 24.12.1965 günlü oluru ile yürürlüğe giren ... ve Makilik Sahaların Tespitine Ait Talimatnameyle, 17.08.1950 tarih ve 2.Şb 9857-203 sayılı tamimle yayınlanan ... Yönetmeliğinin yürürlükten kaldırdığı, buna rağmen  ... Yönetmeliği dayanak gösterilerek 24.12.1965 tarihine kadar ve yine bu tarihten sonra da ... Talimatnamesi dayanak gösterilerek makiye ayırma çalışmalarının yapıldığı, 3116 Sayılı Yasanın 7. maddesi orman kadastro komisyonlarının yaptıkları orman kadastro işlemlerinin, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarma (2/B) işlemleri sonuçlarının ilan edileceğini ve itiraz süresi içinde itiraz edilmez ve dava açılmaz ise işlemlerin kesinleşeceğini bildiriliği, yasalar ile bu konuda çıkartılan yönetmeliklerde de ilan süresi ile nerede? Ne kadar ? süre ile yapılacağı, ilandan sonra kimler tarafından nasıl itiraz edileceği, itirazın nasıl inceleneceği, davanın kimler tarafından hangi mahkemeye açılacağı konularının ayrıntılarıyla düzenlendiği, 2613, 5602, 766 ve 3402 sayılı kadastro yasaları ve bu yasalar gereği çıkartılan yönetmeliklerde  de, bu konularda açıklayıcı ve emredici, hükümler bulunduğu halde,  gerek 08.09.1956 tarihinden önce ve gerekse bu tarihten sonra yapılan makiye ayırma çalışmalarının  hiçbiri  ilan  edilmemiş  olduğu  gibi  yasa,  yönetmelik  ve   talimatnamede, <br>yapılan çalışmanın yerindeliğinin, hangi makam tarafından incelenip denetleneceği ve onanacağı konularında da hiçbir hüküm bulunmadığından, makiye ayırma çalışmalarının  Orman  İdaresinin bir iç işi olduğu, orman rejimi yada orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı,  yapılan işlemin  her zaman iptal edilebileceği, ya da  yeniden yapılacak bir orman kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin orman kadastro sınırı içine alınabileceği,  makiye ayrılmakla  birlikte  o taşınmazın hukuken orman olmaya  ve  kesinleşen orman  kadastro  sınırı  içinde  kalmaya devam ettiği, çünkü, \"orman niteliğini  kaybetme nedeniyle  orman rejimi dışına çıkarma\" kavramının 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra  hukukumuzda yer aldığı ve  Anayasanın  bu maddesinin değiştirilmesinden  sonra  6831 Sayılı Yasanın  2. Maddesi  değiştirilerek “bilim ve ... bakımından orman niteliğini yitirme” nedeniyle orman rejimi dışına çıkartma işleminin  orman kadastro komisyonları  tarafından yapılmaya  başlanıldığı ve kesinleşen orman sınırları içinde iken makiye ayrılan  yerlerin  kesinleşen  orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul  edilerek  somut olayda  olduğu   gibi  2/B madde uygulamasıyla   orman   rejimi  dışına çıkartıldığı, makiye ayırma işlemlerine değer verilmediği,  20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını  direnme yoluyla inceleyen ve 20.Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün   6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 sayılı kararlarında  makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve  makiye ayrılan yerin  halen  orman sınırı  içinde kalmaya devam ettiğinin   kabul edildiği, Orman Yönetimi de, ... Yönetmeliği ve  ... Talimatnamesindeki   hükümleri bu şekilde anlayıp yorumlayarak, uygulamalarını da buna göre yürüttüğü, yerleşik Yargıtay kararlarıyla  yönetimin bu uygulamalarının doğru bulunduğu, orman sayılan yerler ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına  çıkartılan   yerlerde  2981 ve  3194  Sayılı Yasa uygulaması  yapılacağı konusunda   hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine,  3194 Sayılı  İmar Yasasının 4. Maddesindeki  \"... diğer özel yasalar  ile belirlenen veya belirlenecek  olan  yerlerde, bu  (imar) yasanın özel yasalara   aykırı olmayan  hükümleri uygulanır\" hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı  Yasa ile değişik Geçici  2. Maddesinin  (e) bendi  hükmünü iptal eden  Anayasa Mahkemesinin  27.09.1995 gün  ve 1995/13-51 Sayılı kararı  ve H.G.K.'nun  07.12.1997 gün  ve  1997/1-655-1003 Sayılı  kararı  ile  kabul  edilen  \"... kamu  malı  niteliğini  kazanan  bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari  mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla,  idari mercilerin yasadan kaynaklanan  bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları  kararların  yok hükmünde, buna  dayanan  tescilinde, M.Y.'nın 1024.(932.) maddesi  gereğince  yolsuz  tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki  2924 Sayılı  Yasada  ve  3402 Sayılı  Yasanın  16/D maddesinde özel olarak  düzenlenen Devlet Ormanları ve  nitelik kaybı  nedeniyle  orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına  tabii olduğu, H.G.K'nun 24.03.1999 gün  1999/1-170-167  ve  21.02.1990 gün 1989/1-700-101  kararlarında  belirtildiği  gibi,  aslında  özel  mülkiyete  konu olmayan  taşınmazlar her nasılsa  tapuya  tescil edilmiş olsa  bile, bu durum  taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar  hakkında M.Y.'nın 1023. (931.) maddesinde  belirtilen  iyi niyetle  iktisap iddiasında  bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl  oluşursa oluşsun,  yanlış ve   yolsuz tescillere  dayalı olarak  tapu sicilinde  yapılacak değişiklikleri  öngören  iptal davaları  görevini  Adliye  Mahkemelerine   verdiği(M.Y.- Md. 1025.(933)”,  6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu  nitelik kaybı nedeniyle  Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların,  Anayasanın  170. maddesinde belirtilen  kamu hizmetinin yerine  getirilmesi  için  2924 Sayılı Yasa  gereği  Orman Bakanlığının  emrine  geçeceği,  başka bir anlatımla,  Orman  Bakanlığına tahsis edilmiş  sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın  17. maddesi  ve  yine yasalar gereği Hazineye  kalan  yerler  olması  nedeniyle,  kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak  <br>bulunmadığı,  H.G.K.’nın 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 gün  ve  1999/1-302 -258   sayılı  ve   aynı  gün  1999/1-304 -260 ve 30.06.1999 gün  ve 1999/1-544-561 sayılı  kararlarında   kabul edildiği gibi,  Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususları gözetilerek,  Hazinenin davasının  kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine  21/09/2006 günü oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c5af4f6095df7e64fae4eb501853702","SID":"b501a5ed70598c3d"}}