{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2007/11539 E.  ,  2008/1701 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Tüketici Mahkemesi<br><br>Taraflar arasındaki devre tatil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı  davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca   temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.<br>KARAR<br><br>Davacılar, davalı ...  ile  1.1.1996 tarihinden 31.12.2025 tarihine kadar geçerli olmak üzere 30 yıllık devre tatil sözleşmesi imzaladıklarını, halen tesislerin  diğer davalı  ... Turizm... A.Ş  tarafından işletildiğini, 2004  yılındaki devre tatil haklarını kullanmak için tesise gittiklerinde içeri alınmadıklarını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradıklarını  ileri sürerek, 2025 yılına kadar dava konusu tesiste devre tatil hakkı sahibi olduklarının tesbitine, bu konudaki muarazanın giderilmesine, 2004 yılı devre tatil haklarının kullandırılmamasından doğan zararları nedeniyle de fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.000.000.000 TL maddi ve 5.000.000.000 TL de manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişler, 11.1.2007 tarihli ıslah dilekçeleri ile de, 2005 ve 2006 yılları için uğramış oldukları zararların da ödetilmesini talep etmişlerdir. <br>Davalılar, davanın reddini savunmuştur.  <br>Mahkemece, davacıların  2004-2005 -2006  yıllarında  tatil haklarını kullanamamaları nedeniyle 7.500,00 YTL maddi  tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, 31.12.2025 yılına kadar tesislerde hak sahibi olduklarının tespitine, diğer taleplerin reddine  karar verilmiş;  hüküm, her iki tarafça  temyiz edilmiştir. <br>1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların  aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan  diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. <br>2-Davacılar dava dilekçesinde, 2004 yılında tatil hakkını kullanamamaları nedeniyle  maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlar,  daha sonra vermiş oldukları 11.1.2007 tarihli  ıslah dilekçesi ile de devre tatil hakkını kullanamadıkları dava tarihinden sonraki dönemler olan 2005 ve 2006 yılları için de tazminat istemişlerdir. Dava, 5.1.2005  tarihinde açıldığına göre, dava tarihinden sonraki dönemlere ilişkin istemler yönünden dava ıslah edilemez.  Bu nedenle mahkemece,  ıslah dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olarak da tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. <br>3-Davacılar, 2004  yılı tatil haklarını  kullanamamaları ve bu nedenle yaşadıkları manevi yıkım ve üzüntü nedeniyle  de manevi tazminat  isteminde bulunmuşlardır. Borçlar Kanununun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı tartışmasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere ve Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlere saldırı halinde manevi bir zarar, başka bir ifade ile kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir. Dava konusu olayda davacıların, sözleşme tarihinden itibaren sekiz yıl gibi uzun bir süre belirli yer ve standardı olan davalılara ait tesislerde tatillerini geçirdikleri, 2004 yılında ise tamamen davalıların sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle bu haklarını kullanamadıkları, tesislere kadar gittikleri halde içeri alınmadıkları, bu nedenle  hayal kırıklığı, moral bozukluğu ve üzüntü yaşadıkları göz önünde tutulduğunda, öte yandan olayın tamamen davalıların akde aykırı fiillerinden kaynaklanmış olması, davacıların herhangi bir kusurlarının bulunmaması karşısında, dava konusu olayda kişilik hak ve değerlerinde irade dışında oluşan bir eksilmenin, dolayısıyla manevi bir zararın gerçekleştiğinin kabulü gerekir. O halde mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılıp takdir edilecek bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, kişilik haklarına saldırının bulunmadığından bahisle yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.<br>4-Davacılar dava dilekçelerinde, diğer taleplerinin yanında, 2025 yılına kadar dava konusu tesiste devre tatil hakkı sahibi olduklarının tespiti ile bu konudaki muarazanın giderilmesini de istemiş olup, mahkemece de davacıların bu talebi kabul edildiğine göre, söz konusu bu kalem istek yönünden, davacılar yararına muarazaya konu olan sözleşme bedeli üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin de davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, vekalet ücretinin sadece maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilmiş olması  usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. <br>SONUÇ:Birinci bent gereğince tarafların  diğer temyiz itirazlarının reddine,  temyiz edilen  kararın ikinci bentte  açıklanan  nedenlerle  davalı yararına  üçüncü  ve  dördüncü  bentlerde  açıklanan nedenlerle ise davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"470547244c9fb89c292ff8f7c736d262","SID":"033ec2ebabe6c2ef"}}