{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">4. Hukuk Dairesi         2021/18152 E.  ,  2021/4584 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi<br><br>Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun esastan reddine usul yönünden kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:<br>-K A R A R-<br><br>Davacı vekili; davalı ...’nin  bono nedeniyle davacıya  borçlu olduğunu, bu nedenle aleyhine icra takibi başlatıldığını ve takibin sonuçsuz kaldığını borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak maksadıyla diğer davalıya muvazaalı olarak taşınmazını sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.<br>Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf  edilmiştir.<br>Adana Bölge Adliye Mahkemesince, İstinaf başvurusunun esas yönünden reddine, usul yönünden kabulü ile davanın HMK 114/2 dava koşulu yokluğundan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>1-Dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da \"iyiniyet kurallarına aykırılık\" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.<br>Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin  kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya  geçici  aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279  ve  280.  maddelerinde  yazılı  iptal  şartlarının  bulunup  bulunmadığı  araştırılmalıdır.<br> Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine  göre borçlunun  ivaz  olarak pek  aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, ayrıca ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamının ve mühim bir kısmının devri halinde de tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.<br>    Somut olayda davacının Adana 10. İcra Müdürlüğü’nün 2017/7594 E. sayılı kambiyo takibine ilişkin dosyanın 30.05.2016 tanzim tarihli 29.05.2018 ödeme tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı olduğu, iptali istenen tasarrufun ise  27.09.2016 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Davalı ... tarafından, süresinde sunulan cevap dilekçesinde davacının davalı borçludan olan alacağının gerçek bir alacak olmadığını bu nedenle davacının davalı borçludan olan alacağını ispat etmesi gerektiği ileri sürülmüş , mahkemece, bonoya dayandırılan alacağın kaynağının, nakden mi malen mi olduğunun nakden ise paranın ne şekilde verildiğinin, malense hangi mal nedeniyle verildiğinin ispatlanması gerektiği, bu kapsamda davacının davalı üçüncü kişiye karşı alacağını ispat edemediği  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu bononun vadesinin üzerinden bir yıldan fazla süre geçtikten sonra takibe konulmasına ilişkin delil bulunmadığı, davacının alacağın gerçek olup olmadığı konusunda araştırma yapılmasını istediği bir delili bildirmediğinden bahisle alacağın gerçek olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine, usul yönünden kabulü ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. <br>\tYukarıda açıklanan hukuki düzenlemelerde belirtildiği gibi davanın ön koşullarından biri tasarrufun iptaline konu alacağın gerçek bir alacak olmasıdır. Ancak alacağın gerçek olmadığı ileri sürülürse mahkemece, alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu  isticvap edilerek  senedin  düzenlenmesine  neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun  ticari defterleri  üzerinde  bilirkişi incelemesi yaptırılarak  alacağın gerçekliği tespit edilerek ön koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır.  Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın ön koşul eksikliği nedeniyle usulden değil, esastan yapılan inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmiştir. Ön koşul eksikliği yönünden davanın reddi kararı ise istinaf incelemesi neticesinde verilmiştir.<br>O  halde Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekiline davaya konu icra takibinin konusu alacağın doğumuna ve gerçekliğine ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlunun varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile alacağın gerçekliğinin tespiti ile gerçek bir alacak olduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip yasal maddeleri  açıklanan iptal nedenlerinin  oluşup oluşmadığı irdelenerek  sonucuna  göre karar<br> verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde yani alacağın gerçek bir alacak olmadığının tespiti halinde davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Alacağın gerçek bir alacak olduğunun tespiti halinde Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak esastan incelemede; yukarıda anlatıldığı üzere İİK.nun 280. maddesinin değerlendirilmesi de gerekmektedir. İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun tespiti halinde İİK.nun 280. madde kapsamında değerlendirme yapılıp karar yerinde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmamıştır. <br>2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekçmiştir. <br>SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine usul yönünden kabulüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin ilk derece mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br>      <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a3be21ea5f95ff4","SID":"4539914666769437"}}