{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. Hukuk Dairesi         2018/7689 E.  ,  2020/2039 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi<br>DAVA TÜRÜ\t: Ecrimisil<br><br>\tTaraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.<br><br>\t                                     KARAR<br><br>\tDavacı vekili, 604 ada 1 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ve davalılara miras olarak kaldığını, bahsi geçen taşınmaz üzerinde 1 dükkan ve 4 daireden oluşan bina bulunduğunu, binanın murisin ölümünden itibaren davalılar tarafından kullanıldığını, kira gelirlerinden yararlanıldığını belirterek, 1.8.2004-1.8.2008 tarihler arası için 7.500,00 TL ecrimisil bedelinin tahsiline, haksız müdahalenin önlenmesine ve davalıların taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ..., taşınmazın 5 kardeşe ait olduğunu, sözlü paylaşımda davacıya bir dükkan düştüğünü, dükkanın kirada olduğunu ve kira parasının uzun zamandır davacı tarafından alındığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.<br>Mahkemece, müdahalenin meni talebinin reddine, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 7.576,66 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.<br>Dava, müdahalenin meni ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.<br>Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; davacı ve davalıların elbirliği halinde malik oldukları 604 ada 1 parsel üzerinde bodrum+zemin+2 normal kattan oluşan yaklaşık 40-45 yıllık bir bina bulunduğu anlaşılmıştır.<br>7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.<br>Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiği Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde düzenlenmiştir.<br>Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun  süreli  ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik  edilmesi halinde, ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5.  fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliği'nin  30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.<br>Bununla birlikte Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi  gereği tebligat ilk olarak şahsa  bilinen en son adresinde yapılır, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince de kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir; bilinen son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Mernis adresine yapılan tebligatın da iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligatın yapılması gerekir.<br>1.Somut olayda, davalı ... adına dava dilekçesi tebliğinin aynı konutta oturduğu belirtilerek diğer davalı ...’e yapıldığı, delil listesi tebliğinin aynı binada kızı Gülcan’ın beyanıyla muhatabın köye gittiğinin anlaşıldığı belirtilerek Tebligat Kanunu'nun m.21/1. maddesine göre yapıldığı, bilirkişi raporunun tebliğinin de aynı binadan kardeşi diğer davalı ...’in beyanıyla muhatabın köye gittiğinin anlaşıldığı belirtilerek Tebligat Kanunu'nun m.21/1. madesine göre yapıldığı,  ıslah dilekçesi tebliğinin ise doğrudan mernis şerhli çıkarılarak Tebligat Kanunu'nun m.21/2. maddesine göre yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı ...’a yapılan tebligatların, az yukarıda belirtilen 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde yapıldığı zira tebliğ memurunun tahkik görevini tam olarak yerine getirmediği, Osman’ın geçici süremi yoksa daimi surette mi adresten ayrıldığının belirlenmediği, dava dilekçesi tebliğinin aynı konutta oturduğu belirtilerek  Rasim’e yapılmasına karşın, sonraki tebligatın yine Rasim beyanıyla Tebligat Kanunu'nun m.21/1. maddesine göre yapıldığı ve iade tebligat olmadan doğrudan 21/2. maddeye göre tebligatın yapıldığı görülmektedir.<br>Öte yandan; 11.12.2014 tarihli celseye davalı ... katılmasına rağmen, duruşma zabtında davalı ... katılmış gibi gösterildiği anlaşılmaktadır.<br>O halde, yukarıda yazılı nedenlerle, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan, davalı ...’ın savunma hakkı kısıtlanarak davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir. <br>2. Kabule göre de; davalılardan ayrı ayrı tapudaki/mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında ecrimisilin tahsiline karar verilmesi gerekirken, herhangi bir oran kurulmadan hesaplanan ecrimisilin tüm davalılardan tahsiline karar verilmesi isabetli değildir.<br>\tSONUÇ: Davalı ...’ın temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a95981c562525b1e","SID":"ed2a072609b02527"}}