{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">3. Hukuk Dairesi         2017/8767 E.  ,  2018/7086 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:ASLİYE HUKUK (TİCARET)MAHKEMESİ<br>                              <br>Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:<br><br>Y A R G I T A Y  K A R A R I<br><br>Davacı, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi imzalandığını, kira süresi sonunda teslim edilen araçlarda hasar ve eksiklikleri davalı şirket yetkilisi ile birlikte tespit ettiklerini, davalının fatura bedelini ödemediğini belirterek 60.340,60 TL alacağın fatura tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı, davanın reddini istemiştir.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 60.080,00 TL'nin 03/06/2014 (davalıya ihtar edildiği) tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.<br>        Somut olayda, uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dava, 18/08/2014 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.<br>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.<br>Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.<br>2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. <br>SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,  6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.06.2018 tarihinde oyçokluğuyla verildi.                    <br>\t <br>(Muhalif)<br><br>                     MUHALEFET ŞERHİ<br><br>Dava araç kiralama  sözleşmesinden kaynaklı alacak     talebine ilişkindir. <br>6102 Sayılı TTK'nın 4.maddesinde Ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasında \"her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda...\" sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12.maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir\", yine aynı kanunun 16/1 maddesinde ise “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.”    hükmünü içermektedir. <br>Bu düzenlemeye göre davanın tarafları ticari şirket olmakla TTK uygulamasında tacir sayılırlar.<br>26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, \"6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı\" 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler\" şeklinde, 1.fıkrasında yer alan \"davalara\" ibaresi ise \"davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine\" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.<br>Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre ise  \"Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda\" Sulh Hukuk Mahkemesinin  görevli olduğu şeklinde düzenleme mevcuttur.<br>      Ticari davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin  6102 Sayılı TTK ‘nun 5. Maddesinde yapılan değişiklik 6100 sayılı HMK ‘nun yürürlüğe girmesi sonrasında 26.06.2012 Tarihinde  6335 sayılı kanunla  yapılmıştır.<br>Mer’i mevzuatta aynı konuyu düzenleyen birden fazla kanun olduğunda uygulanacak olan kanunun belirlenmesi “özel kanun-genel kanun “ kriterine göre “özel  kanun”  olacağı,  “önceki kanun – sonraki kanun “ kriterleri bakımından değerlendirme yapıldığında ise “sonraki Kanun” olacağı  genel hukuk ilkelerindendir.<br>Buna göre değerlendirme yapıldığında ; 6100 sayılı HMK 12.01.2012 Tarihinde kabul edilmiş 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği halde 6102 sayılı TTK 13.01.2011 tarihinde kabul edilmiş, 01.07.2012 Tarihinde  yürürlüğe girdiğinden  6102 sayılı TTK, 6100 sayılı  HMK ‘na göre daha sonraki bir düzenlemedir. <br>Ayrıca 6100 sayılı HMK hukuk davalarındaki yargılama usulünü  düzenlemesi bakımından genel bir kanun iken  6102 sayılı TTK da ki  Ticari davalara ilişkin görev düzenlemesi  ise  yargılama usulüne ilişkin özel bir “görev” düzenlemesidir.<br>Her iki kriter bakımından değerlendirme yapıldığında ise taraflar  TTK m.16/2 uyarınca  tacir olduğunda taraflar arasındaki   “kira sözleşmelerinden”  doğan davalarda  “ticari dava” niteliğinde olacağından  bu davalarda da  görevli mahkeme TTK m.5/4  uyarınca dava açılan yerde varsa müstakil Asliye Ticaret Mahkemeleri yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye ticaret Mahkemesi Sıfatıyla )  dir. <br>Somut olaydaki davaya konu olan  uyuşmazlık  tacirler arası  kira ilişkisinden  kaynaklanmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlıkta  her iki tarafın  tacir olması ve ihtilafın aralarındaki  kira sözleşmesinden kaynaklanması karşısında açılan bu dava  “ticari dava “ niteliğindedir. <br>Bu uyuşmazlık   ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin tayini    ticari nitelikte olmayan  kira ilişkisinden  doğan ihtilaflarda  Sulh Hukuk Mahkemelerini görevli kılan   6100 Sayılı HMK'nun 4. Maddesindeki görev düzenlemesi  değil , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. Maddesinde  6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklik  sonrasındaki    Asliye Ticaret Mahkemesini   görevli kılan  düzenlemeye göre belirlenmesi gerekecektir. Buna göre de temyiz incelemesine konu olan ticari davanın yargı yerinde varsa Müstakil Asliye Ticaret Mahkemesinde    yoksa 6102 Sayılı TTK m.5/4 uyarınca “ Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder “ düzenlemesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde Asliye Ticaret mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması   görev kurallarına aykırılık teşkil etmeyecektir.<br>Bu nedenle temyiz incelemesine konu olan  mahkeme kararının “davaya bakmakta Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle “ görevden bozulmayıp esastan  incelemesinin yapılması gerekir. <br>Açıklanan nedenlerden dolayı bu davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde  Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görülmesi  hukuka uygun  olduğundan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım. 26.06.2018<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"636e9ac390c1d431","SID":"48ea2fc5bb2fa278"}}