{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">12. Ceza Dairesi         2017/1818 E.  ,  2017/1777 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">Mahkemesi \t:Asliye Ceza Mahkemesi<br><br><br>       Bilinçli taksirle yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1, 89/2-b, 22/3, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Espiye Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2016 tarihli ve 2016/68 esas, 2016/637 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. <br>Dosya kapsamına göre, sanığın ehliyetsiz olarak kullandığı araçla mağdura çarpmak suretiyle kaza yapması sonucunda mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanması biçiminde kabul edilen olayda, sanığın eyleminin bilinçli taksir kapsamında kaldığı gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22/3. maddesinde ''Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.'' şeklinde düzenleme bulunduğu, sanık ... savunmasında araç ile geçmiş olduğu sokağın dar olduğunu ancak geçebileceğini düşündüğünü, geçtiği esnada birine çarptığını hatırlamadığını belirttiği, mağdur ... 18/04/2016 tarihli duruşmada araç sürücüsünün kendisini görmediğini düşündüğünü, zararının olmadığını ve şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, 04/05/2016 tarihli trafik bilirkişi raporunda mağdur ...'nin de tali kusurlu olduğunun belirtilmesi nazara alındığında, sanığın eyleminin taksirle yaralama suçu kapsamında kaldığı, 5237 sayılı Kanun'un 89/5. maddesinde yer alan, “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda bilinçli taksirle yaralama suçunun unsurlarının oluşmadığı, yaralanan mağdurun da şikâyetçi olmadığı da göz önüne alınarak davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü  19/01/2017 gün ve 94660652-105-28-14296-2016-kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;<br>Dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br>05.01.2016 günü saat: 13.15 sıralarında sürücü ...'nin yönetimindeki ticari kamyonet ile tek yönlü 23 Nisan Caddesini takiben Espiye Pazar yeri istikametine doğru seyrederek olay mahalline geldiğinde, yolun sağına yanaşarak durakladığı, bu sırada amcası olan katılan ...'nin aracın soluna (yol tarafına) gelerek sürücü ... ile konuştukları, bu esnada sürücü belgesi bulunmayan sanık ...'ın yönetimindeki kamyonet ile duraklayan aracın yanından geçerken aracının sağ aynası ile ...' ye çarparak orta derece kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda, sanığın bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal ederek asli kusurlu olduğu, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı bu nedenle, sanığa atılı taksirle yaralama suçunun TCK'nın 89/5. maddesi gereğince takibinin şikayete tabi olduğu, mağdur ...'nin 07.01.2016 tarihli karakol beyanı ile 18.04.2016 tarihli mahkeme beyanında, sanık hakkında şikayetçi olmadığını beyan ettiği, huzurda bulunan sanığın da vazgeçmeye açıkça karşı koymadığının anlaşılması karşısında; taksirli yaralama suçundan sanık hakkındaki davanın düşmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilemesinde bir isabet görülmediğinden,<br>Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan Espiye Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/06/2016 tarihli ve 2016/68 esas, 2016/637 sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre uygulama yapılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5237 sayılı TCK’nın 73/4. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca  DÜŞMESİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"399602c428028e05","SID":"fbb4d35ef8344dcb"}}