{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi         2016/4917 E.  ,  2016/14292 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">Mahkemesi\t:İş Mahkemesi<br>Dava Türü\t: Alacak<br><br>YARGITAY  İLAMI<br><br>\tTaraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:<br>\t1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,<br>\t2-Davacı, davalı işyerinde işe başladığı tarihten itibaren fabrikada çalışan işçilere ödenen ve kendisine de  ödenmesi gereken ve taahhüt edilen yemek ve yol yardımlarının ödenmediğinden bahisle bu alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. <br>\tDavalı, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının ulusal marketleri gezerek sorunlarını gidermek ve satış yapmakla görevli olduğunu, sendika üyesi olmadığını, kapsam dışı personel olduğunu, gerek Anayasa gerekse kanunlarda eşitlik ilkesinin olduğunu, ancak sendikalı işçilerle diğerleri arasında ücret ve maddi haklar konusunda farklı uygulama yapılabileceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tMahkemece, Toplu İş Sözleşmesindeki düzenlemelerden yararlanabilmek için davacının sendikalı olması ya da dayanışma aidatı ödemesi gerektiği belirtildiğinden, yapılan araştırmaya göre davacının sendika üyesi olmadığı ve dayanışma aidatı da  ödemediği anlaşıldığından yol ve yemek yardımı yardımından yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t Bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilip Dairemizin  2013/17705 Esas-  2014/3432 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda bozma ilamımıza uyularak davacının yol ve yemek yardımı talepleri hüküm altına alınmıştır.<br>\t Taraflar arasında, davalının zamanaşımı savunmasına değer verilip verilemeyeceği, konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. <br>\tZamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu \"eksik bir borç\" haline dönüştürür ve \"alacağın dava edilebilme özelliği\"ni ortadan kaldırır.<br>\tBu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.<br>\t4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.  <br>\t5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir. <br>\tSözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i  ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.  <br>\tDava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. <br>\tCevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.<br>\t1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz. <br>\tSomut olayda, kısmi dava olarak açılan davaya karşı davalı süresinde zamanaşımı definde bulunmuş olup buna göre yemek alacağının 02.04.2005 tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken daha önceki tarihten hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm  kurulması hatalı olup bozma nedenidir.<br>\tSONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57f7ed4b2e485e24331ce26f4be10e3c","SID":"81f49853155847b7"}}