{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2016/14882 E.  ,  2016/13620 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>... adına Av. ... ile .... aralarındaki dava hakkında.... Mahkemesinden verilen 23.06.2014 günlü ve 2012/23-2014/399  sayılı hükmün, davacı Kurum  vekili  tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>        Gıyabi hükmün davalı ..... adına \"daimi çalışan....\"  imzasına tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.<br>           7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre;  hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. \t<br>           Somut olayda, gıyabi hükmün  davalı şirket  adına \"daimi çalışan\" imzasına tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, işyeri temsilcisinin işyerinde  bulunup bulunmadığı, bu nedenle daimi işçiye tebligat yapılıyorsa,  işçinin  vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş olup olmadığı, bu şahsın bulunmaması nedeniyle tebligatın anılan kişiye  yapıldığı hususlarında  da tebliğ mazbatasında herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. <br>          Yukarıda açıklanan nedenlerle,  .....Ş.'ne  yapılan tebligatın, hükmi şahıslara tebligat usulünü düzenleyen 7201 sayılı Yasanın 12. ve 13.  maddelerine aykırı olduğundan  usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. <br>     ....’nin “adil yargılanma hakkı”na ilişkin 6. maddesinde öngörülen “davanın makul süre içinde görülmesi” kavramının zorunlu içeriğinden birisi de dosyaların temyiz incelemesi için süresinde ve eksiksiz biçimde Yargıtay’a gönderilmesidir. Bu nedenle hem iç hukuk açısından hem de ....’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler bakımından uyuşmazlığın kesin hükümle sonuçlanmasına kadar geçen tüm süreçlerin titizlikle ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi bu işle görevli olanların sorumluluğu altındadır.<br>           Bu nedenle bir daha geri çevirmeye mahal bırakmaksızın gıyabi hükmün,  davalı .... yöntemince tebliğ edilerek ve gerektiğinde  (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesinde yer<br>   ./..<br><br> alan 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 10.11.2016  gününde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br>...<br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21183f006388d8815540431b0fe4c442","SID":"9a9e95fb5d15363f"}}