{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">13. Hukuk Dairesi         2015/9694 E.  ,  2016/7422 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi<br><br>Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalılar vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ...'un gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br><br>KARAR<br>Davacılar, davalılar murisi ...'ın ölüm tarihine kadar dava dışı ...'tan aldığı toplam 700.000 nin ödenmesinde murisleri ...'in kefil olduğunu, bu borca karşılık ... hesabından toplam 700.000 TL bedelli üç adet hatır çeki verdiğini, akabinde bu borcun ödenmesi konusunda 11.11.2010 tarihli protokol imzalandığını, protokol gereğince, murisleri ... adına kayıtlı 2519 nolu parseldeki 10 nolu bağımsız bölümün 600.000 TL. değerinde kabul edilerek alacaklı ...'a devir edilerek hatır çeklerinin geri alındığını, murisin kefil olarak ödediği, 600.000 TL.nin alacaklının haklarına halef olduğundan devir tarihinden yasal faizi ile müteselsilen ödetilmesini istemişlerdir. <br>Davalılar, murisleri ... ile  davacılar murisi arasında bir kefalet ilişkisinin bulunmadığını, davacılar murisinin  600.000 TL.lik borcuna karşılık olarak protokolde belirtilen taşınmazı devir ettiğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. <br>Mahkemece, davanın  kabulü ile, 600.000 TL.nin dava tarihinden yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar  tarafından temyiz edilmiştir.<br>Davacılar, murisleri ...'in davalılar murisi ...'a kefaleten alacaklı dava dışı ...'a 600.000 TL. değerinde taşınmaz devir ettiğini ileri sürerek, bu bedelin  ödetilmesi isteği ile eldeki davayı açmışlardır. Davalılar ise aralarında bir kefalet ilişkisinin bulunmadığını, davacılar murisi ...'ın murisleri olan ...'a 600.000 Tl borcunun bulunduğunu ve borcunu bu şekilde protokolde belirtilen taşınmazı devir ederek ödediğini savunmuşlardır. Gerçekten de, 11.11.2010 tarihli , davacılar murisi ..., davalılar ve dava dışı ...'un taraf olarak imzaladığı, \" protokol \" başlıklı belgede; protokolün konusunun , müteveffa ...'ın vefat tarihine kadar ...'tan aldığı toplam 700.000 TL.lik borcun ne şekilde tasfiye edileceğine ilişkin olduğu açıklandıktan sonra, alacaklı ...'un ...'tan olan 700.000 TL.lik alacağının , davacılar murisi Abdurrahman ... tarafından adına kayıtlı 10 nolu bağımsız bölümün 600.000 TL. sayılarak,  tapusunu alacaklı ...'a devir edileceğinin, 100.000 TL.nin de davalılar tarafından alacaklı ...'ye ödeneceğinin ve verilen çeklerin de davacılar murisine iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalılar, kendi murislerine davacılar murisi Abdurrahman'ın 600.000 Tl.lik borcunu , bu protokol gereğince dava dışı alacaklı ...'ye tapu devri yaparak ödediğini başkaca kefalet vs. ilişkilerinin bulunmadığını savunmuşlardır. Davalıların bu şekildeki savunmaları , vasıflı ikrar (gerekçeli inkar)  niteliğinde olup, bölünemez.  O halde somut olayda  davacılar, davalılar adına yapılan ödemenin kefaleten ya da başka bir hukuki ilişki nedeni yapıldığını isbat etmelidirler. Bu nedenle mahkemece , davacılara iddiaları hususunda isbat imkanı verilerek sonucuna uygun bir  karar verilmesi gerekirken , yanlış değerlendirme ile , davacıların murisinin üçüncü kişinin fiilini taahhüt ederek ödediği bedeli alacaklının haklarına halef olarak talebe hakkının bulunduğu  kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi  usul ve yasaya aykırı olup  bozmayı gerektirir. <br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalılar yararına  BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 10.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"758c950f5d26639c2dd9231a54885b71","SID":"0aa2b582bef5d2be"}}