{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2025/17418 E.  ,  2026/5368 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/1990 E., 2025/1483 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul Anadolu 51. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/303 E., 2024/91 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ...vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin  kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette klişe montaj sorumlusu olarak çalışırken 28.02.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, bu kaza neticesinde vücudunda kalıcı sakatlık meydana geldiğini, halen dizinin üstüne çökemediğini ve uzun süre ayakata kalamadığını, davalı şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmadığını ve iş sağlığı ve güvenliği için ekipman sağlanmadığını, davalı şirketin kaza hakkında ...'ya iş kazası bildiriminde bulunmadığını, bu nedenle iş kazası tespiti, kusur ve maluliyet durum tespiti için ...'ya başvuruda bulunduğunu ve tahkikatın henüz sonuçlanmadığını, davaya konu kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir<br>II. CEVAP <br>1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını,  haksız ve yersiz açılan davanın reddinin gerektiğini,  dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, huzurda görülen dava ile ilgili olarak Kurum içi yazışmaların devam edip henüz tamamlanmadığından, Kurum kayıtlarına dayalı olarak davanın esasına ilişkin beyanda bulunma hakkı saklı tutulduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>2.Davalı ... ...vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin 27.12.2022 tarihinde .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde alınan ifadesinde de beyan ettiği gibi müvekkilin iş yeri sahibi ya da işveren olmadığı, müvekkilin başından beri .. .. .. Kutu ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.’de satış görevlisi olarak çalışmıştığı, kendi adına şirket kurulması ve bir grup işçinin kendi üzerinde gösterilmesi müvekkilin kendi isteği ve inisiyatifi ile olmadığını, bunu müvekkilin işvereni olan .. .. .. Kutu ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin istediği, nitekim ... Teftiş Raporu sonrasında .. .. .. Kutu ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. tarafından kayıtların düzeltildiğini, herhangi bir şekilde davalı şirket ile arasında alt işveren - asıl işveren ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilin, huzurdaki davaya taraf olamaması gerektiğinden bahisle husumet bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>3.Davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br> İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Şirket ve davalı ... ...yönünden; davanın kabulü ile dava konusu 28.02.2011 tarihli kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğunun tespitine, davalı ... yönünden; dava esası konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı  ... ...vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.<br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br>Davalı ... ...vekili, müvekkilinin diğer davalı .. .. .. Kutu ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin satış görevlisi olduğunu, aralarında alt-üst işveren ilişkisi bulunmadığını davada taraf olarak nitelendirilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık, 28.02.2011 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti  istemine ilişkindir.<br>  1. Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un  13. maddesidir. Maddenin birinci fıkrasında iş kazası,<br>“a) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,<br>b) (Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, <br>c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,<br>d) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8. mad) Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,<br>e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır. <br>2.İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir. <br>İş kazasını meslek hastalığından ayıran en önemli husus iş kazasının ani meydana gelen bir olay olmasıdır. Ani olayın gerçekleşmesinden sonraki bir vakitte sigortalıda bedenen veya ruhen zararlar meydana gelebilmektedir. Burada önemli olan husus meydana gelen zarar ile ani olay arasında illiyet bağının olup olmadığı meselesidir. Kanunda iş kazası tanımlanırken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsedilmemiştir. Bu nedenle sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Burada önemli olan bir husus, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığı halinin karıştırılmaması gerektiğidir. Zira bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurunun bulunması durumu aynı değildir. Önemine binaen belirtmek gerekir ki illiyet bağının varlığı için sigortalının yaptığı iş ile gerçekleşen kaza arasında bir bağ olması gerekmektedir (Özdemir, Halil, Türk Mevzuatında İş Kazasının Tespiti Davaları, Yargıtay Dergisi, Temmuz 2018, cilt 44, sayı 3).   <br>3. Diğer taraftan, olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi hükmüne göre alt işveren, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.                                                            <br>Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverinin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl iş yeri ya da iş yerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.<br>İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.<br>Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da iş yeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.<br>4.Somut olayda, davacı makine operatörü olarak çalışırken, 28.02.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini ileri sürerek, 03.07.2020 tarihinde Kuruma başvuruda bulunduğu, yargılama devam ederken Kurumca tanzim edilen 30.12.2022 tarihli Teftiş Raporu ile 28.02.2011 tarihli olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre iş kazası sayılmasına karar verildiği, eldeki davada Mahkemece davalı Şirket ve davalı ... ...yönünden; davanın kabulüne, dava konusu 28.02.2011 tarihli kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında  iş kazası olduğunun tespitine, davalı ... yönünden; dava esası konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Kurum tarafından yargılama aşamasında tanzim olunan 30.12.2022 tarihli Kurum teftiş raporuna istinaden  29.02.2011 tarihli olayın iş kazası olduğu kabul edilmiş ise de iş kazasının tespitine ilişkin davada işveren ile Kurum arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu, zira iş kazası olduğunun tespiti durumunda sigortalıya (veya hak sahiplerine) sigorta yardımları yapılması söz konusu olacağından verilen kararın davalı Kurumun yanı sıra işverenin de hak alanını ilgilendirdiğinden, Kurumun tek taraflı olarak olayı iş kazası olarak kabul etmesi ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona erdiğinden ve davanın konusuz kaldığından söz etme olanağı bulunmadığından,  Mahkemece yargılama sonucunda, davalı Kurum yönünden de  olayın iş kazası olduğunun veya olmadığının tespitine yönelik olumlu veya olumsuz karar verilecektir. Böylece sigortalı, işveren ve Kurum arasındaki sigorta ilişkisinden kaynaklanan durum üç taraf içinde kesin hüküm teşkil edecek şekilde belirlenmiş olacaktır. Olayın, işveren açısından ayrı, Kurum açısından ayrı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, iş kazası olup olmadığının, davanın konusuz kalıp kalmadığının  tekrar uyuşmazlık konusu yapılmayacak şekilde her iki davalı yönünden bir bütün olarak değerlendirilip tespit edilmesi gerekmektedir. Zira mecburi dava arkadaşlarının tamamı tek bir taraf olarak kabul edilirler ve tümü hakkında tek bir karar verilir, birbirinden farklı hareket etmelerine imkan yoktur. Aksi hâl hukuki durumun yeknesak bir şekilde tespit edilmesi ilkesine aykırı olur. (H.G.K.  2022/10-287 Esas)<br><br>5. Diğer yandan Mahkemece davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve bu ilişkinin tespitini sağlayacak sözleşme gibi delillerin eksik araştırılması suretiyle karar verdiği anlaşılmakla, gerçek işverenin tespiti için Mahkemece, davalılar arasındaki sözleşmelerin celbi suretiyle, davalılar arasındaki ilişkinin ve aralarında asıl/alt işveren ilişkisi olup olmadığı tespit edilmeli, konuya ilişkin Kurum denetmen raporu, davacıya ait tüm tedavi evrakları dosyaya ikmal edilmeli, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince inceleme ve araştırma yapılarak olayın iş kazası olup olmadığı belirlenmeli, uyuşmazlığı tüm taraflar yönünden kesin surette çözüme kavuşturacak bir  karar verilmelidir.<br> Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir. <br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle; <br>1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be699b5dc16a3da9","SID":"62a34bf3da79466b"}}