{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">5. Hukuk Dairesi         2025/13683 E.  ,  2025/18206 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2024/3334 Esas, 2025/1948 Karar <br>KARAR\t: Esastan ret <br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2023/385 Esas, 2024/98 Karar <br><br>Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.  <br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA\t<br>Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 2 87...   parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın değerinin, taşınmaz arsa kabul edilerek emsal mukayesiyle değerlendirilmesi ile taşınmazın imar durumunun araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.  <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin yüksek hesaplandığını, hükme esas rapordaki verilerin hatalı olduğunu, davacı idare aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br>2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın metrekare birim fiyatının düşük hesaplandığını, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının hatalı olduğunu, arta kalan kısım için değer düşüklüğü hesaplanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda uygulanan yasal faize itiraz ettiklerini ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescil yerine terkinine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>  Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğinde olduğu anlaşılan dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, kapama fındık bahçesi özelliği gösteren taşınmazların üzerindeki fındık ağaçlarına ise taşınmazın kapama fındık net gelirine göre belirlenen bedelinden mutad münavebe ürünlerine göre belirlenen bedel indirilmek suretiyle değer biçilmesinde taşınmaz üzerindeki yapılara değerlendirme tarihindeki resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek bedel belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.   <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>\t1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş,  idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br><br>\t2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>\t\t1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme<br>\t\t\tUyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.<br><br>\t\t\t2. Değerlendirme<br>\t1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>\t2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak; üzerindeki fındık ağaçlarına ise kapama fındık net gelirine göre belirlenen bedelden mutad münavebe ürünlerine göre belirlenen bedel indirilmek suretiyle değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>\t3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan \"İptal kararlan geriye yürümez.\" hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun \"Her davada açıldığı tarihle tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine...\" gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile \"Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır.\" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'ıın 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.<br><br>\t4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br><br>Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, <br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br><br>22.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br>\t\t\t  <br><br><br>KARŞI OY<br><br><br>Dava, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. <br>İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin esastan reddine ilişkin hükmünün onanmasına karar verilmiş ise de bu görüşe katılmamaktayım. Şöyle ki; <br><br>4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin 12 nci fıkrasında \"Kamulaştırması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibarıyla sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir.\" hükmü yer almaktadır. <br><br>Davacı idare vekili dava dilekçesinde kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescilini istemiş, istinaf ve temyiz dilekçelerinde de bu talebini tekrarlamıştır.<br> <br>Yukarıda belirtilen fıkrada sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise taşınmazın ancak \"istek halinde, sicil kaydının terkinine karar verilebileceği\" belirtilmiştir.<br><br>Bu durumda davacı idare vekilinin tescil talebi de dikkate alınarak kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken \"göl alanı\" olarak terkine karar verilmesi doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin kararının bu yönden bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. 22.12.2025<br><br><br><br><br>   KARŞI OY<br><br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da  açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.<br><br>Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.<br><br>Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 22.12.2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"955b66980123fdc4","SID":"b752189f3332301a"}}