{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">3. Hukuk Dairesi         2025/4646 E.  ,  2025/5525 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/580 E., 2025/896 K.<br>DAVA TARİHİ\t       : 22.06.2021<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/403 E., 2025/70 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesince 17.07.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.<br>Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1- (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.<br>Dosya içeriğine göre, hüküm altına alına ve temyize konu edilen miktar (hükmedilen yabancı para borcunun dava tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı) 370.883,54 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır.<br><br>Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar, yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.<br>KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.07.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>20.11.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br><br><br>  <br><br><br><br><br><br><br><br>                                                        KARŞI OY<br><br>1. Dava,  taraflar arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırılan  37.934,25 Euro  bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>2. Yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise 02.05.2025 tarihli kararla davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile  İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararın davalı vekilince temyizi üzerine, Daire çoğunluğunca hükmedilen 35.634,80 EURO alacağın dava tarihindeki değeri dikkate alınarak, temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmiştir. Dairenin sayın çoğunluğunun bu görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;<br>3. Hukuk ve adalet anlayışında yaşanan gelişmelere orantılı olarak 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ncı maddesinde “Adil yargılanma hakkı” temel insan hakları arasında sayılmıştır. Adil yargılanma ilkesi kapsamındaki haklardan biri de, “Mahkemeye Erişim Hakkı” dır. Diğer bir anlatımla, “mahkemeye erişim hakkı” adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından birisidir. Mahkemeye erişim hakkı şüphesiz yüksek mahkemeye ulaşma hakkını da kapsar (AYM 23.10.2019 T. ve 2016/73086 BB no’lu). Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Osman Çelik, Adil Yargılanma Hakkı Rehberi, Anayasa Mahkemesi Yayınları, s.31 vd.). Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda yoruma açık bir hüküm bulunması halinde, adil yargılanma hakkını mümkün kılan yorum tercih edilmelidir.<br>4. Somut olayda temyize konu edilen (hüküm altına alınan) alacak miktarı 35.634,80 EURO olup, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2025 olan karar tarihi itibariyle EURO/TL kurunun 43,6397 TL olduğu, (35.634,80 EORU'nun) hüküm tarihi itibariyle değerinin 1.555.091,98 TL olduğu, HMK’nın 362/2. maddesinde temyiz kesinlik sınırı hakkında “Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur” şeklindeki düzenlemedeki “… kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü…” sözcüğünden hareketle, yüksek mahkemeye erişim ve “adil yargılanma hakkını mümkün kılan” bir şekilde yorumlanarak, Mahkemenin dava olunan şeyin karar tarihindeki değerine göre temyiz miktar sınırının değerlendirilmesi gerektiği, 1.555.091.98 TL dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz miktar sınırının (2025 yılı itibariyle 544.000,00 TL) üzerinde olduğundan sayın Daire çoğunluğu tarafından temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmesini isabetli bulmuyorum. 20.11.2025<br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3c282ec990c41ff","SID":"a28d15b49f6cd289"}}