{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">5. Hukuk Dairesi         2025/16187 E.  ,  2026/3804 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/827 Esas, 2025/3915 Karar<br>KARAR\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/322 Esas, 2024/1010 Karar<br><br>Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı  ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,  <br>\t<br>Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.<br>Asıl davada davacı ... ve birleştirilen davanın davacıları yönünden hüküm altına alınan bedel, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’la değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Ek Madde 1'in ikinci fıkrasında yer alan düzenleme karşısında dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, işbu davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>Davalı idare vekilinin davacılar ..., ... ve ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA\t<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 274 20...  parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile okul alanı olarak ayrıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br> Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın değerinin yüksek belirlendiğini, davacı lehine nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br> Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın  1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında \"İlkokul Alanı\" olarak ayrıldığı, taşınmazın boş arsa görünümünde olup, üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığı anlaşıldığı, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesine dair kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf nedenlerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.\t<br><br>C. Gerekçe<br>1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesi uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br>4.Dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atılmadığı, taşınmazın tasarrufunun hukuken kısıtlandığı gözetildiğinde 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.\" hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.<br><br>Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>A. Davalı İdare Vekilinin Davacı ... ve Birleştirilen Davanın Davacılarına İlişkin Temyiz Yönünden;<br>Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,<br><br>B. Davalı İdare Vekili Davacılar  ..., ... ve ...'a İlişkin Temyizi Yönünden;<br>1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,<br><br>2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, <br><br>3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (7) numaralı bendinde yer alan \"614.318,33 TL\" ibaresinin çıkartılması, yerine \"30.000,00 TL maktu\" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>  <br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f6b2e8d6624609ab","SID":"7243e86dac092e66"}}