{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">3. Hukuk Dairesi         2025/1119 E.  ,  2025/5212 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/2195 E., 2024/2028 K.<br>DAVA TARİHİ                                       : 30.06.2020<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2020/106 E., 2022/210 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I. DAVA<br>Davacı vekili; 24.07.2017 tarihinde davalıdan satın aldığı dava konusu taşınmazın üçüncü kişi tarafından kullanıldığının öğrenilmesi üzerine davalı tarafça, taşınmazın kendisi tarafından kiraya verilmediğine ilişkin adi yazılı belge düzenlendiğini, bunun üzerine Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/181 E. sayılı dosyası ile üçüncü kişi aleyhine fuzuli işgal nedeniyle el atmanın önlenmesi ve  ecrimisil davası açıldığını, ancak yargılama sırasında üçüncü kişinin taşınmazda kiracı sıfatıyla oturduğunu ve kira bedelini peşin ödediğine ilişkin kira sözleşmesi ibraz etmesi üzerine davaya ihtiyaç nedeniyle tahliye davası olarak devam edildiğini, yargılama sırasında ise tahliye gerçekleştiğinden davanın konusuz kaldığını, bu süre zarfında taşınmazın kullanılamadığı gibi kira gelirinden de mahrum kaldığını ileri sürerek; şimdilik 1.000,00 TL maddi zararının davalıdan tahsilini talep etmiş, 25.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 405.180,00 TL'ye artırmıştır.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu,  davacının dava konusu taşınmazda kiracı bulunduğunu bilerek taşınmazı satın aldığını bu nedenle yoksun kalınan kira bedeli talep etmesinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, dava konusu taşınmazı kiraya verenin müvekkili olmadığı gibi, müvekkilinin bahse konu taşınmazda bir yapı inşa edildiğinden dahi çok uzun bir süre haberi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın evveliyatında davalının babası adına kayıtlı olup, eski malik ile dava dışı kiracı A.H arasında 01.10.2016 başlangıç tarihli ve 4 yıl süreli kira sözleşmesinin bulunduğu ve 4 yıllık kira bedelinin peşin ödendiği,  tapu kaydına güvenerek dava konusu taşınmazı satın alan davacının içerisinde kiracı olduğunu bilmediği, davalının Ayvacık Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/411 E. sayılı dosyasında sanık olarak alınan ifadesiyle de mevcut durumu ikrar ettiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralına aykırı davranan davalının, bu davranışının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı ve davacının uğramış olduğu maddi zararların tazmininden sorumlu olduğu, davacının kira gelirinden yoksun kalmaktan kaynaklı maddi zararını tespit eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile toplam 405.180,00 TL tazminatın işleyecek kademeli yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>IV. İSTİNAF<br> Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>Davalı vekili; davacının dava konusu taşınmazı içinde kiracı olduğunu bilerek satın aldığını, durumun Whatsapp kayıtları ile ispatlanmış olmasına rağmen, yalan tanık ifadelerine itibar edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,\"bu arazi ve ev benim tarafımdan kiraya verilmemiştir\" ibaresine haiz müvekkili tarafından imzalanan belgenin aleyhe delil olarak değerlendirilmesinin de hatalı olduğunu, belirlenen tazminat miktarının ise fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. <br>B. Gerekçe ve Değerlendirme<br>Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.<br>Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davalı tarafça sunulan Whatsapp yazışmalarının davalı ile davacının eşi olduğu iddia edilen dava dışı E.K. ve emlakçı arasında geçtiği gibi davalının iddialarını ispatlar nitelikte beyanlar da içermediği, oluşan zarardan davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.<br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,<br>Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>  <br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96802e4da0b956f2","SID":"92dbbd6496fcb5e2"}}