{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/7240 E.  ,  2025/9381 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/1219 E., 2025/1566 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Bakırköy 30. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2023/195 E., 2025/44 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA <br>Davacı vekili  dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait maden ocağında  roc delici operatörü olarak haftanın 7 günü 06.30-17.30 saatleri arasında olmak üzere 1 ay gündüz vardiyasında ve  17.30-06.30 saatleri arasında olmak üzere 1 ay gece vardiyasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalılar tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini belirterek ihbar tazminatı,  fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>II. CEVAP <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketler çalışanı olmadığını, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ... ülkesinde ...Şirketinde çalıştığını, bu Şirket ile müvekkili Şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, mutad işyerinin bulunduğu ülkenin yetkili olduğunu ve bu yer hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  davacının iş sözleşmesinin ihbar tazminatı ödenmemesini gerektirecek şekilde haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, davacının bakiye ücret alacağının bulunduğunun anlaşıldığı, kaldırma kararı sonrasında yapılan değerlendirmede; davacının davalı işyerinde roc delici operatörü olarak çalıştığı, çalışmalarının Afrika'daki ... ülkesinde gerçekleştiği, davacının gece gündüz vardiyalı şekilde çalıştığı, vardiyaların bir ay gündüz bir ay gece şeklinde olduğu, yaptığı işin fazla çalışma yapmaya uygun olduğu, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanının Mahkemece delil başlangıcı olarak nitelendirilen günlük rock raporlarına ait çalışma çizelgeleri ve davası bulunmayan tanık beyanı ile desteklendiğinden rock  kayıtlarındaki tarih aralığı ile sınırlı olarak, davacının haftalık ortalama 15,187 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerektiği, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına devam ettiğinin anlaşıldığı, karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işverenler tarafından ispat edilemediği, 11.12.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamaya itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, ...'daki işyeri ile ilgili düzenlenen belgelerde ... ... ibaresinin yazılı olduğu, davalıların aynı ... Şirket olduklarına ilişkin ihtilaf bulunmadığı, davalı Şirketlerin bağlı olduğu ... ... ortak markası ile bir araya gelen firmalar için oluşturulan ve mevzuat gereği zorunlu olan internet sitesindeki bilgilendirmelerin genel olarak davalı Limited Şirket üzerinden yapıldığı, bu sitede ...'daki altın madeninin ... bünyesinde bulunduğunun belirtildiği, yine istinaf dilekçesi ekinde sunulan ödeme belgelerinde de Grubun ortak internet sitesinin adının adresinin yazılı olduğu, davalının kayıtlarda görülen işveren şirketin Türkiye'de bağımsız bir yapılanmasının bulunduğuna ilişkin veri bulunmadığına göre, ... menşeli bir şirketin ... Şirketlerin aracılığı olmadan Türkiye'den işçi temin ederek ...'daki işyerine götürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, buna göre davalı Şirketlerin de birlikte işveren olarak davacının kayıtlarda gösterilen ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğu değerlendirilmekle; davalıların husumete yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, iş sözleşmesinin ihbar tazminatına hak kazanılamayacak şekilde sonlandığının ispat yükü davalı işverenler üzerinde olup bu konuda delil sunulmadığından ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kaldırma kararından sonra davacı asılın dinlendiği ve beyanlardaki çelişkiler nedeniyle tanık beyanlarına yeniden başvurulduğu, bu kapsamda davacının beyanı ve tüm beyanların ortak noktalarına göre vardiya saatlerinin belirlenip hesaplama yapılmasının dosya kapsamına ve yapılan işin niteliğine uygun olduğu, ayrıca çalışmanın yurt dışında geçmiş ve davacının kampta kalmakta olması, yapılan işin niteliğinin fazla çalışmaya uygun olması, davalı tarafın kayıt sunmayıp tanık da dinletilmemiş olması, davası olmayan tanığın beyanına göre de fazla çalışma yapıldığının ve tatil günlerinde çalışıldığının anlaşılması karşısında davacının çalıştığı tüm dönem için hesaplama yapılmasının dosya kapsamına uygun olacağı ve davacı tarafın tüm dönem yönünden fazla çalışma alacağını ispat ettiği kanaatine varıldığı, bu bakımdan davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde bulunduğu, tüm dönem bakımından fazla çalışma ücretinin hesaplanması gerektiği, dolayısıyla kaldırma kararından sonra aldırılan ek raporların hükme esas alınamayacağı, ayrıca kaldırma kararından sonra davacının haftalık 15,187 saat fazla çalışma yaptığı belirlenmiş ise de İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına esas bilirkişi raporunda tespit edilen çalışma süresinin davacı tarafça istinaf konusu da edilmediğinin dikkate alınmamasının hatalı olduğu, bu hâlde davacının fazla  çalışma süresinin 14,25 saat olduğu, bu kapsamda davanın kök rapor doğrultusunda kabulü gerektiği, ulusal bayram ve genel tatil ücreti için de aynı açıklamaların geçerli olduğu, ancak davacı tarafından sunulan kayıtlarda çalışma saatleri bulunmadığından fazla çalışma hesabında dikkate alınması olanaklı değil ise de tatil günleri için esas alınmasında hata bulunmadığı, ayrıca kayıt bulunmayan dönemde sadece yılbaşı günü bulunmakta olup kayıtlara göre tüm tatil günlerinde çalışılmamış olması ve  indirim yapılacak olması da dikkate alınarak bu tatil günü ayrıca hesaba eklenmemiş olup bu alacağın, kayıtlara göre hesaplama içeren 11.12.2024 tarihli  bilirkişi son ek raporu uyarınca kabulünde hata bulunmadığı, yine hesaplamaların kayıtlara göre yapılmış olması nedeniyle  indirim uygulanmamasında da hata bulunmadığı, yeniden kurulan hükümde de aynı yönde karar verilmesi gerektiği, hafta tatili çalışma ücreti alacağı için de yukarıdaki açıklamaların geçerli olduğu, işin niteliği gereği kampta kalan işçilerin tatil günlerinde çalışmasının yapılan işin niteliği de dikkate alındığında olağan olduğu, ancak hafta tatili konusunda davacı asıl ve tanıklardan birinin ayda bir olan vardiya değişimlerinde bir  gün tatil yaptıklarını beyan ettikleri, dolayısıyla ayda 3 hafta tatilinde çalışıldığının  kabulü gerektiği, ancak kayıt sunulan dönem için bu kayıtlara göre hesaplama yapılması gerektiği, buna göre kayıt bulunan dönem için kayıtlara göre kayıt bulunmayan dönem için ise tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br>1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının hesaplanmasında davacının yurt dışında çalışan işçi olduğu dikkate alınarak davalıya karşı davası olan tanığın beyanı ile birlikte tüm çalışma döneminin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br> 2. Davalı  vekili temyiz dilekçesinde; <br>a. Davacının, müvekkili Şirketler nezdinde çalışması bulunmadığını, husumet itirazları değerlendirilmeksizin davanın kabulüne kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu,<br> b.  Salt davacı tanık beyanları dikkate alınarak davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları bulunduğunun kabulü ile  hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu,<br>c. Dosya kapsamında dinlenen tanıklar davacı ile menfaat birliği içinde olup  beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini,<br>d. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür. <br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının ihbar tazminatı, ücret,  fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının bulunup bulunmadığı ve hükmedilen faize ilişkindir.<br>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.<br> Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. <br> Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.<br>Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan ya da işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.<br>Somut uyuşmazlıkta, fazla çalışma yaptığını iddia eden davacı tarafından tanık deliline dayanılmıştır. Mahkemece beyanlarına başvurulan davacı tanıklarından ...'nın davalı aleyhine açılmış davası bulunduğu dosya kapsamı uyarınca sabittir. Yukarıda açıklandığı üzere, davacı tanığı ...'nın beyanlarını destekler nitelikte başkaca delil ya da olguların somut uyuşmazlıkta bulunmadığı anlaşılmakla; fazla çalışma ücret alacağının davalıya karşı davası bulunmayan ya da davacı ile menfaat birliği içinde bulunmayan davacı tanığı ...'nin çalışma dönemi ile sınırlı olarak tespit edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tüm çalışma dönemi için hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. <br>3.  Diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesine göre, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. <br> Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinin talep sonucunda, yabancı para cinsinden alacakların fiilî ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Bu durumda davacının alacağını, yabancı para olarak ve fiilî ödeme tarihindeki kur üzerinden talep ettiğinin kabulü gerekir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince, alacakların yabancı para cinsinden talep edildiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak hüküm altına alınan alacaklara işletilecek faiz yönünden \"... aynen veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,\" dair hüküm kurulmuş olup hüküm fıkrasında \"aynen\" ifadesine yer verilmesi infazda tereddüt yaratır mahiyette olduğundan hatalıdır.<br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle;<br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, <br>Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73b94e9750bcb986","SID":"8cb27bd455bf588b"}}