{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">2. Hukuk Dairesi         2025/4297 E.  ,  2025/11176 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/3384 E., 2025/834 K.<br>DAVA TÜRÜ\t: Boşanma<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Manavgat 2. Aile Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2020/328 E., 2023/160 K.<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasına hükmedilmesi, müşterek çocuk ... için hükmedilen iştirak nafakasının miktarı, kadın lehine maddî ve manevî tazminatlara hükmedilmesi ile miktarları ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2.Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiş, bu karara karşı davalı erkek tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden her ne kadar İlk Derece Mahkemesince erkeğe bir kısım vakıalar kusur olarak yüklenmiş ise de; davacı kadının dava dilekçesinde erkeğe kusur olarak yüklenebilecek hiçbir somut vakıa bildirmediği, buna karşılık süresinden sonra sunduğu cevaba cevap dilekçesinde erkeğe yönelik kusur isnadında bulunduğu görülmüştür. Bu durumda usulüne uygun dayanılmayan vakıalar erkeğe kusur olarak yüklenemez. Her iki tarafın da kusuru ispat edilememiştir. Hal böyle iken Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu davalı erkeğin kusurlu olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br> İlk Derece Mahkemesince de hem ön inceleme tensip tutanağında hem de ön inceleme duruşmasında kadının iki haftalık yasal süresi içerisinde cevaba cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda yasal süresinden sonra sunulan dilekçede bildirilen vakıaların kabul edilip erkeğe kusur olarak yüklendiği görülmüştür. Kadın dava dilekçesinde vakıaya dayanmayıp süresinde cevaba cevap dilekçesi de sunmadığından erkeğe herhangi bir kusurlu vakıa atfedilemeyecek olup erkek kusursuzdur. Kadının da kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır. Hal böyle iken kadının boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değil ise de davalı erkek tarafından boşanma hükmü açıkça istinaf ve temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olup davanın kabulü bozma nedeni yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir, kusur belirlemesi yönünden hükmün bozulması gerekmiştir.<br>3.4721 sayılı Türk Madeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, erkek kusursuz olmakla kadının koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddi yerine kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.<br>4.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; kadın dava dilekçesinde yoksulluk nafakası talebinde bulunmayıp cevaba cevap süresi geçtikten sonra verdiği dilekçe ile talepte bulunduğundan, süresinde talep edilmeyen yoksulluk nafakası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. <br><br>KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası yönlerinden ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası yönlerinden davalı erkek yararına BOZULMASINA,<br>3.Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının  bozma kapsamı dışında kalan temyize konu  bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br>Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, <br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed455cf62ac54910","SID":"2046c80fe1777648"}}