{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/6589 E.  ,  2025/8111 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/1185 E., 2025/1403 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 7. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/368 E., 2025/33 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı nezdinde inşaat mühendisi olarak 28.06.2017- 11.02.2019 tarihleri arasında kesintisiz şekilde çalıştığını, yemek ve yol ücretlerinin davalı işverence karşılandığını, davacının ücretinin en son net 7.000,00 TL olduğunu, davalının çeşitli bahanelerle davacıya çalışma dönemi boyunca hiç ücret ödemesi yapmadığını, davacının işyerinde çalıştığı süre boyunca primlerinin gerçek ücretinin çok altında yatırıldığını, davacıya çalışma dönemi boyunca yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini, davalının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, asgari geçim indirimi ile eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>II. CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Firmanın kamu kurum ve kuruluşlarından ihale yolu ile iş alarak taahhüt işi yaptığını, söz konusu işleri bitirerek ilgili kurumlara teslim ettiğini, davacının işyerine sadece iki haftada bir kontrole geldiğini ve çoğu zaman ayda bir ziyaret ettiğini, davalı Şirket bünyesinde tam zamanlı bir çalışmasının olmadığını, davacının ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Mühendisler ve Mimarlar Odasının her yıl belirlediği asgari miktar üzerinden sigortasının yatırıldığını, ücret ödemelerinin ise elden yapıldığını, davacı ile davalının akraba olduğunu ve bu sebeple davacıya yapılan ücret ödemelerinin imza altına alınmadığını, davacıya ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmet dökümü incelendiğinde davalı Firma dışında başka firmalarda da tam zamanlı çalıştığının görüleceğini, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmediğini, davacının başka firmalarda da çalışmasından dolayı iş yoğunluğu sebebiyle gelip gitme konusunda sıkıntı yaşadığını dile getirerek kendi isteğiyle işten ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde iki dönem hâlinde  toplam 1 yıl 5 ay 22 gün süreyle inşaat mühendisi olarak çalıştığı, son brüt ücretinin 9.715,15 TL olduğu, davalının davacının tam zamanlı çalışmadığını ileri sürdüğü, SGK hizmet dökümüne göre davacının çalıştığı aylarda 30 günlük çalışma üzerinden hizmet bildiriminin yapıldığı görülmekle, davalının gün bazında kısmi zamanlı çalışma iddiasına itibar edilmeyerek, davacının tam zamanlı çalıştığının kabul edildiği, işten ayrılış bildirgesinde ... (..) ile (işin sona ermesi) çıkış bildirimi yapıldığı, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiği, iş sözleşmesinin feshinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılmayacak şekilde sonlandırıldığı ispatlanamadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerektiği, banka kayıtlarında davalı Şirketçe davacıya herhangi bir ücret ödemesi yapıldığının tespit edilemediği, davalı tanığı ...'nın ücretlerin elden ödendiğini, davalı tanığı ...'nun kendi ücretinin bankadan ödendiğini, davacının ücretinin ise elden ödendiğini belirttiği, davacının çalıştığı süre boyunca hiç ücret almadan çalıştığını ileri sürdüğü, davacının çalışma süresince ücret almaksızın çalışmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülse bile, davacı asılın isticvap beyanında; davalı Şirkette çalıştığı süre boyunca hiç ücret almadığını, davalı Şirket sahibi ile aralarında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, sorun olmaması için bu şekilde çalışmaya devam ettiğini, kendisinin dışarıda yaptığı işler ile de kazancını sağladığını, başka akrabalarıyla yaptığı çalışmalarda da birkaç ay ücretini alamadığının olduğunu, daha sonra alabildiğini, davalı işyerindeki çalışmasının da bu şekilde olacağını düşünerek çalışmaya devam ettiğini, iyiniyeti suistimal edildiği için dava açmak zorunda kaldığını açıkladığı, bununla beraber ispat yükü davalı üzerinde olmasına rağmen davalı tarafından ücretlerin ödendiğinin ispatlanamadığı birlikte değerlendirildiğinde davacının aylık ücretlerinin ödenmediği ve ücret alacağı talebinin kabulü gerektiği, davalı asgari geçim indirimlerini ödediğini ispatlayamadığından, asgari geçim indirimi alacağının kabulü gerektiği, ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>IV. İSTİNAF <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; SGK hizmet cetveline göre; davacının davalı Şirketle birlikte aynı dönemde birden fazla işyerinden Kuruma çalışmalarının bildirildiği anlaşılmakta ise de; SGK hizmet dökümüne göre davacının çalıştığı aylarda davalı Şirket tarafından 30 günlük çalışma üzerinden hizmet bildirimi yapıldığı, SGK'ya bildirilen çalışma süresinin aksinin davalı işverence ispatlanamadığı, bu nedenle davacının davalı işyerinde tam zamanlı çalışmasının bulunduğu yönündeki mahkeme kabulünün yerinde olduğu, davalı tarafından ücretlerin ödendiği usulüne uygun kayıt ve belgelerle ispatlanamadığından, davacının ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının kabul edilmesinin yerinde olduğu, davacının her iki dönem çalışmasının da kıdem ve ihbar tazminatlarını hak edecek şekilde sonlandığının kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dosyaya davalı tarafça sunulmuş, davacının yıllık izin kullandığını gösterir imzalı yıllık izin formu veya eşdeğer belge bulunmadığından, davacının hizmet süresine göre hak ettiği 14 gün karşılığı yıllık izin ücretinin kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; <br> 1. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince SGK kayıtlarına dayanılsa da, kayıtlar incelendiğinde, davacının birden fazla işyerinden sigorta bildirimi yapıldığı, bu durumun davacının davalı işyerinde her gün tam zamanlı çalışmadığını gösterdiğini,     <br>2. Davacının her iki çalışma dönemi sonunda sözlü istifa ile işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,<br>3. Davacının asgari geçim indirimlerini de içeren ücret alacağının her ay elden ödendiğini, davacının ücret almadan çalışmasının mümkün olmadığını,<br>4. Davalı tanıklarının davacının ücretinin elden ödendiği, davacının işyerine ayda bir iki kez geldiği, bu esnada başka şantiyelerde de çalıştığına dair beyanları dikkate alınmadan sonuca gidildiğini,<br>5. Bölge Adliye Mahkemesinin çelişkili kararlar verdiğini,<br>6. Davacının babası ile müvekkili işveren arasında önceden açılan bir itirazın iptali davası nedeniyle husumet bulunduğunu, davacının bu husumeti nedeniyle kötüniyetle ve asılsız iddialarla bu davayı açtığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe  <br>Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde tam zamanlı çalışıp çalışmadığı, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ile davacının dava konusu işçilik alacaklarının ispatı hususlarına ilişkindir. <br>       Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. <br> Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeple;<br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, <br>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine <br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b24b76859ff0e79","SID":"2ba65a11fa34b199"}}