{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">4. Hukuk Dairesi         2022/14224 E.  ,  2025/16821 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Sulh Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t:  2016/1013 E.,  2017/1681 K.<br><br><br>Karar,  davalı vekili tarafından  duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..<br>Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.12.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:  <br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin sigortalısı dava dışı ...'ın faaliyet gösterdiği  iş yerinin şirket nezdinde mağaza paket sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı bulunan konutun üst katında yer alan davalıya ait  6 numaralı dairenin tesisat borularının patlaması sonucu sigortalı alt kattaki daireye akan suların yer ve duvarlara sirayeti ile davaya konu hasarın meydana geldiğini, sigortalı dairede meydana gelen 31.153,60 TL'lik hasarın davacı ... şirketi tarafından  09.06.2015 tarihinde ödendiğini, ödenen tazminatın davalının sorumluluğunda ve kusuruyla meydana geldiği için kendisine başvurulduğunu ancak ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 31.153,60 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının bu dairede kiracı olduğunu, kusuru olmadığını, tesisatın eskiliğinden ortaya çıkan bir su baskını var ise bu hususta kat malikinin sorumlu olduğunu, davada  husumetinin bulunmadığını, hasar yönünden ise illiyet bağının kurulmadığını, iş yerinin sigortalı olması ve sigorta şirketinin poliçe kapsamında zararının karşılamış olmasının halefiyet ilkesi çerçevesinde her ihtimalde 3. kişi konumunda bulunan davalıya rücu imkanı vermeyeceğini belirterek öncelikle görev itirazının kabulü ile dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesini, aksi düşünülüyor ise haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>III. MAHKEME KARARI<br>1.Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince, sigortalı ve davalının bulunduğu binada kat irfikatı kurulmuş olup 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanun'un ek 1. maddesine göre bu yasanın uygulanmasından doğacak her türlü uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemelerinde görüleceği gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.  Mahkeme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.03.2026 tarihli ve  2016/3121 Esas,  2016/2711 Karar sayılı ilamıyla, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.<br>2. Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararı ile  davacının sigortalısı olan dava dışı ...'ın iş yerine, davalının iş yerindeki  su borusunun patlaması ve sigortalının işyerindeki eşyaların zarar gördüğü, alınan bilirkişi raporuna göre  gerçek zararın davacının talep ettiği miktarda olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile  29.862,48 TL'nin ödeme tarihi olan 09.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>VI. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının taşınmazda kiracı olduğunu ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, sadece fatura bilgilerine göre hasar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu,  2012-2014-2015 yıllarına ilişkin usulüne göre tutulmuş ve kapanış tasdikleri yapılmış resmi defterlerin ve özellikle envanter defterinin, söz konusu emtianın marka, model, barkod, malın cinsi tutan ve adeti yönünden belirleyici özellikleri dikkate alınarak incelemeye konu olması gerektiğini,  2012-2014-2015 yıllarındaki dönem sonu mal mevcudu rakamlarının bilinmesinin  yapılacak hesaplamada önemli olduğunu, sigortalı iş yerinin fason tabir edilen ürünlerin satıldığı bir işletme olduğunu ve  ürünlerin fiyatının bu derece yüksek olmasının mümkün olmadığını, hasar gören tekstil ürünlerine ilişkin serbest muhasebeci mali müşavir tarafından inceleme yapılmış olup tekstil ürünlerinin değerini biçmekten sovtajı hesaplamaktan uzak bir bilirkişi tarafından verilen raporun hükme esas alınamayacağını, tekstilci bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık; davacı ... şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, zarara sebebiyet veren davalıdan rücuen tazmini talebine ilişkindir.<br>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesap raporunun dosya kapsamı ve mevzuata uygun, açık ve denetlenebilir olmasına, davalının uzun süredir ilgili taşınmazı kullanıyor olması ve tesisattaki sorundan haberdar olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde “ (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.<br><br>(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez..” düzenlemesi mevcuttur.<br>   Somut davada,  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye  göre Sulh Hukuk Mahkemeleri için maktu vekalet ücreti 900,00 TL olduğu halde davalı yararına 129,11 TL vekalet ücretine hükmedilmesine dair  verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK'un 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.<br>VI. KARAR<br>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının  REDDİNE,<br>2.Yukarıda  (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (5) nolu bendinde yer alan  \"129,11 TL” ibaresi çıkartılarak yerine “ 900,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br>Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br><br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf9a3d709e5113ce","SID":"de53fa0d167dd02c"}}