{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/9401 E.  ,  2026/514 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br>EK KARAR TARİHİ\t: 20.11.2025<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: (Kapatılan) Kütahya 3. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2021/193 E., 2023/142 K.<br><br>Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesince 20.11.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.<br>Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.<br><br>Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince davacının temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de davacının hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam alacak miktarı 125.524,06 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin üstünde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 20.11.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmektedir. <br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Şirketine (...) ait olduğu dönemde 16.01.2012 tarihinde işbaşı yaptığını, işyerinin 17.06.2013 tarihinde özelleştirilerek devredilmesi sonrasında aralıksız olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, davalıya keşide ettiği .... Noterliğinin 10.03.2021 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesi ile iş sözleşmesini haklı nedenle sonlandırdığını, devir öncesi dönemde ...’ın alt işveren firmalarında asıl işi yapan davacının muvazaanın tespiti ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmesi için Kütahya 1. İş Mahkemesinin 2014/1084 Esas, 2015/284 Karar sayılı dosyası ile dava açtığını ve  ... ve alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kesinleştiğini, devreden ...’ın işçisi olduğuna dair kesinleşmiş Mahkeme kararına rağmen Kurum işçileri ile alt işveren firmalardan geçen işçiler arasında ayrım yapıldığını, davacının devirden önce kazanılmış hakları devir sonrasında yok sayılarak yeni giren işçi gibi işlem yapıldığını, işçinin yazılı muvafakatı alınmadan ücretinin düşürülemeyeceğini iddia ederek kıdem tazminatı, ücret (taban ücret/çıplak ücret), fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin, vardiya tazminatı, vardiyasız işçi hafta tatili ve cumartesi çalışma ücreti, sosyal yardım, işveren yardımı, üretim primi, hizmet teşvik primi ve kısa dönüş ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>II. CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, yetki itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 04.10.2013-11.06.2021 tarihleri arasında kendi bünyelerinde çalıştığını, çalıştığı dönem boyunca hak ettiği tüm ücretlerin banka kanalıyla ödendiğini, davacının alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 16.01.2012-10.03.2021 tarihleri arasında devir öncesinde alt işverenler bünyesinde, 17.06.2013 tarihli devir sonrası davalı Şirket bünyesinde çalıştığı, davacının çalıştırıldığı işyerinin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 15.03.2013 tarihli ve 2013/55 sayılı kararı uyarınca T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve ... ile... AŞ arasında satış ve işletme hakkı devir sözleşmesi ile 17.06.2013 tarihinde ... AŞ'ye devir ve teslim edildiği, davacının dava dışı ...'dan işi alan firmalar bünyesinde çalışmaya başladığı, devir tarihinden sonra işten ayrıldığı tarihe kadar çalışmasına devam ettiği, Kütahya 1. İş Mahkemesinin 2014/10 84... /284 Karar sayılı kararı ile ... ile alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu, davacının başlangıçtan itibaren davalı ...'ın işçisi olduğu kabul edildiği ve kararın kesinleştiği, davacının 13.07.2012 tarihinde sendika üyesi olduğu, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının devir işçisi olduğu ve devir işçisi olduğu gözetilerek alacakların hesaplanması gerektiği, devir sonrasında ... Sendikası ile ... AŞ arasında 01.11.2013-28.02.2015 tarihleri arasında uygulanmak üzere İşyeri Toplu İş Sözleşmesi Protokolü'nün imzalandığı, protokol sonrasında, ... Sendikası ile ... AŞ arasında imzalanan 01.03.2015- 28.02.2018 yürürlük süreli 1. Dönem Toplu İş Sözleşmesi, 01.03.2018 - 28.02.2021 yürürlük süreli 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ve 01.03.2021-29.02.2024 yürürlük süreli 3.Dönem Toplu İş Sözleşmesi uygulandığı, işyerinin devri sonrası ... Sendikası ile ... AŞ arasında imzalanan 01.11.2013 - 28.02.2015 yürürlük süreli İşyeri Toplu İş Sözleşmesi Protokolü'nde sendika üyesi işçilerin ücretleri ile ilgili yeni ücret skalasının düzenlendiği, sözü edilen Protokol'ün 73. maddesindeki “Bu protokol anlamındaki asgari ücret; işçilerin işgal ettikleri görev (pozisyon) unvanlarına göre, sözleşmenin ekindeki tespit edilmiş dereceler için öngörülmüş ücretlerin yazıldığı cetvellerde belirlenen taban ücretleridir” hükmü gereğince işçilerin kıdem ve derecelerine göre ...'tan devir alınan işçiler ve işe yeni alınan işçiler için iki ayrı (Ek II-A - Ek II-B) yevmiye cetvellerinin uygulamaya konulduğu, yeni ücret uygulamasında davacının intibakı yapılır iken yeni işe giren işçiler için geçerli olan Ek II-B yevmiye cetvelindeki (devir tarihinden sonra işe alınan işçi) ücretinin dikkate alındığı, davacının ...'ta çalıştığı döneme ilişkin kesinleşen muvazaa olgusu nedeniyle ...'ın işçisi olduğunun kabulü ile ücretinin \"devir işçileri\" için belirlenen Ek II-A yevmiye cetvelinde yer alan \"devir işçisi\" olarak belirlenmesi gerektiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, bilirkişi raporu doğrultusunda alacaklarının hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>IV. İSTİNAF<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; <br>1. Kararın kesin olarak verilmesinin hatalı olduğunu, <br>2. ...'ın muvazaasından müvekkili Şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,<br> 3. Davacının 04.10.2013 tarihinden önceki çalışmalarına ilişkin olarak müvekkili Şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, özelleştirme sözleşmesi uyarınca, dava konusu (devir öncesine ilişkin) kıdem tazminatlarından ... ile alt işveren Şirketlerin sorumlu olduğunu, <br>4. Davacının, müvekkili Şirket bünyesinde 04.10.2013-11.03.2021 tarihleri arasında çalıştığını, devir işçisi olmadığını, <br>5. Davacının... isimli firma nezdindeki çalışmasının 17.09.2013 tarihinde sona erdiğini, davacı ile müvekkili Şirket arasında 17 gün sonra, 04.10.2013 tarihinde yeni bir iş sözleşmesi yapıldığını, Yargıtay tarafından kabul edilen makul sürenin geçmiş olduğunu,  <br>6. Müvekkili Şirketin dava dışı ...'ın muvazaasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,<br>7. Davacının özelleştirme tarihinde muvazaalı olarak çalıştırıldığına dair mahkeme kararı mevcut olmadığını, <br>8. Davanın hakkın kötüye kullanılması yasağına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, bu yönüyle de davanın reddi gerektiğini,<br>9. Davacının müvekkili Şirket nezdindeki tüm hak ve alacaklarının kendisine eksiksiz ödendiğini,<br>10. Hükmedilen faiz başlangıç tarihleri ile faiz oranlarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. <br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık, davacının ...'tan devredilen işçi olup olmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların hesaplanması, faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin doğru tespit edilip edilmediği hususlarındadır.<br><br>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br>2. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde, dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir.<br><br>Somut uyuşmazlıkta toplu iş sözleşmesi hükümleri değerlendirildiğinde; ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, sosyal yardım, hizmet teşvik primi, kısa dönüş ücreti ve vardiyasız işçilerin hafta tatilinde ve cumartesi günlerinde çalışmaları hâlinde ödenecek ücret alacakları bakımından kesin bir vade belirlenmediğinden kendiliğinden temerrüt gerçekleşmez. Buna göre davacının talebi de dikkate alındığında, talep konusu alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince bu alacaklara temerrüt tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.<br>Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.<br> <br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, <br>3. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>4. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (c), (d), (e), (f), (g), (h), (ı) ve (j) numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak yerlerine,<br>\"c) Toplamda 25.894,04 TL ücret farkı alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>d) Toplamda 679,51 TL fazla çalışma ücreti alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>e) Toplamda 1.995,54 TL hafta tatili ücreti alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>f) Toplamda 1.156,05 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>g ) Toplamda 23.304,07 TL sosyal yardım alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>h) <br>2019 Temmuz dönemine ait net 168,92 TL hizmet teşvik primi alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>ı) Toplamda 692,50 TL kısa dönüş ücreti farkı alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte, <br>j) 2016 Mayıs dönemine ait net 100,00 TL vardiyasız işçilerin hafta tatilinde ve cumartesi günlerinde çalışmaları hâlinde ödenecek ücret alacağının arabuluculuk tutanak tarihi olan 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br>Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine, asıl karar yönünden peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,  <br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"031fc61dd003c4a2","SID":"61ab149940ea752b"}}