{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">2. Ceza Dairesi         2025/16083 E.  ,  2025/24684 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t:Asliye Ceza Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/593 E., 2025/119 K.<br>SUÇ\t: Hırsızlık<br>HÜKÜMLER\t: Mahkûmiyet<br>İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ\t : Düzelterek onama<br>İTİRAZA KONU KARAR \t : Onama<br><br>Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 17.06.2025 tarihli ve 2025/7414  Esas, 2025/11338 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2025 tarihli ve KD-2025/127147 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinin 2. cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:<br>I. İTİRAZ SEBEPLERİ<br>a) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-e, 143, 145, 31/3, 168/2, 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulması sırasında sonuç hapis cezasının üç kez 6 ay 14 gün yerine üç kez 4 ay 14 gün olarak eksik hesaplandığından ve bu durumun uygulama hatası nedeniyle kazanılmış hak oluşturduğundan bahisle 4 ay 14 gün hapis cezalarının TCK’nın 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince adli para cezasına çevrilmesi sırasında üç kez 2.680,00 TL (134 gün x 20 TL) yerine 6 ay 14 gün esas alınarak üç kez 3.880,00 TL (1 94... ) adli para cezasına karar verilmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunduğu;<br>b) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçları ile şikâyetçiler ... ve ...'ya karşı hırsızlık suçundan ayrı ayrı hükmolunan adli para cezalarının taksitlendirilmesine karar verilirken 5237 sayılı TCK’nın 52/4, 5275 sayılı Yasanın 109. ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 51. maddelerine aykırı olarak suça sürüklenen çocuğun aleyhine ve infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının hükmün kesinleşmesinden itibaren takside bağlanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmediği,<br>Belirtilerek, hükümlerin anılan hususlarda DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi yerine ONANMASINA karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğuna ilişkindir.<br>II. GEREKÇE<br>1-Suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçları ile şikâyetçiler ... ve ...'ya karşı hırsızlık suçundan ayrı ayrı hükmolunan adlî para cezalarının taksitlendirilmesine karar verilirken suça sürüklenen çocuğun aleyhine ve infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının hükmün kesinleşmesinden itibaren takside bağlanmasına karar verildiğinden bahisle yapılan itiraz başvurusunun incelenmesinde;<br>Suça sürüklenen çocuk ... hakkında şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçları ile şikâyetçiler ... ve ...'ya karşı hırsızlık suçundan ayrı ayrı hükmolunan adlî para cezalarının taksitlendirilmesine karar verilirken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/4, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 109 ve  Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 51. maddelerine aykırı olarak suça sürüklenen çocuğun aleyhine ve infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının hükmün kesinleşmesinden itibaren takside bağlanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu yönüyle yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.<br>2-Suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde, kazanılmış hak ihlâli yapıldığından ve bu suretle fazla cezalara hükmolunduğundan bahisle yapılan itiraz başvurusunun incelenmesinde;<br>Suça sürüklenen çocuk ... (1996 doğumlu 15-18 yaş grubunda) ile itiraz dışı suça sürüklenen çocuk ...'un (2000 doğumlu 12-15 yaş grubunda), 29.07.2013 gecesi saat 00.30 sıralarında, birlikte kullandıkları motosikletin yakıtının bitmesi üzerine iştirak hâlinde, şikâyetçiler ..., ... ve ...’a ait motosikletlerden gece vakti yakıt çaldıklarının ve bu suretle anılan şikâyetçilere yönelik ayrı ayrı üç hırsızlık eylemini gerçekleştirdiklerinin kabul edildiği anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk ... hakkında Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2013/404 Esas, 2014/603 Karar sayılı (ilk) ilâmıyla, şikâyetçiler ... ve ...'ya karşı eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan (3 kez) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 143, 145, 31/3, 168/2, 50/1-a, 50/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca 4.660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; (anılan ilâm ile itiraz dışı suça sürüklenen çocuk ... hakkında da mahkûmiyet hükümleri kurulduğu) anılan mahkûmiyet hükümlerinin suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 04.07.2018 tarihli ve 2016/19086 Esas, 2018/9937 Karar sayılı kararı ile hükümlerin BOZULMASINA (Suça sürüklenen çocuk ... hakkında, TCK'nın 32/1. maddesi kapsamında araştırma yapılması, yine suça sürüklenen çocuk ... hakkında işlediği iddia olunan eylemlerinin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayabilme ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğine ilişkin uzman hekim raporu alınması gerektiğinden ve de zarar giderilmediği hâlde TCK'nın 168. maddesi uyarınca cezalarda indirim yapıldığından bahisle, CMUK 326/son gereği kazanılmış hakkın gözetilmesi gerektiği de belirtilerek) karar verildiği, bozma sonrası suça sürüklenen çocuk ...'nin babası tarafından tüm şikâyetçilerin zararının giderildiği ve aldırılan rapora göre cezai ehliyetinin tam olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk ... hakkında Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2018/299 Esas, 2021/409 Karar sayılı (ikinci) ilâmıyla, şikâyetçiler ... ve ...'ya karşı eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan (3 kez) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 143, 145, 31/3, 168/2, 62/1, 50/1-a, 50/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.880,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; (yine anılan ilâm ile itiraz dışı suça sürüklenen çocuk ... hakkında da mahkûmiyet hükümleri kurulduğu) bu mahkûmiyet hükümlerinin ise suça sürüklenen çocuk ... tarafından (ve itiraz dışı suça sürüklenen çocuk ... tarafından) temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.03.2024 tarihli ve 2022/11505 Esas, 2024/3613 Karar sayılı kararıyla; \"Suça sürüklenen çocuk ... hakkında Soma 1. Asliye Ceza  Mahkemesinin 2013/404 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda  hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından mahkûmiyet kararı verildiği, yargılama esnasında suça sürüklenen çocuğa Avukat Hakan Melih Tan'ın zorunlu müdafii olarak atandığı, verilen kararın Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 04.07.2018 tarihli kararı ile bozulması üzerine yeniden yapılan yargılamada suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmadan haberdar edilmediği,  daha önce mahkemece atanan müdafiin görevinin suça sürüklenen çocuğun 18 yaşına girmesi ile kendiliğinden sona ermeyeceği, suça sürüklenen çocuğun müdafi istemediğine ilişkin beyanının da bulunmadığı ve savunmalarının suça sürüklenen çocuk ...'ın hukuki durumunun tayini açısından önem arzettiği dikkate alınarak suça sürüklenen çocuk ... müdafii duruşmalardan haberdar edilmeksizin yargılamaya devam edilerek suça sürüklenen çocuğun savunma hakkının kısıtlanması,\" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin BOZULMASINA karar verildiği; bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli ve 2024/593 Esas, 2025/119 Karar sayılı (üçüncü) ilâmıyla, suça sürüklenen çocuk ...'ın şikâyetçiler ... ve ...'ya karşı eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan (3 kez) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 143, 145, 31/3, 168/2, 62/1, 50/1-a, 50/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.880,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu hükümlerin, suça sürüklenen çocuk ... ve müdafii tarafından temyiz edildiği, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Dairemizin 17.06.2025 tarihli ve 2025/7414 Esas, 2025/11338 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan hükümlerin ONANMASINA karar verildiği belirlenmekle; Dairemizin 17.06.2025 tarihli onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, suça sürüklenen çocuk ... hakkında şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-e, 143, 145, 31/3, 168/2, 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulması sırasında sonuç hapis cezasının üç kez 6 ay 14 gün yerine üç kez 4 ay 14 gün olarak eksik hesaplandığından ve bu durumun uygulama hatası nedeniyle kazanılmış hak oluşturduğundan bahisle 4 ay 14 gün hapis cezalarının TCK’nın 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince adli para cezasına çevrilmesi sırasında üç kez 2.680,00 TL (134 gün x 20 TL) yerine 6 ay 14 gün esas alınarak üç kez 3.880,00 TL (1 94... ) adlî para cezasına karar verilmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunduğu belirtilerek olağanüstü yasa yollarından İTİRAZ kanun yoluna başvurulmuş ise de;<br>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.04.2018 tarihli ve 2017/8-853 Esas, 2018/135 Karar sayılı kararında;<br> \"Cezayı aleyhe değiştirememe kuralı öğreti ve uygulamada; \"Temyiz davası yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında hükümde yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir anlatımla aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması\" şeklinde tanımlanmaktadır.<br>Cezayı aleyhe değiştirememe kuralı, hükmün temyiz incelemesine başlarken, bakış açısını belirleyen bir usul kuralı olduğu gibi, bozmadan sonraki aşamada da ceza miktarının sınırını belirleyen bir yargılama ilkesidir. Bu sebeple temyiz incelemesinde öncelikle temyizin lehe veya aleyhe mi olduğu tespit edilip inceleme buna göre yapılmalı ve sanık lehine tecelli eden bir hatanın doğuracağı hukuki neticeler aleyhte başvuru bulunmadıkça değiştirilmemelidir.<br>Latince \"Reformatio in pejus judici appellato non licet\" olarak adlandırılan, \"Bir hükmün aleyhe değiştirilmesi caiz değildir\" şeklinde tercüme edilen, öğreti ve uygulamada ise, \"Lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme, aleyhe bozmama zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı, aleyhe bozma yasağı\" olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır.<br>Anılan kural, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326. maddesinin dördüncü fıkrasında; \"Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz\" şeklinde kanuni düzenlemeye dönüştürülmüştür. Buna göre ceza hukukumuzda genel anlamda bir kazanılmış hak kavramından bahsedilemeyeceği, yalnızca 1412 sayılı CMUK'nun 326. maddesinin son fıkrası uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek olan \"cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi\" veya \"aleyhte düzeltme yasağı\"nın söz konusu olduğunun kabulü gerekmektedir.\" şeklinde yer alan açıklamalar ile yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 07.11.2006 tarihli ve 2006/4-227 Esas, 2006/228 Karar sayılı kararında;<br>\"Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında “maddi yanılgı” veya “yazım hatası” diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Yargılama araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları ise hukuki yanılgılardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir. \" şeklinde yapılan açıklamalar dikkate alınarak irdelenmesi gereken somut dosyada; <br>Suça sürüklenen çocuk ... hakkında, şikâyetçiler ..., ... ve ...'a karşı hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde, \"cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi\"nin ihlâli söz konusu olmadığı gibi, uygulama sırasında üç kez 6 ay 14 gün yerine üç kez 4 ay 14 gün olarak berlirlenen hapis cezasının, sonraki uygulamalar ile sonuç ceza olarak doğru biçimde belirlenmesi (üç kez 3.880,00 TL adlî para cezası) karşısında kazanılmış hak oluşturduğunun kabul edilmesinin de mümkün bulunmadığı, bu hususun sonuca etkili görülmeyen mahal mahkemesince düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği değerlendirilmekle; Dairemizin anılan ilâmı usûl ve yasaya uygun bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>III. KARAR<br>A) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, itiraz yazısı içeriğindeki \"b)\" alt başlığında belirtilen itirazı yönünden<br>   1. Gerekçe bölümünün 1 No.lu bendinde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,<br>2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 17.06.2025 tarihli ve 2025/7414  Esas, 2025/11338 Karar sayılı (suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere ilişkin) onama ilâmının KALDIRILMASINA,<br>3. Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2024/593 E., 2025/119 K. sayılı kararının, Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenle, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, İtirazname’ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin hüküm fıkralarında yer alan \"hüküm kesinleştikten itibaren\" ibaresinin hükümlerden çıkarılmasına karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br>B) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, itiraz yazısı içeriğindeki \"a)\" alt başlığında belirtilen itirazı yönünden<br>    1. Gerekçe  bölümünün 2 No.lu bendinde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE,<br>   2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df616044c03c88b9","SID":"67e535e3de62240f"}}