{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/10242 E.  ,  2026/427 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/980 E., 2025/1349 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul 16. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2020/317 E., 2022/612 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:\t<br><br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçtiğini ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesi uyarınca ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilere de uygulanacağının hüküm altına alındığını, kadroya geçirilen bir kısım işçilerle sözleşme imzalandığını, davacının kadroya geçirilmesinden önce ödenen asgari ücretin belli bir oranda fazlası olarak ödenmesi gereken ücret nedeniyle davacının ücret farkı alacaklarının doğduğunu,  davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenmeyen fark ücret, ilave tediye ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.01.2022 tarihli tam ıslah dilekçesi ile davacıya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının bir kısmının eksik, bir kısmının ise hiç ödenmediğini belirterek  eksik ödenen ücret alacağı, eksik ödenen ilave tediye ücreti alacağı, ikramiye, çocuk yardımı, yemek yardımı, taşıt/yol yardımı, yakacak yardımı, bulaşıcı hastalık ve risk primi, öğrenim yardımı, bayram yardımı, hafta tatil ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, gece çalışması ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>      Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmiş olduğunu, 01.01.2019 tarihinden itibaren ücretlerin Bakanlıktan alınan görüş yazıları doğrultusunda  31.12.2018  tarihinde  almakta oldukları ücretlerinin %4 zamlı hâli ile ödendiğini, davacının herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, ikramiye ve ilave tediye ücretlerinin ödendiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  davaya konu uyuşmazlıkta davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinin bulunmadığı bu nedenle asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği açıkça öngörülmediği anlaşıldığından davacının ücretinin kadroya geçiş öncesinde taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesine uygun olarak ödendiği kabul edildiği, davacının ödenmemiş ücret farkı alacağı bulunmadığı kanaatine varıldığı, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı talebi bakımından ise davacının fark ücret alacağının bulunduğunun anlaşıldığı, davacının ödenmeyen ikramiye, fazla çalışma, ücreti ile yakacak yardımı alacaklarının bulunduğunun anlaşılmasına göre taleplerin kabulü gerektiği, davacının ilave tediye, bayram yardımı,  bulaşıcı hastalık risk primi, eğitim alacağı, yemek ücreti, yol ücreti, gece çalışma ücreti, hafta  çocuk yardımı, tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ise bulunmadığının anlaşılmasına göre bu taleplerin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince  istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br>1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; <br> a. Tam  ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğunu, zamanaşımının ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınması gerektiğini, faizin de dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini,<br>b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bordrolar dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, ancak bordro ile banka kayıtlarının uyumlu olup olmadığının denetlenmediğini,<br>c. Müvekkili kadroya geçirilmeden önce uygulanan teknik ve idari şartnameler dikkate alınarak davacının yol ücretinin hesaplanması gerektiğini,<br>d. İkramiye alacağının eksik hesaplandığını, <br>e. Müvekkilinin kadroya alınmadan önce asgari ücretin %80 fazlası ile çalıştırıldığını, kadroya alındıktan sonra ücreti tespit edilirken 20 19...  yıllarında yeni yıl asgari ücretleri üzerine %80 + toplu iş sözleşmesi zamları eklenmesi suretiyle ücret tespit edilmesi yerine, 2018 yılında son ödenen ücret üzerinden toplu iş sözleşmesi zamları uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br><br>2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;<br>a. Alacakların zamanaşımına uğradığını, <br>  b. Gerekçeli kararda çocuk yardımı alacağı talebin reddine karar verildiğini, ancak hüküm fıkrasında kabulüne karar verildiğini, kabulün hatalı olduğunu,<br>c. Davacı, ücretlerini tam ve eksiksiz olarak aldığını, ödenmeyen alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile talep edilen fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığı hususlarındadır.<br>6100 sayılı Kanun'un \"Hükmün kapsamı\" başlıklı 297/1-(c) hükmünde; mahkeme kararının \"Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri\" kapsaması gerektiği belirtilmiştir.<br><br>Mahkeme kararında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.<br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br><br>Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir.<br>Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında davacı işçinin çocuk yardımı alacağı bulunmadığından talebin reddine karar verildiği belirtilmesine karşın hüküm fıkrasında talebin kabulüne dair hüküm kurulması gerekçe hüküm çelişkisi niteliğinde olduğundan  bozmayı gerektirmiştir.<br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeple;<br>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, <br>Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,<br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, <br>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16c97494cc0fb204","SID":"4b7bd228e3f92c6d"}}