{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Hukuk Dairesi         2025/2031 E.  ,  2025/6796 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/1831 Esas, 2025/214 Karar<br>HÜKÜM\t: Başvurunun esastan reddi<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2023/245 E., 2023/499 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: \t<br>\t\t\t<br>\t\t\tKARAR<br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.06.2011 tarihinde ...'in arkadaşının ailesinin evinde 4. katta bulunan terasta oynarken yüksek gerilim hattından elektrik çarpması sonucunda yaralandığını, davacılar ..., ... ve ... lehine müvekkili şirket aleyhine maddi manevi tazminata hükmedildiğini, hükmün temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkili şirket aleyhine başlatılan Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2017/5304 E. sayılı dosyasına 959.977,03 TL ödeme yapıldığını, dava konusu poliçe kapsamında muafiyet sınırı hesaplanarak düşülmesi sonucu 944.249,03 TL asıl alacak kaldığını, ayrıca ödeme tarihinden itibaren 201.577,76 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 1.145.826,79 TL üzerinden takip başlatıldığını ancak davalı ... şirketleri tarafından mezkur takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı ... şirketleri ile müvekkili şirket arasında 31.08.2010-31.08.2011 tarihlerini kapsayan poliçe ile müvekkili şirketin işçilerinin uğrayacakları zararların teminat altına alındığını, ... Grubu’nun, 12 Temmuz 2013 itibariyle  ... Sigorta A.Ş. ana ortağı olmasının ardından işbu şirketin unvanı... Sigorta A.Ş. olduğundan davaya konu icra takibi ile huzurdaki davanın işbu şirkete yöneltildiğini, poliçe hükümlerine göre sigorta şirketlerinin sorumluluk oranlarının, ... %20, ... %15, ...Sigorta Anonim Şirketi %20, ... Sigorta Anonim Şirketi %5, ... %30, ... %10 olduğunu, dava konusu tazmin taleplerinin poliçe kapsamında kaldığını ileri sürerek davalıların İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2022/12070 E. sayılı dosyasındaki borca ve ferilere yönelik haksız itirazlarının tümünün iptaline ve takibin devamına, davalıların alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br>1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının ödediğini iddia ettiği giderlere ilişkin rücu hakkı olup olmadığını ispat etmesi gerektiğini, 25.10.2010 tarihli kaza sebebiyle doğan alacaklar için müvekkili şirket yönünden hem 6 yıllık zamanaşımı hem de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bahse konu kazaya istinaden ....,.... ve ...tarafından ... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine zararlarının tazmini amacıyla Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/94 E. numarası ile dava ikame edildiğini, Yargıtay 3. H.D.'nin 2020/9960 E., 2020/6879 K. sayılı 23.11.2020 tarihli ilamı ile kararın onandığını, davacının ise kesinleşen ilama istinaden Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2017/5304 E. sayılı dosyasına 29.12.2020 tarihinde ödeme yaptığını, sigortalının ödeme yaptıktan sonra 2 yıl içerisinde müvekkili şirkete başvurarak yapmış olduğu ödemeyi poliçe kapsamında talep edebileceğini, ancak 2 yıllık rücu zamanaşımının işbu dava ikame edilmeden önce dolduğunu, müvekkili şirket nezdinde olay tarihini kapsayan herhangi bir poliçe tespit edilemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin söz konusu kazaya ilişkin olarak sorumluluğu olmadığını, davacının sunduğu ilgili poliçede Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk kapsamındaki her bir hasarda kişi başına 10.000,000 USD ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe kapsamına dahil edilmediğini, kabul anlamı taşımamak kaydı ile poliçede muafiyet notu mevcut olup, tenzili muafiyet tutarını aşan hasarlarda müvekkilinin sorumluluğunun doğacağını, poliçede bulunan kloz gereği sigortalının rizikonun önüne geçecek her önlemi alması gerektiğini, gerekli önlemler alınmadığı takdirde ilgili poliçenin teminat dışı kalacağını, müvekkili sigorta şirketinin faiz ödeme borcu olmadığını, davacı yanın ödediği ferilerin, ihbar olunmaması nedeniyle sigortacıdan talep edilemeyeceğini savunarak davanın öncelikle usulden reddini, aksi takdirde esastan reddini istemiştir.<br><br>2.Davalı ...Ş. usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, aşamalardaki beyanlarıyla talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br><br>3.Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davaya konu kazanın 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, kazanın üzerinden genel zamanaşımı süresinin dahi geçtiğini, müvekkilinin kazadan ilk kez aleyhine yapılan takip ile haberdar olduğunu, müvekkili sigorta şirketine herhangi bir başvuru ya da usulüne uygun ihbar yapılmadığını, ihbar yapılmadığından konu davada müvekkilinin savunma ve davaya dahil olma imkanı bulunmadığını, sigortalı davacı zarar görenlere karşı diğer tazminat yükümlüleri ile birlikte müteselsilen sorumlu olsa da davada taraf olmayan müvekkili sigorta şirketi ile arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tamamının tazminini talep edemeyeceğini, poliçe kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ancak ve ancak sigortalının nihai sorumluluğu ile sınırlı olacağını, davacının sorumluluğunu aşan kısımlara yönelik rücu hakkının müvekkili sigortacıya karşı değil, ancak ve ancak zarara sebebiyet veren diğer sorumlulara karşı ileri sürebileceğini, davacı tarafından tüm kusuru kapsar şekilde sigorta şirketlerine dava yöneltilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteselsil sorumluluk kapsamında kusurları oranında diğer sorumlulara başvuru yapılması gerektiğini, müvekkili şirket mezkur poliçenin 7 müşterek sigortacısından biri olup, poliçenin 10.000,00 USD'ye kadar hasarlar için teminat sağlamadığını, 10.000,00 USD'yi aşan bir hasar olursa, poliçenin aşan miktar yönünden devreye girebileceğini, manevi tazminat klozu poliçede bulunmadığını, avans faiz talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br><br>4.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) özel sigortalar için düzenlenmiş olan zamanaşımı sürelerinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl ve her halde 6 yıl olarak belirtildiğini, dava konusu hasarın 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, ancak dava konusu hasarın müvekkili şirkete zamanaşımı süresi içinde ihbar edilmediğini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davrandığını, müvekkili şirkete hasara ilişkin bildirimde bulunmadığını, işbu davaya esas icra takibinin ise 11 yıl sonra ikame edildiğini, davacı adına ... numaralı ve 31.08.2010 - 31.08.2011 tarihleri arasında geçerli \"Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi\" bulunduğunu, işbu poliçede azami limitin 1.500.000,00 USD olarak belirlendiğini, davacı yanın İstanbul 6. İcra Dairesi 2022/12070 E. sayılı dosyası ile başlatmış olduğu takipte müvekkili şirket ve diğer davalıları borçlu gösterererek davacı yanca ödenmiş olan 944.249,03 TL tazminat tutarı üzerinden takip başlattığını, müvekkili şirketin dava dosyasında mübrez sigorta poliçesinde poliçe kapsamında oluşan hasarlara karşı tazminat sorumluluğunun %15 oranında olduğunu, manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br><br>5.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu kazanın 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, zararlarının tazmini amacıyla Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/94 E. numarası ile dava ikame edildiğini ve kararın 23.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, davacı tarafından dosyaya 29.12.2020 tarihinde ödeme yapıldığını, bu kapsamda davacının 2 yıllık rücu zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca zarar görenin, dava ikame etmeden evvel sigorta şirketine yazılı olarak müracaat etmekle yükümlü olduğunu, davacı vekilinin mail üzerinden başvurusu genel şartlar uyarınca usulüne uygun bir başvuru olmamakla birlikte gerekli evrakların da müvekkili sigorta şirketine iletilmediğini, davacının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, tarafların kusur oranlarının kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini, kusur tespiti yapılmadan müvekkilinin davacıya ödeme yapması beklenemeyeceğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 09.06.2011 tarihinde gerçekleşen iş kazasıyla ilgili olarak davacı ile müvekkili arasında 31.08.2010 - 31.08.2011 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı 3. şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, poliçeye göre müşterek dağılımda müvekkili sigorta şirketinin %5 oranında sorumluluğu bulunduğunu, müvekkilinin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, manevi tazminat taleplerinin teminat altına alınmadığını, sigortalı tarafından ödenmiş olan manevi tazminat tutarları açısından rücu imkanı bulunmadığını, poliçede muafiyet notu kararlaştırıldığını, söz konusu maddeye göre voltaj dalgalanmaları sebebiyle oluşacak hasarlarda her bir hasarda uygulanmak üzere 50.000,00 USD, diğer hasarlarda 10.000,00 USD tenzil edildikten sonra müvekkili şirketin sorumluluğunun doğacağını, minimum tutar olan 10.000,00 USD'yi aşmayan hasar bedellerinde müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilmeyeceğini, müvekkilinin, poliçe kapsamında sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, davacının ödemiş olduğu tazminatın tamamının sigorta şirketlerinden rücu talebinin haksız olduğunu, davacı aleyhine açılan davanın müvekkili şirkete ihbar edilmediğini, müvekkili şirketin faiz  ödeme borcu bulunmadığı gibi davacının ödediği ferilerden de sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddini istemiştir.<br><br>6.Davalı ... vekili süre uzatım dilekçesinde, dava konusu hasarın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın zamanaşımı yönünden reddini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm davalılar tarafından zamanaşımı definde bulunulduğu, eldeki davada zarar doğuran eylemin 09.06.2011 tarihinde meydana geldiği, davacının tazminata mahkum edildiği Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/94 E. sayılı davasının 18.02.2014 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafça davanın 15.11.2016 tarihinde sigortalayan ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarının talep edildiği, ayrıca hasarın 01.11.2016 tarihinde ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edildiği, davacı hakkında Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/94 E., 2017/101 K. sayılı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kararın temyiz incelemesi sonrası 23.11.2020 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça Bursa 11. İcra Dairesinin 2017/5304 E. sayılı icra dosyasında hak sahiplerine en son 29.12.2020 tarihinde 939.066,03 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafça söz konusu tazminata ilişkin davalılar hakkında dava konusu 15.04.2022 tarihli icra takibinin başlatıldığı ve eldeki davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinin 27.09.2022 tarihinde başlayarak 21.11.2022 tarihinde sonlandığı ve davanın 17.04.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, somut olayda uygulanacak hükümler incelendiğinde ilk olarak sigorta sözleşmesinden doğan istemlere ilişkin TTK'nın 1420. maddesinin \".. alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.\" düzenlemesi gereğince, davacının hasarı ... Sigorta şirketine ihbar ettiği 01.11.2016 tarihinden itibaren TTK'nın 1427. maddesi gereği 45 günlük süre sonrası olan 16.12.2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, bu tarihten itibaren TTK'nın 1420. maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin 16.12.2018 tarihinde dolduğu, TTK'nın 1420. maddesinde aynı kanunun 1482. maddesindeki hükmün saklı tutulduğu ve bu maddeye göre sorumluluk sigortaları yönünden sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri için zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiş olup, somut olayda zarar doğuran eylemin 09.06.2011 tarihinde meydana geldiği ve bu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin 09.06.2021 tarihinde dolduğu, dava konusu olayın niteliği itabariyle taksirle yaralama suçundaki ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, bu haliyle eldeki davanın 17.04.2023 tarihinde açılması nedeniyle TTK'nın 1420. maddesi atfıyla TTK'nın 1482. maddesi gereğince sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar düzenlemesi gereğince somut olayda davanın her halde zararı doğuran eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı, davalı tarafların süresinde zamanaşımı definde bulundukları gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin kararında ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Dava ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, üçüncü kişilere ödenen sigorta tazminatının, sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davalı ... şirketlerinden rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br><br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br><br>Uyuşmazlık, rücuen tazminat talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.<br><br> 6102 sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna ilişkin beşinci kitabında, 1420. maddede, genel nitelikte temel zamanaşımı süresi düzenlenmiş ve sigorta sözleşmelerinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Sorumluluk sigortalarına ilişkin zamanaşımı ise ayrıca 1482. maddede düzenlenmiş olup buna göre, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.<br><br><br>Rücu istemine ilişkin zamanaşımı ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 73. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre, “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar”.<br><br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2018 tarih, 2017/4-2035 E. 2018/418 K. sayılı kararında açıklandığı üzere rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bu alacak hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisindeki alacak hakkından bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki ilişkiden doğan yeni bir haktır. Başkasına ait borcu ifa ederek, mal varlığında kayba uğrayan kişiye mal varlığındaki söz konusu eksilmeyi talep edebilmek için hukuk düzeni rücu hakkını tanımıştır. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Diğer bir deyişle; davacının rücu davasını açabilmesi için belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.<br><br>Somut olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi gerek TTK'nın 1420. maddesi gerekse TBK'nın 73. maddesi uyarınca 2 yıldır, zira davacı, dava dışı zarar görene ödediği bedelden sorumluluk sigorta sözleşmesi gereği davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik eldeki davayı açmış ve alacak ödeme yaptığı anda muaccel hale gelmiştir. Bu nedenle zamanaşımı süresinin, davacı tarafça icra dosyasına yapılan ödeme tarihleri itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. <br><br>İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, somut olayda rizikonun gerçekleşmesi üzerine zarar gören üçüncü kişi davacıya karşı tazminat davası açmış, bu tazminat davası sorumluluk sigortasını yapan davalı ... şirketlerinden ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmiş, dava ise 14.03.2017 tarihinde sonuçlanıp verilen karar 23.11.2020 tarihinde kesinleştikten sonra davacı 29.12.2020 tarihinde zarar görene ödeme yapmış olduğundan bu tarih itibariyle davacının sigorta şirketlerine rücu hakkı doğmuştur.<br><br>Şayet rücu hakkının doğduğu tarihten önce eldeki dava açılmış olsaydı, davanın zamansız açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilecekti.<br><br>Bu durumda davacı tarafından icra dosyasına ödeme yapılarak rücu hakkının doğduğu 29.12.2020 tarihinden itibaren TBK'nın 73. maddesi ile TTK'nın 1420. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan, 15.04.2022 tarihinde üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davalı ... şirketlerinden tahsil istemiyle davalılara karşı takip başlatıldığından zamanaşımı da kesilmiştir.<br><br>Dolayısıyla takibin başlatıldığı tarih itibariyle eldeki rücuen tazminat davasında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek davanın esası hakkında delillerin toplanıp karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.   <br><br>Kabule göre de, davalı ...Ş. tarafından yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulmadığının gözetilmemesi de doğru olmamıştır.<br><br>VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96df263fae4c58a8","SID":"05b1f4778a8ad08b"}}