{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2025/15398 E.  ,  2025/17816 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2023/376 E., 2025/120 K.<br><br>Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I.DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezi sınırları dâhilinde ... numaralı Karayolları Müdürlüğü Kamu ihalesi ile ilgili oluşturduğu işyeri siciline 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (i) bendinde öngörülen 5 puanlık indirimden yararlanma şartlarım taşıdığı halde hiçbir kanun numarasına bağlı olmaksızın (5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fikrasının (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanmadan) 2009/09- 2011/2 dönemine ait aylık prim ve hizmet belgelerini kanuni surelerinde beyan ettiği ve yasal vade sürelerinde Sosyal Güvenlik Kurumunun banka hesabına ödediği, 5510 sayılı Kanun kapsamında söz konusu dönemlere ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin beş puanlık indirimden faydalanmadan şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kuramıma ödeme yapıldığı için şirketin istihkaklarından İhale Makamınca da herhangi bir kesinti yapılmadığı, şirketin bu kez 11.06.2012 tarih ve 10598776 sayılı dilekçesi ile Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinden 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden yararlanma şartlarını taşıdığı halde daha önce 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanmadan sehven beyan ettiği 2009/09- 2011/2 dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerini iptal eden iptal belgeleri ile ilgili dönemlere ait verilen belgelerdeki çalışanların isimleri, prim gün ve prim matrah tutarlarının aynı kalacak şekilde ancak, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fikrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanarak hazırlanan ek aylık prim ve hizmet belgelerinin kabulünü istediği, ... Sigorta Primleri Daire Başkanlığı tarafından şirket ile aynı durumda olan şirkete Daire Başkanı Şube Müdürü  ... tarafından imzalı 15.12.2011 tarihli cevap yazısında özetle faaliyeti son ermiş olan ihale sonusu temizlik işlerinizle ilgili olarak genelgenin  hükmü uyarınca 5 puanlık işveren sigorta primi indiriminden yararlanabilmeniz için dilekçenizde belirtmiş olduğunuz işlerinizin taahhüt edildiği ihale makamları nezdinde yazışma yapılarak beş puanlık prim indiriminden yararlandırılıp, yararlandırılmayacağınız hususunda ilgili idareden alınacak cevâba göre işlem yapılacağından, ihale makamlarınca anılan indirimden yararlandırılmanız hususunda cevap verilmesi üzerine genelgede açıklandığı gibi gayri faal bu iş yerlerinizden dolayı geriye doğru söz konusu indirimden yararlandırılmanız, bu meydana doğacak prim farkının faal olan iş yerlerinizin prim borcuna mahsup edilmesi mükün bulunmaktadır denildiği, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin davacı şirketle aynı durumda olan şirkete verilen SGK Başkanlığı yazısına istinaden aylar sonra ilgili İhale Makamına 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fikrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indiriminin istihkaklarındım kesilip kesilmediğini Kurum yazışması ile sorduğu, İhale Makamının da beş puanlık indirimin daha ünce beyan edilen aylık prim ve hizmet belgeleri tahakkuklarında bulunmadığı (Şirket tarafından beş puanlık indirimden faydalanmadan beyan edildiği için) şirketin istihkaklarından kesilmediğini ... Sosyal Güvenlik Merkezine yazı ile bildirdiği, bu gelişmeler ışığında  Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin tekrar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından konu ile ilgili bilgi istediği, ... sigorta primleri  Müdürlüğünün ilgili Kuruma vermiş olduğu 30.11.2012 tarih - 19365142 sayılı cevap yazısında \"bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi 6111 sayılı Kanun'un 39. maddesi ile değiştirilmiş olup, 01.03.2011 tarihinden sonra 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve Uluslararası Anlaşma Hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerlerinde beş puanlık indirimden yararlanması mümkün bulunmamakta iken 01.03.2011 tarihinden önce ihale konusu işlerde söz konusu indirimden yararlanılmasına imkan bulunmakta idi. Bu bağlamda ihale komşu işlerle ilgili 2011/ Şubat öncesi aylara ilişkin beş puanlık indirimden yararlanma talebi olan işverenlerce Kanun türü seçilmeden yasal sûresi içinde verilmiş olan aylık  ve hizmet belgeleri için iptal 5510 sayılı Kanun türü seçilerek asıl nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesi halinde, ihale makamlarından indirimden yararlanmak istenilen dönemlerde işverenin istihkaklarından beş puanlık indirim için kesinti yapılıp yapılmadığının sorulmasına, ihale makamınca kesinti yapıldığının bildirilmesi halinde, Kanunda aranan diğer şartları da haiz olunmak şartıyla, beş puanlık indirimden faydalanılmayan aylar için işverenin beş puanlık indirimden yararlandırılması, İhale makamınca kesinti yapılmadığının bildirilmesi halinde ise işverenin beş puanlık indirimden faydalandırılmaması gerekmektedir\" denildiği, ikinci kez alınan yazı ile Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 25.04.2014 tarihinde kendilerine tebliğ ettiği 24.04.2014 tarih ve 26973348 / 20699 / 1060698/ 2183557 sayılı yazısı ile 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 01.03.2011 tarihinde itibaren değişen ve söz konusu tarih ile geçerli olan madde hükmü ile 2009 / 139 sayılı Sosyal Güvenlik Genelgesinin \"Beş Puanlık Prim indiriminden Yaralanan İhale Konusu İşyerleri ile İlgili Yapılacak işlemler\" başlığındaki açıklamalar nedeni ile söz konusu dilekçelerindeki ilgili dönemlere alt iptal ve ek aylık hizmet  belgelerinin işleme alınmayacağı hususunu belirtip taleplerini reddettiği, şirketin ilgili işyeri sicil numarasına beyan ettiği aylık hianet belgelerinin dava konusu dönemleri içeren beyan tutarının 2009 yılının  Eylül, Ekim, Kasım, Aralık  2010 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, 2011 yılının Ocak ve Şubat aylarına ait prim esas kazancın 3.280.908.05 şeklinde olduğunu şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (1) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanması halinde 3.280.908,05 x %5 = 164.045,40 TL indirime hak kazanacaklarını, şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile tanınan diğer tüm şartları yerine getirmesine karşın, ilgili Kanun maddesinin (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden davalı Kurumca faydalandırılmamasının hukuksal olmadığını, Kanun maddesi uyarınca açık bir şekilde belirtilen şartların takınması halinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanmanın tartışmasız olduğu bir duruma; 2009 /139 sayılı Sosyal Güvenlik Genelgesinin\" Beş Puanlık Prim İndiriminden Yaralanan İhale Konusu İşyerleri ile İlgili Tapılacak İşlemler\" başlığındaki açıklamalara Kurum tarafından getirilen yorumun beş puanlık prim indiriminden yararlandırılıp yararlandırılamayacağı hususunun ihaleyi yapan Kurumun insiyatifine bırakılması olduğunuzu yorumun Yasa metnine aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla davalı Kurum tarafından işleme alınmayan aylık prim ve hizmet belgelerinden doğan 164.045,40 TL'nin Kurumdan yazılı olarak talepte bulundukları 11.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>II.CEVAP<br>Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5510 sayılı Kanun ve konuya ilişkin mevzuat ile öngörülen hükümlere aykırı olduğu, dava dilekçesinde talep konusu edilen %5'lik hazine desteği karşılığı olan prim indiriminin 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ki düzenlemeye dayalı olduğu, aynı bendin son cümlesindeki fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esas Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir\" hükmüne istinaden 19.11.2009 tarihli 2009/139 sayılı Genelge yayınlandığını 5510 sayılı Kanun'un 81 /I (i) bendinde belirtilen şartlan taşıyan işverenlerin ödeyecekleri primlerden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hâzinece karşılanacağı, Kurumun 2009/139 sayılı Genelge uyarınca İhale makamının vereceği cevaba göre hareket etmekle yükümlü olduğu, dava konusu edilen %5'1ik hazine indirim karşılığının talep edileceği taraf olmadıkları, olsa olsa Hazine veya İhale makamı olabileceği, Kuruma husumet yöneltilemeyeceği, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>III.MAHKEME İLK KARARI<br>Mahkeme tarafından 16.01.2015 tarihli ve 2014/181 Esas, 2015/57 Karar sayılı kararla davanın kabulüne, 164.045,40 TL'nin Kurumdan talepte bulunulan 11.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ<br>1. Mahkemenin 16.01.2015 tarihli ve 2014/181 Esas, 2015/57 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (Kapatılan) Hukuk Dairesince 26.11.2015 tarihli ve 2015/7420 Esas, 2015/21209 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:      <br>\"...Uyuşmazlık, ihale konusu iş nedeniyle Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendi kapsamında %5 oranındaki prim teşvikinden yararlanamayan davacı işverenin, bu hakka sahip olup olmadığı ve Kuruma yapılan bu ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.<br>5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde düzenlenen prim teşviği, 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24.maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>Somut olayda 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre; aynı yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı  Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekir.<br>Hal böyle olunca mahkemece, davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeni ile reddi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...\"<br>2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 23.05.2016 tarihli ve 2015/221 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.<br>3. Mahkemenin 23.05.2016 tarihli ve 2015/242 Esas, 2016/148 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (Kapatılan) Hukuk Dairesince 24.04.2017 tarihli ve 2016/18489 Esas, 2017/3409 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:<br>      <br>\"...Uyuşmazlık; ihale konusu iş nedeniyle Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanunun 81/1-ı bendi kapsamında % 5 puanlık prim teşvikinden yararlanamayan davacı şirketin Sosyal Güvenlik Kurumuna husumeti yöneltip yöneltemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde düzenlenen prim teşviği 5510 sayılı Kanuna 5763 sayılı Kanun'un 24.maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>5510 sayılı Kanunun 81/1-(ı) bendine göre; 'Özel sektör işverenlerinin yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak yurt içinden götürülen sigortalılar için, bu maddenin (f) bendine göre prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. Bu bent hükümlerinden faydalanabilmek için; çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak işverenler tarafından bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi, bu sigortalılara ilişkin olarak yatırılması gereken sigorta primi tutarlarının Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde işverenlerce ödenmiş olması ve bu işverenlerin Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren işverenler ile taksitlendirme ve yapılandırma kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu bent hükmünden yararlandırılır. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren Kurum ve kuruluşlara ait işyerleri; 2886 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri, 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri; ek 2 nci madde kapsamında uygulanan teşvikten yararlanan işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi tutulmak suretiyle çalışanlar hakkında bu bent hükümleri uygulanmaz. Hazineden karşılanan prim tutarları, işverenler bakımından gelir ve Kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.'<br>01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38.maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan 'Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' cümlesi 'Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren Kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' şeklinde, aynı bentte yer alan 'Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.” cümleleri “Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.' şeklinde değiştirilmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 38.maddesi ile yapılan bu düzenleme sonrasında 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na ve 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ilişkin işyerleri teşvik kapsamından çıkartılmış olup bu işyerleri 01.03.2011 tarihinden itibaren teşvikten yararlanma hakkını kaybetmiştir.<br>Somut olayda; Darimezin önceki uygulamalarına göre yasal düzenleme uyarınca,  prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin % 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacağından bu tutarın karşılanmaması durumunda sebepsiz zenginleşen hazine olacağından husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuşsa da, Yargıtay HGK'nun 05.04.2017 gün, 2017/21-387-657 E,K, 2016/21-2693 E., 2017/656 K. Sayılı ilamları  ile de benimsendiği üzere; davalı Kurumun taraf ehliyetinin bulunduğu ve işin esasına girilmesi gerektiği görüşü Dairemizce benimsenmiştir.<br>Şöyle ki; işveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Yasa uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ayrıca teşviklerden yararlanabilmek için Kurumca denetlenecek işverene, işyerine ve sigortalıya ait ayrı ayrı şartlar mevcuttur. Bu şartları denetleyecek olan ve denetleme sonucuna göre işverenlerin beş puanlık indirimden yararlanıp yararlanmayacağına karar verecek olan Kurum, 5510 sayılı Yasa'nın 79. maddesine göre primleri tahsil etmekle yükümlü Sosyal Güvenlik Kurumudur. Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme sonucu işverenin teşvikten yararlanamayacağına karar verdiğinde % 5 puanlık primi işverenden tahsil edecek aksi takdirde bu miktarı Hazineden yani genel bütçeden alacaktır. Prim borcunun doğup doğmadığı hususu prim ödeme durumunda olan işveren ile SGK arasındaki ihtilaftır. Maliye Bakanlığının prim borcunun doğumu ve prim teşvikinden kimlerin yararlanacağı konusunda görevi yoktur. Aksi halde 5510 sayılı Yasa ile Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen görevler Maliye Bakanlığı’nca yerine getirilmesi gerekecektir.<br>Yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf ehliyeti bulunduğundan işin esasına girilerek,davacı şirket ile Karayolları Müdürlüğü ile yapılan ihale işinin 2010/3-12. aylar arasındaki ihale aşamasında % 5 puanlık teşvik indiriminden yararlanacağı hususunda ihtilaf bulunmadığından, söz konusu ihale dosyası getirtilerek, gerekirse alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmak sureti ile,  ihaleye konu  iş ile ligili olarak işçi ücretlerinin ihale belgeleri ve sözleşmede belirlenip belirlenmediği, belirlenmişse hakedişlerin  % 5 prim teşviki oranının dikkate alınıp alınmadığı, özetle; ihale edilen iş ile ilgili sigorta primlerinin tamamının davacı şirkete ödenip ödenmediği tespit edilip, ödendiğinin tespiti durumunda mükerrer ödeme söz konusu olacağından davanın reddine, ödenmediğinin tespit edilmesi durumunda ise çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir...\"<br>4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 30.04.2019 tarihli ve 2017/460 Esas, 2019/108 Karar sayılı kararla davanın kabulüe ile 164.045,40 TL'nin, Kurumdan talep edilen 11.06.2012 tarihlinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.<br>5. Mahkemenin 30.04.2019 tarihli ve 2017/460 Esas, 2019/108 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 14.02.2021 tarihli ve 2020/5326 Esas, 2021/1237 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:<br>\"...\t27/03/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde ile: “Bu Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.<br>         Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.<br>Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.<br>Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.\" şeklinde düzenleme getirilmiş,   5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrası hükmünün  iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.<br>Dosyadaki kayıt ve belgelerden, bozma ilamı sonrası Mahkemenin davacı şirketin 7103 sayılı Yasadan yararlanma talebi bulunup bulunmadığı ile ilgili müzekkeresine,  Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 03/09/2018  tarihli yazı ile talep olunan alacak tutarının yasal faizi ile birlikte davacı şirket vekilinin banka hesabına 20/03/2015 tarihli yazıya istinaden yatırıldığı belirtilmek suretiyle cevap verildiği,  Mahkeme tarafından davalı Kuruma tekrardan davacı şirkete yapılan bu ödemenin 7103 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'ya eklenen Ek 17. madde kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin sorulması üzerine Kurum tarafından bu defa 27/03/2018 tarihli yazı cevabı ile davacı tarafın banka hesabına belirtilen alacak tutarının yasal faizi ile birlikte yatırılmış olduğu hususunun yinelendiği, davacı şirket tarafından ise davalı Kurum tarafından yatırılan tutarın tekrardan Kurum hesabına aktarıldığının belirtildiği anlaşılmıştır. <br>Somut olayda, uyuşmazlık konusu alacak tutarının Kurum tarafından 20/03/2015 tarihli yazıya istinaden davacı hesabına yatırıldığı iddiası, davacı tarafın ise hesaba yatırılan tutarın tekrardan Kurum hesabına aktarıldığı iddiası karşısında çelişki oluşmakla, hükmün infazı aşamasında mükerrer ödemeye sebebiyet verecek nitelikteki bu ihtilaf ortadan kaldırılmadan eksik inceleme ve araştırma neticesi kurulan hüküm bozma nedenidir. <br>Mahkemece yapılacak iş, Kurumdan ihtilaf konusu alacak tutarının davacı vekilinin banka hesabına yatırıldığına ilişkin ilgili belge ve kayıtlar, davacı şirketten ise hesabına intikal eden alacak tutarını tekrardan davalı Kurum hesabına aktarıldığına ilişkin ilgili belge ve kayıtlar getirtilerek davacı tarafa ödemenin yapılmış olduğunun anlaşılması halinde mükerrer ödemeyi önleyici, infazı kabil bir şekilde  karar vermek, aksi halde davacı tarafından davalı Kurum hesabına alacak tutarının aktarıldığı anlaşılırsa Kurum tarafından 7103 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'ya eklenen Ek 17. madde kapsamında davacı şirketin yapmış olduğu başvuru ve neticesine ilişkin açıkça bir cevap verilmediğinden, Kurumdan tekrardan davacı şirketin yapmış olduğu herhangi bir başvurunun  olup olmadığı ve varsa başvurunun neticesi sorularak gelen yazı cevabına göre  anılan Yasa maddesi kapsamına göre bir değerlendirme yapmak, davacı şirketin herhangi bir başvuruda bulunmaması ya da Kurumun yapılmış bir başvuruyu kabul etmemesi halinde işin esasına girerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir...\"<br>6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 22.02.2022 tarihli ve 2021/138 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararla davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>7. Mahkemenin 22.02.2022 tarihli ve 2021/138 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.09.2022 tarihli ve 2022/7940 Esas, 2022/11108 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:<br>\"...\tMahkemece uyulan bozma ilamında 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile 06/02/2014   tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen 02/02/2015  tarihli ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17. madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.<br>Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı içeriğinde yer alan, 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.'  ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.<br>Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. <br>Eldeki davada ise, Mahkemece, bozma ilamına uyularak sürdürülen yargılama sonucunda  'davacı alacağının tahsil edilmiş olması nedeni ile (ek 17 maddesi 4.fıkranın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına denmesinin mümkün olmasa da) hukukun genel hükümleri kapsamında borç ödendiğinden” bahisle “konusuz kalma nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına' karar verilmiş ise, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. <br>Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir. <br>Somut olayda; davacı vekili, davalı Kurum’dan Mahkemenin 16.01.2015 tarih ve 2014/181 Esas ve 2015/57 sayılı Kararı doğrultusunda 164.045,40 TL nin 11.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hesabına ödenmesini 20.02.2015 tarihinde istemiş, davalı Kurumca söz konusu karar gereği 164.045,40 TL ana para 11.06.2012 tarihinden itibaren işlemiş faizi olarak 41.379,89 Tl. faiz tahakkuku ile birlikte toplam 205.425,29 TL olarak 07.04.2015 tarihinde Mersin 8. İcra Müdürlüğünün 2015/3754 sayılı takip dosyasına gönderilmek üzere emanete alınmış, 08.04.2015 tarihinde icra dosyasına ödenmiş, davacı işyeri ve vekili tarafından konu ile ilgili Kuruma herhangi bir geri ödemede bulunulmamıştır. Hal böyle olunca kesinleşmemiş ilamın infazının söz konusu olması halinde, icra tehdidi altında davalı Kurumca yapılan ödemenin iradi bir ödeme olmadığı ve bu halde de taraflar arasındaki uyuşmazlığın devam ettiği, sonuç olarak davanın konusuz kalmayacağı hususu dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi  usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...\"<br>8.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 31.01.2023 tarihli ve 2022/306 Esas, 2023/51 Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulü ile davacının, 5510 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda sağlanan prim teşviki ve destek indiriminden yararlanabileceği halde yararlandırılmadığı tespiti ile (Ek17 2 ve 3 fıkrası gereği) 164.045,40 TL'nin 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile davacıya ödenmesine, (söz konusu ödemenin ilgili maddenin yürürlük tarihini takip eden takvim yılı başı olan 01.01.2019'dan başlayarak 3 yıl içerisinde ödenmesi gerektiğinin tespitine)  karar verilmiştir.<br>9. Mahkemenin 31.01.2023 tarihli ve 2022/306 Esas, 2023/51 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 19.09.2023 tarihli ve 2023/4397 Esas, 2023/8357 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:<br>\"...1.Eldeki davada, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.<br>2.Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, Kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.<br>3.Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, mahkemece, davacı şirket hakkında 20 09...  uncu ay ile 20 11...  nci aylar arasında kalan dönemde, ... sicil numaralı iş yeri bakımından, Kurumun teşvikten faydalandırmamaya ilişkin işleminin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerine uygun olup olmadığı üzerinde durulmalı, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerindeki şartların davacı bakımından varlığı irdelendikten sonra şartların varlığı halinde faiz istemi bakımından da, davacı şirketin Kuruma başvuru tarihi itibari ile faize hak kazanacağı dikkate alınarak, oluşan sonuca göre bir karar verilmelidir...\"<br>10.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında Ek 17. maddenin eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanma olanağının kalmadığı, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi kapsamında uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda aldırılan 23.03.2025 tarihli rapor ile de tespit edildiği üzere, davacının 5 puanlık indirimden yararlanma talebinde bulunduğu 2009/9 ile 2011/2.aylara ait dönem yönünden  5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi kapsamındaki şartları taşıdığı, işveren hissesine isabet eden %11 sigorta prim oranının hak ediş ödemelerine dahil olması nedeniyle mükerrerlik oluşmayacağı ve alacak miktarına başvuru tarihi olan 16.02.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 164.045,40 TL'nin 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>V.TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br> Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. <br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmamasına dair Kurum işleminin iptali ile fazladan ödediği primlerin iadesine ilişkindir.<br>1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428.  maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik  bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler  kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle; <br>Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,<br>Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,<br>23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58cf2a958761446d","SID":"7d3bbabe4544b275"}}