{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2025/14790 E.  ,  2025/17190 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br>SAYISI: 2021/2236 E., 2024/37 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Silifke 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi<br>SAYISI: 2019/293 E., 2021/164 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I. DAVA<br> Davacı vekili, yetim aylığını almakta olan ... (...)’nın aylığı boşandığı eşi ile birlikte yaşaması nedeni ile 25.10.2008 tarihinden kesilmiş olup tarafına 25.01.2008 - 24.10.2016 süresinde yersiz ödeme yapıldığı gerekçesi ile davacıdan toplam 107.867,30.-TL'nin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenmesi talep edildiğini, müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Dava, Kurum işleminin iptali, borçlu olmadığının tespiti ve aylık talebine ilişkindir. <br>  1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>2.Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada; “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.<br>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde; “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.   \t<br>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20. maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, MEDULA sisteminden araştırma yapılmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.       <br>3.Somut olaya dönüldüğünde, dava, davacının boşandığı eski eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin Kurum tarafından tespiti sebebiyle babasından almakta olduğu durdurulan ölüm aylığı sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile geri ödemeye ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkin olup dosya kapsamındaki tüm deliller irdelendiğinde birlikte yaşam olgusuna dair Mahkemece yapılan tespit yerindedir. Bununla birlikte, geri çevirme ilamı sonrasında davalı Kurum tarafından 01.01.2008 tarihinden itibaren borç çıkartıldığı belirtilmiş olup davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle ancak bu tarih itibariyle uygulanabileceği ve borç çıkartılabileceği hususu karşısında bu husus dikkate alınarak borç miktarının tespiti gerekirken davanın tümden reddi hatalıdır.<br>Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. <br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle,<br>Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,<br>Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55b26f1d660b495c","SID":"3889c22e3a0d8c68"}}