{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">4. Hukuk Dairesi         2026/242 E.  ,  2026/2311 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/229 E., 2024/178 K.<br><br>2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun (2797 sayılı Kanun) 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve dosya kapsamına göre hakimin yargısal faaliyetleri nedeniyle Devletin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kum ocağı işletme ruhsatı aldığını, bu ruhsattan hareketle Mersin-Tarsus, ... köyü, 92 parsel sayılı alanda gerekli tüm ön etüt ve çalışmaları da tamamlamak suretiyle kum ocağı işletme faaliyetine başladığını, şirketin ocaktan temin ettiği malzemeyi başta belediyeler ve kamu kuruluşları olmak üzere inşaat müteahhitlerine ve talep eden sair kişi ve kurumlara satmaya başladığını, bu sırada İl Özel İdaresinin yoğun denetim ve bundan da öte baskılarına maruz kaldıklarını, İl Özel İdaresi görevlilerinin açıktan para talep etmeye başlaması üzerine davacı şirketin itiraz ettiğini, bunun üzerine davacı şirket aleyhine para cezası kesildiğini, Mersin C.Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu, İl Özel İdaresi yetkililerinden bazıları hakkında Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldığını, sanıkların ceza aldıklarını, idari para cezasına itirazın 15 yıl sonra karara çıktığını ve cezanın iptal edildiğini, bu sürede davacı şirket ve sahibinin yıkımına neden olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. <br> Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görülen davada taraf olarak gösterilen kişilerin taraf ve dava ehliyetine davayı takip yetkisine sahip olsalar bile taraflardan birinin davada davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğini, davanın husumetten reddedilmesi gerektiğini, davacının davasını ispatlamak zorunda olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. <br><br>Dosya kapsamından davanın ilk olarak 13.04.2022 tarihinde açıldığı ve yapılan yargılama sonucu Mersin 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31.10.2023 gün ve 2022/122 E., 2023/348 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı ve davalı Mersin Valiliği tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 28.02.20 24... /318 E., 2024/523 K. sayılı kararı ile Tarsus 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2016/584 D.İş sayılı dosyasında idari para cezasının iptali için yapılan yargılama sonucunda itirazın reddine kararı ve söz konusu kararın Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/963 D.İş sayılı kararı ile yerinde görülmesine ilişkin karardan kaynaklı ve kararda imzaları bulunan hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı zarar oluştuğu iddiası ile davalı ... aleyhine açılan davada asıl davanın görüm ve çözüm yerinin Yargıtay ilgili hukuk dairesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esastan incelenerek karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine şeklinde hüküm kurulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucu Mersin 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29.05.2024 gün ve 2024/229 E., 2024/178 K. sayılı kararı ile asıl davanın görüm ve çözüm yerinin Yargıtay ilgili hukuk dairesi olduğu şeklindeki gerekçeyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine ve Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar verildiği, mahkeme kararının 19.02.2025 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin dosyanın Yargıtay görevli hukuk dairesine gönderilmesine yönelik talebinin bulunduğu, ancak ilk olarak sehven merci tayinine yönelik form düzenlendiği, bunun sonucunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2025 gün ve 2025/6063 E., 2025/9577 K. sayılı kararı ile yargı yeri belirlenmesine yönelik bir uyuşmazlık olmadığı ve haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu gerekçesiyle dosyanın mahalline iadesine karar verildiği, bu defa da temyiz formu düzenlenerek gönderildiği ve Dairemizin yukarıdaki esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. <br>Uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir temyiz istemi bulunmadığından dava dosyasının temyiz esasının kapatılmasına ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla inceleme yapılmak üzere Dairemizin ilk derece esasına kaydedilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın temyiz esasının kapatılmasına ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla inceleme yapılmak üzere İLK DERECE MAHKEME ESASINA KAYDEDİLMESİNE, <br>27.02.2026 gününde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0588704978f909ea","SID":"b0af54868cb6fae5"}}