{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/5602 E.  ,  2025/8923 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2024/2126 E., 2025/1084 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Ankara 52. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2022/9 E., 2024/241 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.09.2017-30.01.2019 tarihleri arasında davalı Şirketin ... projesinde çalıştığını, ücretinin aylık net 2.200,00 USD olduğunu, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedilmesi üzerine işe iade davası açtığını ve davanın kabul edildiğini, ilgili kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, işe iade kararının kesinleşmesi üzerine işverene yapılan işe başlatılma başvurusuna rağmen işverence müvekkilinin işe başlatılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>II. CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Kuveyt Devleti arasında imzalanan 30.03.2008 tarihli İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma uyarınca dava konusu uyuşmazlığın Kuveyt hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, müvekkili Şirketin Kuveyt'te işveren konumunda olduğu bir ... inşaatı projesinin bulunmadığını, işbu inşaat projesinin müvekkili Şirketin tüzel kişi ortak olarak yer aldığı ... Şirketine ait olduğunu, davacının kendi çalışanları olmadığını, müvekkili Şirketin talep konusu alacaklardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Şirket nezdinde davacının iade olunabileceği ... projesi ya da benzer nitelikte kalıp işlerinin yapıldığı bir projenin bulunmadığını, müvekkilinin işe davetinin usule uygun olduğunu, buna rağmen davacının işe başlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının  13.09.2017-30.01.2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı, ayrıca kesinleşen işe iade davasında hüküm altına alınan 4 aylık boşta geçen süre de çalışılmış gibi eklenerek davacının kıdem süresinin hesaplandığı, gerek banka kayıtları gerekse sözleşmeler ve ödeme belgeleri dikkate alındığında davacının 473,00  Kuveyt dinarı (KWD) ücret aldığının tespit edildiği, davalı işverence yapılan feshin haklı veya geçerli nedene dayanmadığının açılan işe iade davasıyla sabit hâle geldiği, kesinleşen karara istinaden davacının işe başlatılması için davalı işverene başvurduğu ancak davalı tarafından davacının işe başlatılmadığı, davalı işverenin yurt dışındaki faaliyeti devam etmesine rağmen davacıyı yurt içindeki bir projede işe başlatmaya davet etmesinin davalı işverenin bu konuda samimi olmadığını ortaya koyduğu, somut olayda davacı tarafından açılan ve kesinleşen işe iade dosyasında Türk iş mevzuatına göre yargılama yapıldığı ve davacının işe iadesine karar verildiği, işe iade davasında Türk iş mevzuatı uygulanırken alacaklarda Kuveyt hukukunun uygulanması hâlinde aynı kişi hakkında farklı mevzuatların uygulanması durumunun ortaya çıkacağı, davacı ile yapılan iş sözleşmesinin yabancı dilde düzenlenmiş olup davacının yabancı dil bildiğinin ortaya konulamadığı bu nedenle davacı hakkında somut olay yönünden Türk iş mevzuatı hükümlerinin uygulandığı gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işveren tarafından sunulan kayıtlara göre davacının çalıştırıldığı projenin ... inşaatı işi olduğu, işveren olarak ... olarak gösterilmiş ise de bu Şirket ile davalı Şirket arasında organik bağ tespit edildiği, somut uyuşmazlıkta davanın Türk hukukuna göre açıldığı ancak cevap dilekçesinde yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu, kesinleşen işe iade davasında Türk hukukunun uygulandığı, Mahkeme ilâmının dosya kapsamına, emsal kararlara, tanık beyanlarına ve içtihatlara uygun olduğu İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br> Davalı vekili temyiz dilekçesinde;<br> 1. Her dava ve dava konusu uyuşmazlığın bağımsız olarak mevcut duruma göre değerlendirilmesi gerektiğinden işe iade davasında uygulanan hukukun işçilik alacakları davasında da uygulanmasının hukuku ve içtihatları aşar nitelikte olduğunu, <br>2. Güncel içtihatlar ve emsal dosyalar doğrultusunda işçilik alacağı davası olan bu davada uygulanması gereken hukukun Kuveyt hukuku olduğunu, Kuveyt hukukuna göre davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, <br>3. Müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işe iade kararının ifa edilmesinde fiilî imkânsızlık bulunduğunu, giydirilmiş brüt ücretin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. <br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, kesinleşen işe iade kararı sonrasında davacının işe başlatılıp başlatılmadığı, giydirilmiş brüt ücretin tespiti ve zamanaşımı def'ine ilişkindir.<br><br>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. <br>2.  2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir:<br>“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”<br> 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) \"Kapsam\" başlıklı 1. maddesi ise şu şekildedir:<br>\"(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.<br>(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.\"<br>   30...  tarihinde Ankara'da imzalanan ve 21.01.2010 tarihli ve 5949 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. maddesi de şöyledir:<br>\" İşçiler ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde ilgili hükümetin yetkili makamları kendi yasa, kural ve düzenlemelerine göre uyuşmazlığın dostane çözümü için çalışır.<br>Dostane çözüm çabalarının başarılı olamaması halinde, uyuşmazlık, istihdam eden ülkenin yasaları uyarınca çözümlenmek üzere yetkili mahkemeye taşınır.\"<br>Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır.<br>    Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre değerlendirme yapıldığında; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti arasında imzalanan Anlaşma'nın 8. maddesi uyarınca iş sözleşmesine Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiği açıktır. Ancak davacının daha önce işe iade talebiyle açtığı davanın Türk hukukuna göre sonuçlandırılıp kesinleşmesi karşısında, iş güvencesinin sonuçlarına ilişkin işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar bakımından Türk  hukukunun uygulanması yerindedir. Belirtilen nedenlerle davacının  kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin,  fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından uyuşmazlığa Kuveyt hukukunun uygulanması gerekir. Mahkemelerce söz konusu alacaklar bakımından Anlaşma hükümleri göz ardı edilerek Türk hukuku uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. <br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, <br>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>19.11.2025  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ccaf3c31446c2e09","SID":"4d61d7fc98ad4181"}}