{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/9383 E.  ,  2026/82 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/1475 E., 2025/2182 K.<br>DAVA TARİHİ\t: 19.04.2023   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ: Orhangazi 3. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2023/203 E., 2025/77 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı işten çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik tespit davası yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.   <br>Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten  reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten  ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra  dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 19.01.2021 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 02.03.2023 tarihine kadar çalıştığını, doğum sonrası 26.06.2022 tarihinde  tekrar iş başı yaptığını, davacının çocuğunun sağlık sorunları, ilaç ve süt iznini kullanması sebebiyle, 35-40 dakika ulaşım mesafesindeki depo biriminde çalışmasının zor olacağını, işini kaybetmek istememesi nedeniyle kısmi çalışma talep ettiğini ve mağaza birimine görevlendirme yapıldığını ancak sonrasında tekrar depo birimine gönderilmek için üzerinde baskı oluşturulduğunu, ilgili ilgisiz her konuda davacıdan savunma istendiğini, davalı işyerinin son tüketim tarihine 1-2 gün kalmış son günlü ürünlerin personel tarafından müşteriye ikna edilerek satılması, satılmaması durumunda personelin alım yapması yönünde talimat verdiğini, buna rağmen fesih bildiriminde halk ve toplum sağlığını tehlikeye soktuğunun gerekçe gösterilmesinin çelişkili bir davranış olduğunu, vardiya usulü çalışan mağazada her bir üründe kısmi çalışma yapan davacının savunması alınarak psikolojik baskı (mobbing) oluşturulduğunu, son kullanma tarihi geçmiş ürün denetiminin sadece davacının görevinde olmayıp diğer mağaza çalışanların da görevi olmasına rağmen sürekli davacının savunması alındığını, haksız savunmalar gerekçe yapılarak davacının işini yapmadığı ileri sürülerek iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini, feshin geçersizliğinin tespitiyle işe iadesine, işe başlatılmaması hâlinde brüt 8 aylık ücreti tutarında tazminat ile çalıştırılmadığı süreler için 4 aylık brüt ücret ve diğer tüm haklarının ödenmesine karar verilmesini ve davalının, müvekkilinin \"İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi davranışlarda bulunması ve işçinin yapmakla ödevli bulunduğu  görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi\" anlamına gelen (46) işten çıkış kodu ile işten çıkarılmış olması sebebiyle hayatında olumsuzluklar yaşadığını, müvekkilinin işten çıkış kodunun Kod (04) (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kod değişikliği talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının söz konusu talebinin husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının son kullanma tarihi ve fire prosedürünü uygulamadığını, çalışma dönemi boyunca bu hususta defalarca sözlü ve yazılı olarak uyarıldığını ve  görev ve sorumluluklarına aykırı davranmaya devam etmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilerek buna uygun olarak çıkış kodunun SGK'ya bildirildiğini savunarak davaların reddini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 12.08.2022 tarihli savunmasında satılamayacak vaziyette olan karpuzu kaldıramadığını ikrar ettiği, ...  bir ilgisinin olmadığını beyan etmişse de personel olarak ve taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sorumlu olduğunun açık olduğu, 06.02.2023 tarihindeki savunmasında 04.02.2023 tarihinde kalkması gereken son kullanma tarihi geçmiş ürünü 06.02.2023 tarihinde kaldırdığını ikrar ettiği, 28.02.2023 tarihinde alınan savunmasında 9 adet son kullanma tarihi geçmiş rus salatasını kaldırmadığını ikrar ettiği, her ne kadar kastının olmadığını savunmuşsa da personelin sorumlu tutulabilmesi için mutlaka kastının olmasının gerekmediği, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bir şekilde tarafların üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğu, davacıdan aynı sebebe dair birden fazla alınan savunmalar, davacının kısmi ikrarı ve davalı tanığının davacının son kullanma tarihi geçmiş ürünleri kaldırmadığına dair beyanı göz önünde bulundurulduğunda iş sözleşmesine son vermekte davalı işverenin haklı olduğu kanaatine varıldığından işe iade talebinin reddi gerektiği ancak işverence işçinin sözleşmesini feshetmekte haklı olsa da çıkış kodunun (46)  olarak gösterdiği, oysa davaya konu olayda davacının fesih sebebinin davacı işçinin üzerine düşen görevi yerine getirmemek olduğu ve davacının fesih kodunun değiştirilmesini istemekte hukuki yararı da olduğu gerekçesiyle işten çıkış kodunun Kod (49) (İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yapmamakta ısrar etmesi) olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.                <br><br>IV. İSTİNAF<br>İlk  Derece  Mahkemesinin  yukarıda  belirtilen  kararının yasal süresi içinde taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça davacının son kullanma tarihi geçmiş ürünleri uyarılara rağmen zamanında raflardan kaldırmadığından  bahisle haklı nedenle iş sözleşmesinin feshedildiği savunulmuşsa da davacının süt izni dolayısı  ile yarım gün çalıştığı, ileri sürülen eylemlere ilişkin tüm sorumluluğun davacıda olmadığı, davalı tarafça sorumluluğu olan diğer personele söz konusu olumsuzluklarla ilgili yaptırım uygulandığına dair bilgi sunulmadığı, eşit davranma yükümlülüğüne uygun hareket edilmediği,  yapılan feshin orantılı olmadığı, feshin son çare olması ilkesine de aykırı olduğu görülmekle feshin haklı veya geçerli sebeple yapıldığının davalı tarafça ispat olunmadığı gözetilerek işe iade talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli olarak feshedildiği davalı tarafça ispat olunmadığından işten çıkış kodunun  Kod (49) yerine, Kod (04) (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespiti gerektiği gerekçesiyle  davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle işe iade davasının kesin olmak üzere kabulüne, işten çıkış kodunun tespiti davasının da temyiz yolu açık olmak üzere kabulüne  karar verilmiştir. <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz  Sebepleri<br>Davalı vekili işten çıkış kodunun tespiti davasına ilişkin temyiz dilekçesinde; <br>1. Davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, <br>2. Arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, <br>3. Müvekkili işveren nezdinde uygulanan davacı yanın bilgisi ve kabulünde olan fire ve son kullanma tarihi prosedürüne uymadığını,<br>4. Davacı işçinin kendisinden beklenen özeni ve müvekkili Şirkete karşı sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, <br>5. Davacının iş sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden işten çıkış kodunun Kod (04) olarak bildirilmesi gerektiğine yönelik tespit hükmünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür. <br><br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık, davacının SGK'ya bildirilen işten ayrılış kodunun fesih şekline uygun olup olmadığına ve  düzeltilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. <br>Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.  <br>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeple;  <br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, <br>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>13.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br><br>K A R Ş I  O Y<br>Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek işe iadesine ve işverence SGK bildirilen çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur. <br>İşten çıkış kodları iş sözleşmesinin nasıl sonladığını ve sona erme sebebini göstermektedir. İşveren SGK tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından birini gerçeğe uygun olarak işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmesinde olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir. <br><br>İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden on günlük sürede e-bildirge sistemi üzerinden düzeltebilir. On günlük süre geçtikten sonra düzeltme yapabilmek için işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Merkezine/İl Müdürlüğüne başvurulması gerekir. SGK'nın 2013/11 sayılı Genelgesi'nde, işverenlerin işten ayrılış nedenine yönelik değişiklik talepleri, buna ilişkin belgelerle müracaat edilmesi hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir. <br>İşçi, çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisiyle birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi de, lehine sonuçlanmış olan ihbar ve kıdem tazminatı ya da işe iade davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak, düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin böyle bir dava açmadan işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Ancak işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla ayrı bir dava açabilmesi için güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymalıdır. <br>Türkiye İş Kurumunun 2020/1 sayılı Genelge'si uyarınca fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro veya banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle Kuruma başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir.<br>Uygulamada “çıkış kodunun düzeltilmesi” olarak adlandırılan ve sadece işveren aleyhine açılan dava ile çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiğinin tespiti talep edilmektedir. Başka bir anlatımla, SGK' ya yönetilmeyen söz konusu dava ile iş sözleşmesinin sona erme nedenin belirlenmesi istenmektedir. Dolayısıyla anılan dava niteliği itibarıyla tespit davasıdır. <br><br>6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (..., İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977). <br>İş sözleşmesinin sona erme nedeni; işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı talebiyle açılan davalarda da tespit edilmektedir. Bu tespit, işveren tarafından Kuruma bildirilen sona erme nedeninin gerçeğe aykırı olup olmadığını da içerir. Öyleyse işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı ile yahut anılan davalar sonuçlandıktan sonra, çıkış kodunun düzeltilmesi istemiyle ayrı bir dava açılmasında güncel hukuki yararın varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta yapılmış anlaşmalar için de geçerlidir. <br><br>İşçinin; işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme kararı ile SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Buna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelge ile \"Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir.\" şeklinde açıklığa kavuşturmuştur.<br>İnceleme konusu dosyada davacı işçi, işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığını iddia ederek işe iadesine ve çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İşe iadesine karar verilmesi talebiyle açılan davada işverence yapılan feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı değerlendirilecek; dolayısıyla işten çıkış kodunda belirtilen fesih sebebinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tespit edilmiş olacaktır. Davacının işe iade davası ile çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik amacına ulaşması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi talebiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Bu nedenle çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davanın güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekir. Açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatiyle Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamıyorum.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d894f283c4c1fe05","SID":"80fea6242b3654be"}}