{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2025/7920 E.  ,  2025/13974 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/2408 E., 2025/145 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Bakırköy 2. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2022/201 E., 2023/79 K.<br><br><br>Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili  tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya 01.04.2016 tarihinde annesinden dolayı ölüm aylığı bağlandığını, Kurum tarafından boşandıktan sonra eşiyle birlikte yaşadığı ileri sürülerek 01.04.2018 tarihinde aylığının kesildiğini, eski eşi ile yıllardır ayrı olduklarını, eski eşinin Hatay’da ailesi ile birlikte yaşadığını, orada tedavi gördüğünü, bununla ilgili reçete ve doktor raporlarını gönderdiğini, annesinin vefat ettiği 1991 yılından aylığın bağlandığı 2016 yılına kadar 27 yıl aylık talebinde bulunmadığını, sağlık problemleri ve yaştan ötürü çalışamadığını, eski eşiyle birlikte oturmadığını ve başka bir geliri bulunmadığını beyan edip, aylığının tekrar bağlanmasını talep ve dava etmiştir.<br> II. CEVAP  <br>Davalı Kurum vekili özetle, Mahkemece davacının eski eşinin Hatay’da tedavi gördüğüne dair sunduğu reçete ve raporların davacıya maaş bağlandığı 01.04.2016 ile maaşın kesildiği 01.04.2018 tarihleri arası olup olmadığının ve rapor sıklığının dikkate alınmasını, Kurum tarafından davaya konu işlemle ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce gerçekleştirilen tahkikat sonucu tanzim olan kontrol memuru raporunda durumun saptandığını, Kurum işleminin yerinde olduğunu ileri sürerek davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br><br><br> III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine  karar verilmiştir.  <br>IV. İSTİNAF<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde  davacı vekili  tarafından  istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmiştir.<br>Kararın gerekçesinde, \"Davacı tarafından dosyaya sunulan Yerleşim Yeri ve Diğer Adres Belgesinde yerleşim yeri adres bilgilerinde eski eş ...’in 14.12.2018 tarihinde Hatay iline yerleştiği,<br>.... ...Devlet Hastanesi ilaç kullanım raporu başlıklı yazının tarihi ise 11.09.2018 olduğu ve sunulan belgeler SGK’nın Araştırma İnceleme (13.03.2018) Raporundan sonra olduğu,<br>... Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü tarafından gönderilen 04.12.2018 tarihli yazıda ise  ...’in ise 28.12.2012 tarihinde beyanda bulunmuş olduğu adresin “Yanan Yıkılan Bina” olarak güncellendiği, adı geçen şahısların 01.04.2016-01.04.2018 tarihleri arasındaki adreslerinin tespit edilemediği bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; dosya kapsamı, toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporu  hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...'na hak sahibi kızı olarak aylık bağlandığı, Kurum Denetmeni ... tarafından düzenlenen 13.03.2018 tarih ve 2018/407022/18 sayılı Araştırma İnceleme raporunda, davacının boşandığı eşi ...ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine rapora istinaden aylığının kesildiği ve 01.01.2016-01.04.2018 arasında yersiz olarak ödenen  asıl aylık maaş 39.633,88 TL, faiz 3.958,83 TL olmak üzere toplam 43.592,73 TL’nin adına borç kaydedildiği, davacı, eşinden boşandıktan sonra beraber yaşamadıklarını, eşinin Hatay ilinde olduğunu, Kurum işlemlerin haksız olduğunu beyan ederek Kurum işleminin iptalini talep etmiş ise de; davacı ve boşanmış olduğu eşi ... ile birlikte 16.04.2017 tarihinde 2017 Halkoylaması seçimlerinde aynı adreste olduğu ve aynı sandık numarasında oy kullandığı, dosyaya celp edilen  medula kayıtlarında hastaneye verdikleri adreslerinin  .... Mah. ..... Sk. Bina No:...Kapı No:....../ İstanbul, aynı olması karşısında, 5510 sayılı Kanun'un 59. maddesine göre Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, denetmen raporunun mahallinde inceleme yapılarak düzenlenmiş olması ve davalı Kurum işlemine dayanak oluşturan denetmen raporunun aksinin yargılama aşamasında  davacı tarafından somut delillerle ispatlanamadığı kanaati ile  davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.  <br>Mahkeme tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu\" belirtilmiştir.<br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>Davacı  vekili, temyiz dilekçesinde özetle,<br>1. Müvekkilinin, annesinin ölümünden 25 yıl sonra gerçek boşanma ile eşinden boşanmış olduğunu,<br>2.Müvekkil ve eski eşinin, birbirine denk gelmeyen farklı tarihlerde ve sadece  1-2 defa aynı hastanede tedavi olmuş olmalarının fiilen birlikte yaşadıklarını gösterir somut bir delil olmadığını,<br>3. Ayrıca müvekkilinin boşandığı eşi boşandıktan sonra taşındığı yeni adresi ile ilgili olarak Mernis adres bildirimini  yapmaması sebebiyle bir kısım kurum müracaatlarında eski adresinin sistem kayıtlarına girildiğinin açıkça anlaşıldığını,<br>4. Davalı Kurum, fiilen birlikte yaşama iddiasını temel olarak tanık ...'a ait olduğunu iddia ettiği Denetmen Tutanağındaki ifadeye dayandırmış ise de tanık ...'a ait olduğu belirtilen ifade tutanağında adı geçene ait imzanın bulunmadığını,<br>5. Davalı Kurumun Bimer ve Alo 170 hattından yapıldığını iddia ettiği ihbarların tamamen soyut ve dayanaksız şekilde yapılan, kimin yaptığı, müvekkilinin kimlerle ve nerede yaşadığı konusunda görgüye dayalı bilgisi olup olmadığı belli olmayan kişilerin tamamen isimsiz ve imzasız olarak yaptıkları ve dosya kapsamıyla da doğrulanmayan ihbarların  tesis  edilecek iş ve işlemlere esas alınamayacağını, bu ihbarların  husumetli  kişiler tarafından yapılmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık, boşandığı eş ile fiilen birlikte yaşama nedeniyle aylığın  kesilmesine yönelik Kurum işleminin  iptali ile ödenmeyen aylıkların ödenmesi ve Kuruma borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı  Kanun'un  371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile  kararda belirtilen gerekçelere  göre usul ve kanuna uygun olup, davacı   vekili tarafından  temyiz dilekçesinde  ileri sürülen nedenler  kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Temyiz olunan  Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>16.10.2025  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"263befb98869e103","SID":"90363aab1e2e9201"}}