{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2025/12780 E.  ,  2025/15782 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/333 E., 2025/63 K.<br><br>İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı müvekkilinin,  18.07.1998-07.09.2010 arasında davalı şirket nezdinde meydancı olarak bahşiş usulü çalıştığını, müvekkilinin sigortasız çalıştırıldığını, yalnızca SGK’dan iş müfettişlerinin gelineceğinin öğrenildiği 01.05.1999-31.12.1999 tarihleri arasında sigortasının yapıldığını, iş akdinin haksız feshedildiğini, müvekkiline bir ihbarda bulunulmadığını belirterek, dava konusu hizmet sürelerinin tespitini talep ve dava  etmiştir.<br>II. CEVAP<br>1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davalı ... Ltd. Şti'nin 16.07.2004 tarihi itibariyle ... Tic. A.Ş. ile birleşerek münfesih hale geldiğini, tüzel kişiliğini yitirdiğini, davacı vekilinin, davacının, davalı şirketin hangi işyerinde ve ne işte çalıştığını bildirmediğini, taraflar arasında İş Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun düzenlemeleri doğrultusunda belirlenen tarihler arasında hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, davacının yaptığı işin, işini yaptığı kişi karşılığında kendisine ödendiğini, davalı tarafa ücret ödeme borcu yüklemeyen iş ya da hizmet sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, davalının davacıya bir ödemesinin bulunmadığını, böyle bir borca da girmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu itirazında bulunduklarını, hizmet tespit talepli davaların 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduklarını, davacının talebinin 18.07.1998-07.09.2010 dönemine ait olduğunu, dava açma süresinin fazlasıyla geçtiğini, hak düşürücü süreyi kesen başkaca bir belgenin Kurum kayıtlarında mevcut olmadığını, davacının dava konusu dönemde ... sicil numaralı işverence bildirilmiş 240 günlük sigorta hizmetinin bulunduğunu, anılan tarihler dışında diğer davalı işveren tarafından SGK'ya işyeri bildirgesi verilmediğini, davacının, Kurumda 1999 yılındaki hizmeti dışında davacı adına sigorta hizmet girişi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işverene ait ... sicil sayılı işyerinde 25.06.1986-01.10.1986 arasında 97...  sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF<br>İlk Derece Mahkemesinin  20.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde  davacı  vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli kararı ile kamu tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde tanıklar bir dönem davacıyı araba yıkarken gördüklerini söylemiş iseler de belirli bir süre belirtmedikleri, yıkadıkları arabalardan bahşiş aldıklarını belirttikleri, davacının yaptığı işin süreklilik arz etmediği gibi emir ve talimatları davalılardan aldığı yönünde dosyada bir delil bulunmadığı dolayısıyla davacı ile davalı işverenler arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar veren Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ<br>Bölge Adliye Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, \"...1.Davacının 01.05.1999 - 31.12.1999 arası davalı işyerinden bildirimi olması dosyada dinlenen tanık beyanlarından  davacının  çalıştığı ve  davacı dahil diğer çalışanların ücretlerini bahşiş olarak müşterilerden aldıktan sonra ... adlı şahısta toplandığı ve bu kişi tarafından kendilerine verildiği anlaşılmakla ücretin bahşiş usulü olmasının hizmet akdine etkisi olmadığı hususu ve ... ile davalı şirket arasında imzalanan 01.04.1993 tarihli sözleşmenin de varlığı dikkate alınarak  tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.<br>2.Ayrıca 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden sonra açılan davalarda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının fer'i müdahil olarak yer alması gerekirken davalı olarak gösterilmesi de  hatalıdır.<br>3. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. <br>...<br>\" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ; davacıya işveren tarafından herhangi bir ücret ödenmemekte ise de ücretlerini bahşiş usulü olarak aldıklarını, hem davacı hem de kamu tanıkları ile davalı tanıklarından ..., ifadelerinde işverene ait işyerinde araba ve otobüs camlarını yıkadıklarını, çevre temizliği yaptıklarını,  bahşiş usulü çalıştıklarını, bahşişin bir kişide toplandığını, akşamları paylaştıklarını, çalışma saatlerini ve dinlenme saatlerini kendilerinin ayarladığını, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin de 2023/5118 E. 2023/5192 K. Sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere ücretin bahşiş usulü olmasının hizmet akdine  etkisi olmadığı, ... ile davalı şirket arasında imzalanan 01.04.1993 tarihli sözleşmenin varlığı dikkate alınarak dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının 1998/II.dönemde dava dışı iş yerinden hizmetlerinin bildirilmiş olması, davacının işe başlama tarihine yönelik net beyanı olan tanık olmaması, 01.05.1999-31.12.1999 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinden hizmet bildirilmiş olması, tanıkların davacı ile aynı işte çalıştırılanların sigortasız çalıştığını beyan etmesi, ayrıca beyanı alınan tanıkların davacının ayrıldığı tarihe kadar  işe ara verdiğine yönelik beyanları olmaması göz önüne alındığında davacının 18.07.1998-30.04.1999 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığı iddiasının kanıtlanamadığı, 01.05.1999-31.12.1999 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinden bildirilen hizmetleri dışında 01.01.2000-07.09.2010 tarihleri arasında davalı şirkete ait 2.4730.01.01.0025718.068.01.40 sicil numaralı işyerinde 5510 sayılı Kanun'a tabi olarak hizmet akdi ile prime esas kazanç alt sınırı üzerinden çalıştığı kanaatine varılarak  davanın kısmen kabulü ile;<br>1-)Davacının Kuruma bildirilen hizmetleri dışında; davacının davalı işverenliğe ait 2.4730.01.01.0025718.068.01.40  sicil sayılı iş yerinde 01.01.2000-07.09.2010 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetinin prime esas asgari kazanç alt sınırı üzerinden hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, <br>2-) Fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>VI. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>1.Davalı vekili, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve  kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>2.Fer'i müdahil Kurum vekili,  kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve  kararın bozulmasını talep etmiştir.<br><br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.<br>Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>VII. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>Davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, <br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23badc129dc9d82a","SID":"be4d028bd44335ee"}}