{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/7882 E.  ,  2025/10041 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/1034 E., 2025/966 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2016/474 E., 2022/788 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.08.2011-05.09.2013 tarihleri arası genel koordinatör olarak çalıştığını, ücretin net 9.000,00 USD olduğunu, işten çıkarma nedenlerinin kendisine bildirilmediğini, izinlerini kullanmadığını, 25 aylık ücretinin ödenmediğini, çalıştığı süre içinde muhtelif tarihlerde 28.500,00 USD ödeme yapıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. <br>II. CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların doğru olmadığını, davacı ile aylık ücret yönünde anlaşma olmadığını, davacının kürtçe bilmesi nedeni ile Irak Erbil şehrindeki devam eden inşaatın işlerinde yerel yönetim ile irtibatı sağlamak için işin tamamlanması ve teslimi sonrası Şirketin işten sağlayacağı kazanç doğrultusunda alacağı prim hususunda anlaşma yapıldığını, davacının inşaat mühendisi veya tekniker olmadığını, Şirket temsilcisi ...'nun kendisine duyduğu güven ve davacının maddi zorlukları nedeni ile kendisine bu imkânın sunulduğunu, davacının başına buyruk işlemleri, ... . isimli çalışanı dolandırması ve Şirket aleyhine işler yapması, Şirket adına gelen 240.000 USD tutarındaki parayı gayri resmî olarak kendi adına geçirmesi nedeni ile kendisi hakkında suç duyurusu yapıldığını, İstanbul Cumhuriyet Savcılığının 2013/101326 sayılı soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğini, itirazında reddedildiğini, bunun dışında davacının 1.897.000 USD tutarında parayı ve istihkakları aldığını, iki sene çalıştığı işyerinde davayı ayrıldıktan üç sene sonra açmasının açıklanmaya muhtaç olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin kıdem ve/veya ihbar tazminatı hakkı doğurmayacak şekilde sona erdiğine dair şüpheden uzak nitelikte delil ikame yükümlülüğü işverene ait olduğu, davalı tarafın davacının iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ve davacıya ihbar önelini kullandırdığını ya da ücretini ödediğini ispatlayamadığı, tüm bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı kanaatine varıldığı, bilirkişi .... tarafından hazırlanan raporun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>IV. İSTİNAF <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde  taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanıkların beyanlarında davacının genel koordinatör olduğunu belirtmiş olmaları, davacı tarafça dosyaya sunulan tercüme belgelerde de davacının görevinin genel koordinatör olarak yazılı olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, ayrıca davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, nitekim davalı taraf davanın Şirketi zarara uğradığını belirtse de bu konuda davacı hakkında yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, soyut tanık beyanının ise tek başına ispata yeterli olmadığı, davacının ücretine ilişkin tespitinde tanık beyanları, emsal ücret araştırması ve dosyaya sunulan şirket kaşesi bulunan tercüme belgelere göre yerinde olduğu, ücretin ödendiğinin ispat yükü davalı üzerinde olduğu ve bunun yerine getirilmediği, davalı vekili istinaf dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını iddia etmiş olsa da; yerleşik yargısal uygulama ve Yargıtay kararları uyarınca işyeri kayıtlarının incelenmesi ile yargılama ve bilirkişi hesabı gerektirmesi nedeniyle talep tam belirlenebilir nitelikte olmadığından işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği ve zamanaşımına uğramış alacak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. <br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br>1. Davacı  vekili temyiz dilekçesinde; <br> a. Müvekkilinin alacağının USD olarak tespiti ile ödeme gününde TL olarak ödenmesi yönünde  hüküm kurulması gerektiğini,<br>b. Davalının kabulü ile gönderdiği ihtarnamede 09.05.2013 tarihinde iş sözleşmesini fesih ettiğini ve  feshin 19.09.2013 tarihinde tebliğ edildiğinden  müvekkilinin 2 yıl 1 ay 4 gün çalıştığını ileri sürmüştür. <br> 2. Davalı  vekili temyiz dilekçesinde; <br>a. Davacının müvekkili Şirketin aylık ücretli çalışanı olmadığını,<br>b. Davacının, müvekkili Şirkette yalnızca gerekli olduğu hâlde prim karşılığı çalışmışsa da akabinde müvekkili Şirkete karşı usulsüz iş ve işlemleri ile zarara sebebiyet vermesi nedeniyle kendisi ile ilişkinin sonlandırılması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,<br>c. Denetime elverişli olmayan eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, <br>d. Ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacakları belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,<br>e. Talep konusu alacakların zamanaşımı dolduktan sonra dava ve ıslah edildiğini,<br>f. Davacının isticvabındaki beyanlarını  hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca isticvap, davalının yokluğunda yapıldığından davacıya yöneltilmesi önem arz eden hususlarda bilgi alınamadığını, <br>g. Davacının kötüniyetli olup Mahkemeyi yanıltma gayesi ile tanıklarla da işbirliği içerisinde olduğunu, <br>h. Davaya konu tarihlerde Kuzey Irakta çalışan tanık ...'nin beyanlarına hiçbir şekilde itibar edilmediğini, davacının yaptığı yolsuzlukların gözardı edildiğini ileri sürmüştür. <br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık, davanın türü, iş sözleşmesinin feshi, ücret ve hizmet süresinin tespiti, alacakların ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir.<br> Somut uyuşmazlıkta kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ile yıllık ücretli izin alacakları   bakımından dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup  koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan söz konusu alacaklar bakımından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.<br><br>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki  paragraflarının kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. <br>2. Taraflar arasındaki iş ilişkisinin nasıl sona erdiğinin açıklığa kavuşturulması gereklidir. <br>Somut uyuşmazlıkta davacı vekili müvekkilinin davalıya ait Kuzey Irak, Erbil'deki ... Üniversitesi yapımı inşaatında genel koordinatör olarak 01.08.2011 tarihinde işe başladığını, 05.09.2013 taribinde nedensiz olarak işten çıkarıldığını iddia etmiş, davalı vekili ise davacının, başına buyruk eylemleri ile öncelikle ... . isimli çalışanı dolandırdığı gibi müvekkili Şirket aleyhine iş ve işlemler yaptığı, sahte makbuzlar imzalayıp birçok yere sunduğu, işin işleyişi ile ilgili sürekli çelişkili ve gerçek dışı söylemlerde bulunduğu için azledildiğini, hiçbir hak ve alacağının bulunmadığı, aksine davacının müvekkili Şirkete iade etmediği paraların olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın  davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ispat edemediği gerekçesiyle bu alacakların kabulüne karar vermiştir.<br>Oysaki davalı tarafça, görgüye dayalı tanıkların beyanları ile davacının davalı Şirkete karşı usulsüzlükleri detaylı biçimde ortaya konulmuş, bu hususta dosyaya sunulan belgelerin de dinlenen tanık beyanları ile örtüştüğü görülmüştür. Bu durumda mevcut delil durumuna göre davalı işverenin haklı nedenle fesih savunmasını ispatladığının kabulü gerekmektedir. Mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. <br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, <br>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"949faa2c88e82a55","SID":"44cefc3f43a9dc84"}}