{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">7. Hukuk Dairesi         2025/4965 E.  ,  2025/5305 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI: 2022/30 E., 2022/131 K.<br><br> Mahkemece bozmaya uyularak verilen Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:      <br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili asıl davada; paydaşı olduğu 112, 1 14...  parsel sayılı taşınmazlarda; birleştirilen davada ise, paydaşı olduğu  620, 642, 665, 787, 790, 945, 972, 1177, 1845, 2001, 2017, 2018, 2021, 2040, 20 56...  parsel sayılı taşınmazlarda davalı tarafından 27.02.2015 tarihinde pay satın alındığını, satışa ilişkin davacıya bildirim yapılmadığını ileri sürerek ön alım hakkı nedeniyle taşınmazlardaki davalı adına olan payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.<br>Davacı yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur. <br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların fiilen taksim edildiğini, gerçek satış bedelinin 426.206,00 TL olduğunu ancak tapuda bedellerin düşük gösterildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br><br>III. MAHKEME KARARI<br>Mahkemece 17.02.2016 tarihli kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ<br>A. Birinci Bozma Kararı <br>Mahkemenin 17.02.2016 tarihli kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2017 tarihli ve 2017/8639 Karar sayılı kararı ile; toplulaştırma sonucunda dava konusu taşınmazlarda pay ve paydaşlık durumunun değişebileceği, mahkemece dava konusu tüm parseller yönünden toplulaştırma sonucunda paydaşlık durumunun devam edip etmediğinin araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br>B. İkinci Bozma Kararı <br>Mahkemece 11.11.2020 tarihli kararıyla asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. <br>Mahkemenin 11.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nin 10.06.2021 tarihli,  2021/3947 Karar sayılı ilâmı ile; davalının sair temyiz itirazlarının reddine, toplulaştırma sonrasında her iki parselin tevhidi sonucunda oluşan 1 39...  parselde;1177 parsel sayılı taşınmazdan gelen 27.02.2015 tarihli satışa konu olan payın belirlenerek bu miktar kadar iptal ve tescil hükmü kurulması gerekirken dava konusu olmayan 1172 parsel sayılı taşınmazdan gelen payı da kapsayacak şekilde davalı ... adına kayıtlı olan hissenin iptaline şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>C. Mahkemece Verilen Son Karar<br>Mahkeme karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Tapu Müdürlüğünün müzekkere cevabı dikkate alınarak toplulaştırma sonucunda dava konusu 1 39...  parsel sayılı taşınmaza aynı yer 1177 parsel sayılı taşınmazdan gelen hissenin 1872/9828 oranında olduğu tespit edilerek asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>V.  TEMYİZ<br>A.Temyiz Sebepleri<br>Davalı vekili temyiz sebeplerinde özetle; davaya konu bazı taşınmazlar üzerinde toplulaştırma şerhinin olduğunu, bu şerh devam ettiği sürece taşınmazlar hakkında hüküm tesis edilemeyeceğini, toplulaştırma sonrası ancak paydaşlığın devam ettiği taşınmazlar yönünden karar verilebileceğini, keza paydaşlığın devam ettiği taşınmazlarda da fiili taksimin olduğunu, taşınmazların başında keşif icra edilmediğini, tanıklara mevkii sorularak keşif yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. <br><br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.<br>Paylı mülkiyet nedeniyle doğan yasal ön alım hakkı, ancak paylı mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece söz konusudur. Ön alım davalarında davacı açısından paydaşlığın yargılama sonuna (karar kesinleşinceye) kadar devam etmesi bir dava şartıdır. Bu nedenle dava konusu taşınmazda payı kalmayan davacının, dava hakkı ortadan kalkar. Zira ön alım hakkının konuluş amacı paydaş olmayan üçüncü kişinin ortaklığa girmesine engel olmaktır. Paylı mülkiyete tâbi bir taşınmazda payın üçüncü kişiye satılması halinde diğer paydaşlar ön alım hakkını kullanabilecektir. Sahibi olduğu payını kaybetmesi halinde davacı, taşınmazın paylı maliki olmadığı için üçüncü şahsın satın aldığı paya yönelik ön alım hakkına dayalı dava açma hakkını yitirmiş olur.<br><br>Usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bununla birlikte, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı, Kanun değişikliği, konuya ilişkin yeni bir Anayasa Mahkemesi kararı, somut olayda maddi hatanın bulunması, hak düşürücü sürenin geçmesi, davada resen göz önünde bulundurulması gereken hususlarda aykırılık ve genel olarak kamu düzenine aykırılık halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği başka bir ifadeyle bu durumların usuli kazanılmış hakkın istisnaları olduğu kabul edilmektedir. (..., ..., ..., .. .., ... .. Hukuku, Cilt III, ... 2017, s. 2192.) <br>Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davaya konu edilen 620, 642, 665, 787, 790, 1177, 1845, 2001, 2017, 20 18...  parsel sayılı taşınmazlardaki davacı ve davalının paylarının toplulaştırma işlemleri ile başka ada ve parsellere gittiği, toplulaştırma işlemleri ile oluşan dava konusu  1 39...  parsel, 1 57...  parsel, 1 59...  parsel ve 1 69...  parsel sayılı taşınmazlarda davacının payının bulunmadığı, bu taşınmazların sadece davalı ... adına kayıtlı olduğu, dolayısıyla davacının bu parseller üzerinde ön alım hakkının kalmadığı anlaşılmıştır. <br>Bu durum her ne kadar az önce açıklanan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı gibi görünmekte ise de; ön alım davalarında davacının taşınmazda paylı mülkiyetinin devam etmesinin dava şartı olup aksine bir kararın kamu düzenine aykırılık oluşturacağı, bu hususun usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu ve davacı lehine usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği anlaşılmakla toplulaştırma işlemleri ile oluşan 1 39...  parsel, 1 57...  parsel, 1 59...  parsel ve 1 69...  parsel sayılı taşınmazlarda davacı açısından paydaşlığın sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu gerekçelerle bozulması gerekmiştir. <br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,<br>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,<br>Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, <br>Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,<br>11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1516aa2c12dd867","SID":"1deea60eeb33e15e"}}