{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">3. Hukuk Dairesi         2025/226 E.  ,  2025/4935 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2024/1357 E., 2024/218 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Yalvaç 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2022/106 E., 2023/357 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili  tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I. DAVA<br>Davacı vekili; .. Kapalı Cezaevinde hükümlü olarak bulunan müvekkilinin %77 oranında engelli olduğunu, 2022 sayılı Kanuna göre muhtaçlık aylığı almak amacıyla Isparta Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu, Müdürlüğün müvekkilinin talebini 23.09.2019 tarihli yazısıyla .. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına gönderdiğini, Vakfın istemesi üzerine müvekkilinin vasisi olan eşi ..’nın 30.12.2019 tarihinde giderek imza attığını ve müvekkilinin engelli raporunu ibraz ettiğini, aylar sonra Vakfın müvekkilinin başvurusunu reddettiğini mesaj ile bildirdiğini, Vakfın bu kararının hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı taşınmaz ve araç olmadığı gibi sigortası ve geliri de olmadığını, engelli ve muhtaç durumda olduğunu ileri sürerek; davalı Kurum işleminin iptaline, müvekkilinin 2022 sayılı Kanuna göre muhtaçlık aylığı alması için yasal unsurların oluştuğunun tespiti ile muhtaçlık aylığı bağlanmasına, başvuru günü olan 23.09.2019 tarihinden itibaren birikmiş aylıklar ile diğer sosyal yardım ve ikramiyelerin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili; davacının talebinin Vakıf mütevelli heyetinin 23.01.2020 tarihli ve 2 sayılı kararıyla kişi başı gelirinin 1.150,00 TL olup 2020 muhtaçlık sınırı olan 701,32 TL’nin üstünde olması nedeniyle reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin 06.11.20 20... .09.2021 tarihli kararlarının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasına karar verilmesinden sonra, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının SGK nezdinde malul sayılmadığı, bu konuda açılan davanın reddedildiği, .. İcra Dairesinin 6 dosyasında sigorta şirketlerinden alacaklı sıfatının olduğu, 29.03.2022 tarihli celsede tanık listesi sunmayacağını beyan ettiği,  2022 sayılı Kanunu'nun 2. maddesi ile hangi hallerde muhtaç sayılıp aylık bağlanacağının belirtildiği, davacının .. Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin sağlık kurulu raporu ile %77 oranında engelli olduğu, dosya arasına sunulan .. Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfına ait yardım karar raporunda davacının eşinin 2.300,00 TL ücret aldığının belirlendiği, Vakıf Mütevelli Heyetinin 23.01.2020 tarihli kararı ile kişi başı hane gelirinin 1.150,00 TL olması nedeni ile aylık bağlanması talebinin reddedildiği, celp edilen icra takip dosyaları ile davacının sigorta şirketlerinden alacaklı sıfatının bulunduğu, davalı Kurumun red gerekçesinde belirtmiş olduğu; davacının eşinin 2.300,00 TL ücret aldığı hususunun aksini gösterir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla aynı hanede kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 1/3'ünden fazla olduğu anlaşılmakla, Kurum işleminin red gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>IV. İSTİNAF<br>Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının engeli nedeniyle 2022 sayılı Kanun hükümleri gereği aylık bağlanması için 02.01.2020 tarihinde davalı Vakfa başvuru yaptığı, o tarih itibariyle cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu, davacının .. Cumhuriyeti uyruklu .. .. ile evli olduğu ve bu evliliğinden 20 13...  doğum tarihli iki çocuğunun bulunduğu, davalı Vakıf tarafından dava dışı eş ile yapılan görüşmede her iki çocuğun devlet korumasında ve devlet yurtlarında kaldığı, dava dışı eşin ise kirada oturmadığı, bakıcılığını yaptığı hastanın evinde kaldığı ve hasta bakıcılığından aylık 2.300,00 TL gelir elde ettiği, davacının eşinin aldığı bu ücretin o yıl için geçerli olan 2.324,70 TL net asgari ücretinin 1/3'ünden fazla olduğu, davacının çocuklarının devlet yurtlarında kalmasından ve bu çocukların tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanmasından dolayı çocukların hanede yaşayan kişi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yargılama sırasında dava dışı eşin davacıyı terk etmiş olmasının davanın açıldığı tarihteki koşulları değiştiremeyeceği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.  <br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili; müvekkilinin eşinin düzenli ve devamlı bir geliri olduğuna ilişkin yeterli bir araştırma yapılmadığını, eşinin maaşının 2.300,00 TL olduğuna ilişkin mütevelli heyetinin soyut tespitinden başka bir delilin bulunmadığını, eşinin iş buluğunda evlere temizliğe gittiğini ve hasta çocuk baktığını, gelirinin düzenli olmadığını, 2.300,00 TL aylık geliri olduğu kabul edilse bile 2 çocukları daha olduğunu, hanede 4 kişi olduğu için kişi başına düşen gelirin 575,00 TL olabileceğini, kaldı ki eşinin müvekkilini birkaç yıl önce terk ettiğini, vasilik görevinden de istifa ederek kendi ülkesine döndüğünü,  müvekkilinin gelirinin olmadığı ve engelli olduğunun sabit olduğunu, trafik kazasından kaynaklı olarak sigorta şirketinden tazminat alamadığını, halen davanın derdest olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık, 2022 sayılı Kanun kapsamında muhtaçlık aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin Vakıf kararının hukuka aykırı olduğunun tespiti ile muhtaçlık aylığı bağlanması ve bugüne kadar ödenmesi gereken aylıkların tahsili istemine ilişkindir.  <br> Somut olayda; 2022 sayılı Kanun uyarınca muhtaçlık aylığı bağlanması talebinin reddine yönelik işleminin kamu gücü kullanılarak tesis edilmiş, tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde olduğu, Devletin 2022 sayılı Kanun gereğince muhtaç durumda bulunan yaşlılara yaptığı parasal yardım için bu yasanın kendisine açıkça verdiği görev nedeniyle aracılık yaptığı, 2022 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca, Kanunun 1 ve 2. maddelerinin kapsamına girenlerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca aylık bağlanacağı ve Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği şeklinde düzenleme bulunduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında aylık bağlanmasında Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakıflarınca sosyal inceleme raporları ve gerektiğinde sağlık kurulu raporları da dikkate alınarak ilgililerin bu kanuna göre aylık bağlanmasına haiz oldukları yönünde verilmiş kararların esas alınacağının kabul edildiği, bu kanuni düzenlemeler birarada değerlendirildiğinde ise, 2022 sayılı Kanun kapsamında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının Kuruluşu ve Organlarının 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma Teşvik Kanunu'nun 7. maddesinde düzenlendiği, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma Teşvik Kanunu'nun 7.  maddesi gereğince sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olsa dahi, Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakıflarının bu Kanun kapsamındaki işlemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına tesis ettiği, 2022 sayılı Kanun kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına kamusal görevler yüklenen bu vakıfların bu kapsamda kamu gücüne dayanak işlem tesis etmiş olması nedeniyle aldığı kararların da idari işlem niteliğinde olduğu, işlem ve kararların idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu, bir kamu idaresi olan Bakanlığın tesis edeceği aylık bağlama, bağlanması talebinin reddi, aylık kesme yolundaki tasarruflarda idari işlem mahiyetini koruyacak ve doğacak ihtilaflarda da yine idari yargı yeri görevli olacağından, idari işlemlerle ilgili uyuşmazlıkların adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. (Dairemizin 22.02.2024 tarihli ve 2023/2517 E. 2024/762 K., 18.11.2024 tarihli ve 2024/92 E., 2024/3688 K., 28.05.2025 tarihli ve 2024/3706 E., 2025/3133 K. Sayılı ilamları da aynı yöndedir.)<br>Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; idari yargının görevli olması nedeniyle davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6103 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2.İlk Derece Mahkemesi kararınınaynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA<br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, <br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e3ae46cebc929c1","SID":"9d5a3ee5e1ecd3f4"}}