{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">5. Hukuk Dairesi         2025/7766 E.  ,  2025/13662 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi<br>SAYISI: 2024/2236 Esas, 2025/441 Karar<br>KARAR: Kısmen kabul<br><br>Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.    <br>Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılamada; davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Düzce ili, ...,  köyü  2 90...  (yeni 1 05...  ve 24) parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından yol yapılmak suretiyle el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların el atıldığı tarihteki durumuna göre değerinin belirlenmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2016/348 Esas, 2018/133 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>  İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>B. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2018 tarihli ve 2018/2266 Esas, 2018/2924 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve  tespit edilen bu bedelin  davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davalı idare harçtan muaf olduğundan, ödenen harçların davacı tarafa iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, harç bedelleri yargılama giderlerine eklenerek davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ<br>A. Bozma Kararı <br>1. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2018 tarihli ve 2018/2266 Esas, 2018/2924 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'un değiştirilen geçici 6 ncı maddesi uyarınca 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihleri arasında fiilen el atılan taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekmekte olup dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu 291 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 4 95...  parsel sayılı taşınmazlara  el atma tarihi 1983 yılı öncesi (1962) olup, el atıldığı tarihte dava konusu taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunmadığı, taşınmazın arsa niteliğinde kabulüne olanak bulunmadığı, taşınmazın el atma tarihi itibari ile arsa vasfını kazanmadığı anlaşıldığından, arazi niteliğinde olduğu gözetilerek yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak, o yörede mutat olarak ekilen münavebeli ürünleri ve münavebeye alınan ürünlerin dekar başına verim miktarları İlçe Tarım ve Orman  Müdürlüğünden, değerlendirme tarihi olan 2016 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kg. satış fiyatlarının da ilgili resmî kuruluşlardan sorulmasından sonra taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre değer biçilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı <br>Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2021 tarihli ve 2021/1729 Esas, 2021/2396 Karar sayılı kararı ile bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir.   <br> C. Dairemizce Yapılan İnceleme Sonucu Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna Gönderilmesi Kararı<br>1.  Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2021 tarihli ve 2021/1729 Esas, 2021/2396 Karar sayılı direnme kararına karşı süresi içinde  davalı idare vekili  temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda Mahkemenin direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, Dairemizin bozma kararı usul ve kanuna uygun bulunarak, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü  maddesinin  beşinci fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.<br><br>D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.04.2024 tarihli ve 2022/5-608 Esas, 2024/205 Karar sayılı Kararı<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda ... Belediye Başkanlığının yazı cevabında; dava konusu 291 parsel sayılı taşınmazın 1962 el atma tarihi itibarıyla 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı dışında kaldığı, aynı zamanda belediye mahalle ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğunun bildirildiği, bu nedenle dava konusu taşınmazın el atıldığı tarihte (1962) belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunmadığı anlaşıldığından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ncı maddesi uyarınca taşınmazın arsa olarak kabulüne olanak bulunmadığı, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taşınmazın el atma tarihi itibari ile arsa vasfını kazanmadığı anlaşıldığından, arazi niteliğinde olduğu cihetle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar <br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>VI. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.<br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranı yüksek alınmak suretiyle taşınmazın değerinin yükseltildiğini, davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline ve yol olarak terkinine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Değerlendirme<br>1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>2.  Dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VII. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br>Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7877290306199cd","SID":"d880aa714309673a"}}