{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2025/8759 E.  ,  2025/9290 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2025/2269 E., 2025/1231 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 12. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/539 E., 2025/131 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açmış olduğu davada Mahkemece hüküm altına alınan alacakların temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasındaki zaman farklılığı nedeniyle ülkede aşırı enflasyon ortamının oluştuğunu, döviz ve altın kurunda büyük artış yaşandığını, Ülkede alım gücünün çok düştüğünü, bu kapsamda söz konusu alacaklara ilişkin temerrüt tarihi ve ödeme tarihi arasındaki süre zarfında Ülkede yaşanan aşırı enflasyon ve döviz kurlarındaki artış sebebiyle karşılanmamış olan munzam zararın ortaya çıktığını ileri sürerek temerrüt faiziyle karşılanamamış olan munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>II. CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; munzam zararın alacaklısının tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağı tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre mal varlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumunda olduğunu, munzam zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlanması gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (Ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri ve paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakalarla ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından somut bir maddi zarara uğradığının ileri sürülmediği ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığının ispat edilemediğini, munzam zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut bir zarar olması gerektiğini, sadece, yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun, enflasyon ve yüksek faizler değil kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğunu, davacının  talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil, dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon vs.) dayandığı, bu bağlamda davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, davacı tarafça ileri sürülen somut bir zarar olmaması karşısında enflasyon verilerine dayanılarak munzam zararın ispat edilemediği, munzam zarar alacağı talebinde haklı kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br>IV. İSTİNAF <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>V. TEMYİZ <br>A. Temyiz Sebepleri <br> Davacı vekili temyiz dilekçesinde; emsal yargı içtihatları gereği aşırı enflasyon nedeniyle munzam zararın her durumda oluştuğunun kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe <br>Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir.<br>Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. <br>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeple;<br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, <br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br><br>27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c01fd540dfe14f1","SID":"e2158e9943f7d957"}}