{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. Ceza Dairesi         2025/7833 E.  ,  2025/9133 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Ceza Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/2778 E., 2022/2100 K.<br>SUÇ\t: İşkence  <br>HÜKÜMLER\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi <br>İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ\t: Bozma<br>İTİRAZA KONU KARAR\t: Onama<br>İTİRAZ EDEN\t: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı<br><br>Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 26.05.2025 tarihli ve 2022/6239 Esas, 2025/4218 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.07.2025 tarihli ve KD-2025/87305 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:  <br><br>İtirazname No\t: KD - 2025/87305<br><br>I. İTİRAZ SEBEPLERİ<br>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, özetle \"...1)..., ..., ..., ..., ..., ..., ...   ve ... hakkında işkence suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz başvurusu incelemeye konu edilmeden sadece sanıklar müdafilerinin temyiz başvuruları ile incelemesi yapılmasına, 2) Suçun vasıflandırılmasına (TCK'nın 94 maddesinin gerekçesinde de işaret edildiği gibi işkence olarak, bir kişiye karşı insan onuru ile bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. İşkence teşkil eden fiiller aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi,ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiiline nazaran daha ağır  ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (5237 sayılı Kanun)şkencenin belli bir amaçla işlenmesi aranmamıştır. Buna göre, kamu görevlisinin herhangi bir sebeple ve fakat bilerek sistematik bir şekilde insan onuru ile bağdaşmayan bedensel veya ruhsal yönden acı çektiren, aşağılayan, algılama ve irade yeteneğini etkileyen davranışları gerçekleştirmesi suçun oluşumu için yeterlidir. Kötü muamele oluşturan fillerin ani olarak gerçekleşmesi, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içerisinde işlenmemiş olması halinde eylem TCK'nın 232 maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturur.)\" şeklindedir.<br><br>II. GEREKÇE <br>A. Katılan vekilinin temyiz istemlerinin dikkate alınmadığına dair itiraz yönünden yapılan incelemede;<br>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, katılan ... vekilinin beraat eden sanıklar ..., ... ve ... hakkında mahkûmiyet talep eden temyiz itirazlarının Dairemizce değerlendirilmediğini ileri sürmektedir. Oysa, Yüksek Dairenin kararında bu üç sanık yönünden deliller ayrıntılı biçimde incelenmiş, katılan ...’ın kendi anlatımlarında bu sanıklar hakkında doğrudan, kesin ve fail belirten bir beyanının bulunmadığı açık biçimde ortaya konulmuştur. Tanıklar  .... . ile ... . yalnızca ranzaya kelepçelenmiş bir asker gördüklerini, ancak failleri tespit edemediklerini beyan etmişlerdir. Tanık ... ., anlatımında esas olarak mahkumiyet kararı verilen rütbeli sanıklar ..., ...   ve ... ile er olan sanıklar ..., ... ve ... üzerinde durmuş; bu üç beraat eden sanıkla ilgili görgüye dayalı herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Ayrıca, sanıklar aşamalarda değişmeyen savunmalarında atılı suça iştirak etmediklerine dair savunmada bulunmuştur. Bu nedenle, söz konusu sanıklar bakımından mahkûmiyet için gerekli olan her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delile ulaşılamadığı yönündeki Yüksek Daire tespiti dosya kapsamıyla tamamen uyumlu olup, yeterli gerekçeyi barındırmaktadır. Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin değerlendirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.<br><br>İtirazname No\t: KD - 2025/87305<br><br>B. Suç vasfına ilişkin itiraz yönünden yapılan incelemede;<br>a) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, er olan sanıkların eylemlerinin sistematiklik göstermediğini ve fiillerinin 5237 sayılı Kanun'un 232. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğunu ileri sürmüştür. Ancak dosya kapsamına göre, katılan ...’a yönelik eylemlerin rütbeli sanıklar ..., ... ve ... tarafından sürekli ve sistematik biçimde yönlendirildiğini, bu emir ve talimatlar doğrultusunda er olan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından kesintisiz şekilde icra edildiğini göstermektedir. Katılan ..., tüm aşamalarda tutarlı biçimde defalarca darp edildiğini, yaklaşık bir ay boyunca ranzaya kelepçelendiğini, zaman zaman kalorifer borularına veya berber koltuğuna bağlanarak sabaha kadar tutulduğunu, sürekli gözetim altında bırakıldığını beyan etmiş ve bu eylemleri gerçekleştiren rütbeli ve er olan sanıkları açıkça teşhis etmiştir. Tanık ... ., katılanın vücudunda geniş morluklar bulunduğunu, katılanın kalorifer borularına kelepçelendiğini bizzat gördüğünü, bu işlemlerin rütbeli sanıklar ...   ve ... tarafından yönlendirildiğini söylemiş; gözetim görevinin çoğunlukla sanık ... ve diğer erlere verildiğini belirtmiştir. Er olan sanık ..., rütbeli sanık ...’in emriyle ip getirip katılanı berber koltuğuna bağladığını, bu sırada rütbeli sanık ...   ile er olan sanıklar ... ve ...'ın katılanı darp ettiklerini ifade etmiştir. Er olan sanık ..., rütbeli sanık ...’ün emriyle katılanı yaklaşık bir ay boyunca ranzaya kelepçelediğini, rütbeli sanıkların katılanı sık sık dövdüklerini, er olan sanıklar ... ve ...'ın da katılanı darp ettiklerine tanık olduğunu söylemiştir. Tanık ... ., katılanın ranzaya kelepçelendiğini ve sanık ...’ün katılana tokat attığını gördüğünü beyan etmiştir. Tanık ... ., katılanın bağlanmasında kullanılan ipin er olan sanık ... tarafından araçtan getirildiğini ifade etmiştir. Tüm bu beyanlar katılanın anlatımlarıyla uyumlu olup hem rütbeli hem er olan askerlerin eylemlerin sürekli şekilde, aşağılayıcı tarzda ve hiyerarşik yapı içinde sistematik olarak icra edildiğini ortaya koymaktadır. <br>b) Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanmaların bulunması işkence suçunun oluşmasına engel değildir. Nitelikli yaralama halindeki haller 5237 sayılı Kanun'un 95. maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 94. maddesine göre işkence suçunun oluşması için nitelikli yaralama şartı bulunmamaktadır; önemli olan mağdurun bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik sistematik ve sürekli ihlaldir. Bu nedenle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yaralanmanın niteliği gerekçe gösterilerek yaptığı suç vasfına ilişkin itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>C. Er olarak görev yapan sanıklara özgülenmiş itiraz yönünden yapılan incelemede ise;<br>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, suç vasfına ilişkin itirazını yalnızca er olan sanıklar yönünden ileri sürmüş; rütbeli sanıklar bakımından benzer bir değerlendirme talebinde bulunmamıştır. Oysa dosya kapsamı, er olan sanıkların eylemlerinin rütbeli sanıkların talimatları üzerine gerçekleştiğini, ancak bu talimatların konusu suç olan emir niteliğinde olduğunu ve 5237 sayılı Kanun'un 24. maddesi gereği bu emirlerin yerine getirilemeyeceğini göstermektedir. Er olan sanıkların fiilleri bizzat icra etmeleri nedeniyle doğrudan fail sıfatıyla sorumlulukları bulunmaktadır. Bu nedenle, yalnızca er olan sanıklar bakımından suç vasfının kötü muamele olarak değerlendirilmesini talep eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı, dosya kapsamındaki hiyerarşik örgüyü ve birlikte işlenen fiil yapısını karşılamamaktadır; bu itibarla, itiraz yerinde görülmemiştir.<br>İtirazname No\t: KD - 2025/87305<br><br>D. Sonuç olarak;<br>Katılan vekilinin temyiz sebeplerinin Yüksek Daire tarafından değerlendirildiği, suç vasfına ilişkin itirazın dosya kapsamıyla uyuşmadığı, katılan ...’ın tutarlı anlatımları, askerlik görevinin sona ermesinin ertesi günü başvuruda bulunması, katılanın iddialarını doğrulayan tanıkların beyanları ve tıbbi bulgularla hatta sanık ...'ın ikrarı ve diğer sanıkların \"katılanın sık sık kaçmaya çalıştığına, uygun olmayan davranışlar sergilediğine, bu sebeple zaman zaman terbiye edici davranışlarda bulunduklarına\" dair kısmi ikrarları ile desteklendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, rütbeli ve er olan sanıkların birlikte hareket ederek katılana sistematik biçimde işkence uyguladığı, işkence suçunun oluşması için nitelikli yaralamanın zorunlu olmadığı ve er olan sanıkların emirle hareket etmiş olsalar dahi 5237 sayılı Kanun'un 24. maddesi gereğince sorumluluklarının ortadan kalkmadığı anlaşılmıştır.<br> Bu nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>III. KARAR<br>1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,<br>2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 26.05.2025  tarihli ve 2022/6239 Esas, 2025/4218 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, <br>24.11.2025 tarihinde karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a449252155a7f2d2","SID":"e65154520150b029"}}