{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">1. Ceza Dairesi         2025/5503 E.  ,  2025/7515 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t:Ağır Ceza Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2024/530 E., 2025/123 K.<br>SUÇ\t: Bilinçli taksirle ölüme neden olma<br>HÜKÜM\t: Mahkûmiyet<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Onama<br><br>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: <br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10.09.2024 tarihli ve 2023/7215 Esas, 2024/5378 Karar sayılı bozma ilamı üzerine kurulan Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2025 tarihli ve 2024/530 Esas, 2025/123 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca 2 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.<br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri<br>Suçun işlenmediğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine,<br><br>B. Katılan Vekilinin ve Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri<br>Eylemin olası kast ile öldürme suçu kapsamında kaldığından bahisle suç vasfına, ilişkindir.<br><br>III. GEREKÇE<br>Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kesinleşen mahkeme hükmü doğrultusunda uyuşturucu ve uyarı madde ticareti yapan sanık ...'ın, maktulün ölümüne neden olan...olarak tabir edilen uyuşturucu madde içerisindeki jwh-018-n-pentatonic acid olarak adlandırılan ve ölümü neden etken maddenin, ölüm sonucuna neden olabilecek oranda olup olmadığını, söz konusu uyuşturucu maddenin üreticisi olmaması nedeniyle bilebilecek durumda olmadığı, ancak olay tarihi öncesinde, belirli kimyasal ilaçların (tarım ilacı, fare tahri) karıştırılmasıyla elde edilen, bileşenlerinin belirli olmadığı...olarak tabir edilen uyuşturucu maddeleri nedeniyle, kamuoyunda ölüm olaylarının sıkça duyulduğu, sanığın bu nedenle söz konusu maddenin ölüm ya da yaralanma sonucunu doğurabileceğini öngörebildiği, ancak ölüm sonucunun gerçekleşmeyeceği ümidiyle satış eylemini gerçekleştirdiği, bu sebeplerle suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.<br><br>IV. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2025 tarihli ve 2024/530 Esas, 2025/123 Karar sayılı kararında katılan vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'ün karşı oyları ve oy çokluğu ile ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.10.2025 tarihinde karar verildi.<br>                        <br>K A R Ş I   O Y<br>\t<br>Olay günü maktulün, arkadaşları olan ... ile birlikte sanıktan 20 TL karşılığında...maddesi aldığı ve sakin bir yere giderek her üçününde bu maddeyi kullandıkları, bu esnada yanlarında arkadaşları olan ...’ında geldiği, bir süre sonra ...ve maktulün rahatsızlandığı, ........’in kendine gelmesine rağmen maktulün rahatsızlığının devam ettiği, olay yerine yakın yerde bulunan metruk bir otobüse maktulü yatırdıkları ve kendine gelince evine  gideceği düşüncesiyle maktulü orada bırakıp olay yerinden ayrıldıkları, ertesi gün maktulün bu terkedilmiş araç içerisinde ölü olarak bulunduğu anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun raporuna göre maktulün kanında ......... pentatonik asit, 24,3 ng/ml THC-COOH bulunduğu, idrarda da aynı maddelere rastlandığı, kişinin ölümünün uyuşturucu madde zehirlenmesi sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin uyuşturucu madde alımı sonrası klinik olarak zehirlenme bulgularının ortaya çıkmasından hemen sonra hastaneye götürülüp tedavi edilmesi durumunda kurtulma ihtimalinin bulunduğu ancak uyuşturucu madde ölümlerinde vakit geçirilmeden yapılan tedaviye rağmen de ölümün meydana gelebileceğinin tıbben bilindiği belirtilmiştir.<br>Sayın çoğunluk ile aramızdaki itilaf sanığın hukukî durumunun tespitine ilişkindir. <br>Öncelikle...adlı uyuşturucunun niteliğine baktığımızda; bonzai sentetik bir kannabinoid olan ve esrara benzeyen bir uyuşturucudur... kannabinoidler içerir. Bu kannabinoidler bu uyuşturucunun yapımında yaygın olarak kullanılır. Kalp ve sinir sistemi üzerindeki zararlı etkileri ölümcül olabilir veya değişik septomlara yol açabilir. Bozai, kurutulmuş farklı bitkilerin dağılarak kimyasal içeriklerin fırlatılmasıyla oluşan sentetik uyuşturucu bir maddedir. Yapımında değişik kimyasallar bulunduğu için Standart bir içeriği yoktur. Uyuşturucu piyasasında kullanılan bitki karışımlarının yapılan adli analizlerinde sıklıkla ............. etken maddelerine sahip sentetik kannabinoidler tespit edilmiştir........018 bonzainin içeriğinde en çok rastlanan aktif maddedir.<br>Maktulün otopsi raporundan anlaşılacağı üzere kanında bonzainin en çok rastlanan aktif maddesi......... ve ağırlıklı olarak da esrar etken maddesi olan THC-COOH bulunmuştur. Dolayısıyla sanığın maktul ve arkadaşlarına sattığı 20 gr. bonzai isimli uyuşturucunun piyasada yasa dışı olarak satılan...isimli uyuşturuculardan farklı bir içeriğinin olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bu durumda sanığın      maktul ve arkadaşlarının sattığı uyuşturucu içeriğini bilmesi mümkün olmadığı gibi yapımında yer almadığı da açıktır.<br>Otopsi raporunun sonuç bölümünde belirtildiği üzere kullanılan uyuşturucunun ölüme sebep olabileceği gibi rahatsızlık ve septomların başlaması üzerine zamanında hastaneye intikal ve tedaviye başlanması durumunda ölüm olayının meydana gelmeyebileceği de belirtilmiştir. Bu rapordan açıkça anlaşılacağı üzere...veya başkaca bir uyuşturucu kullanımı durumunda ölümün gerçekleşmesi değişik faktörlere bağlıdır. Kişinin bağışıklık sistemi, sağlık kuruluşuna zamanında intikal gibi iç ve dış etkenler meydana gelebilecek sonucu değiştirebilecektir. Somut olayda maktul ve iki arkadaşın birlikte uyuşturucuyu kullandıkları, maktulden başka bir kişinin etkilendiği ancak çok kısa sürede kendine geldiği sabit olduğundan sanıktan satın alınan ve kullanılan uyuşturucunun kesin olarak ölüme sebep olmayacağı anlaşılmıştır.<br>Bu halde sanığın satış eylemi ile ölüm arasındaki illiyet bağının tespiti önemlidir. Nedensellik bağı yasalarımızda açıkça yer almamakla birlikte suçların niteliği, objektif ve subjektif kriterler gözönünde bulundurularak failin eylemi ile meydana gelen sonuç arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığının tespiti sonrasında failin hukukî durumunun belirlenmesine yönelik bir kriterdir.<br>Nedensellik bağı konusunda çeşitli teoriler bulunmakla birlikte nedensellik bağı; suç ister tamamlanmış ister teşebbüs derecesinde kalsın yapılmış bir hareketin ortaya çıkan bir neticeyi meydana getirmesinin normal ve mutat sayılıp sayılmadığı yolunda bir hüküm verilmesini gerektiren bir kavramdır. Karar verilmesi sırasında öncelikle objektif olarak nedensellik bağı olup olmadığı tespit edilip daha sonra subjektif şartların varlığı değerlendirilmelidir. Öncelikle objektif olarak hareketin kanuni tipe uygun olan neticeyi meydana getirmeye elverişli olup olmadığı belirlenecek, elverişli olduğuna kanaat getirilmesi durumunda subjektif incelemeye geçilecektir. Subjektif incelemede, failin yaptığı hareketten ne gibi bir netice doğabileceğini tahmin edip edemediğinin tespit edilmesi gerekir. Bu tespit yapılırken failin kişisel bilgisi ve tecrübesi dikkate alınmalıdır.<br>Fail, objektif olarak takdir edilen neticeyi tahmin edecek veya öngörecek durumda değilse meydana gelen sonuç ile failin eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığı kabul edilmelidir.<br>Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; açıklamalarda belirtildiği üzere maktulün kanında bulunan zehirlenmeye sebep olan etken maddelerin daha önce tespit edilen...isimli uyuşturucu içeriklerinden farklı içerik arzetmediği, mevcut içeriği itibarıyla doğrudan öldürücü olmadığı da yine aynı otopsi raporundan anlaşılmıştır. Sanık torbacı olup bu uyuşturucunun yapımında da yer almamıştır, dolayısıyla uyuşturucunun içeriği konusunda bilgi sahibi değildir. Uyuşturucu satması sebebiyle ceza aldığı sabittir. Bunun yanında maktul uyuşturucu müptelası olup yaşı itibarıyla uyuşturucu kullanması sebebiyle meydana gelebilecek olası sonuçları öngörerek ve kabul ederek sanığın sattığı uyuşturucuyu almış ve kullanmıştır. Sanığın ölüm meydana gelebileceği sonucunu öngörmesi mümkün değildir. Aksini kabulü durumunda herhangi bir şekilde herhangi bir uyuşturucuyu satan tüm torbacıların meydana gelen bütün ölümlerden sorumlu tutulması gerekir. Müstakilen öldürücü olmayan uyuşturucu maddeyi satan sanıktan ölüm sonucunun meydana gelebileceğini beklemek mümkün değildir. Zira maktulle birlikte aynı uyuşturucuyu kullanan ve haklarında yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek suçundan mahkûm olan maktulün arkadaşları üzerinde ölüm sonucu doğmamıştır.<br>İzah edilen sebeplerle sanığın uyuşturucu satması ile maktulün ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığı, müstakilen öldürücü olmayan uyuşturucu madde satış sebebiyle sanığın ceza aldığı, objektif ve subjektif şartlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın; uyuşturucu kullandıktan sonra    rahatsızlanan ve arkadaşları tarafından terkedilen, ertesi gün metruk otobüs içinde ölü bulunan maktulün    ölümünden sorumlu tutulamayacağı değerlendirildiğinden, sanığın beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulması yerine onama yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.<br><br><br>K A R Ş I   O Y   <br><br>OLAY VE İDDİA:<br>       Maktul ..., olay günü arkadaşları ..., ...ile buluştuğu, .........'a ait araçla birlikte ........Mahallesi eski PTT binası karşısında bulunan perşembe pazarının kurulduğu boşluk alana gittikleri; maktul ile ...'ün, uyuşturucu satıcısı olduğu iddia edilen ...'den sentetik madde satın aldıkları, maktulün aldıkları maddeyi yakarak ağız yoluyla içine çektiği, 5-6 dk. sonra maktulün fenalaşmaya başladığı, daha sonra maktulün kusması için araçtan indirildiği, ...ile... ...'ün de bu maddeden aldığı(kullandığı) ancak onlarda olumsuz bir etki gelişmediği; ...ve...'un iyice fenalaşan maktulü terkedilmiş bir otobüse bindirdikleri, otobüsün içerisine maktulü yatırdıkları, bu sırada maktulün halen yaşıyor olduğu, \"burada bırakalım, yarın kendine gelir\" şeklinde düşündükleri, maktulü herhangi bir sağlık merkezine/kuruluşuna bırakmayarak olay yerinden uzaklaştıkları şeklinde gerçekleşen eylemde sanık ... hakkında TCK 85/1 maddesine ilişkin bilinçli taksire ilişkin maktul ...'ın ölümüne neden olmak suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün dairemiz çoğunluğu tarafından onanmasına ilişkin hükümde sanık ile torbacı olarak uyuşturucu satıcısı ...'in satışından sonra bu uyuşturucu kullanan ve ölen ... arasında bir illiyet bağı bulunmadığından; sanık hakkında bilinçli taksir ve olası kast hükmü uygulanamayacağına ilişkin tartışma konusu;<br><br>GENEL AÇIKLAMALAR:<br>Ceza Kanunu tanımlanan suçlardan sorumlu olabilmesi için sanıktan gerçekleşen fiil ile sanığın eylemi arasında illiyet bağı bulunması zorunludur. Ceza yargılamalarının evrensel temel ilkesi olan sanığın belirlenmesinin en önemli unsuru gerçekleşen suç ile sanığın fiili arasında bağı kurmak ceza yargılamasının en temel görevidir. TCK 21. maddesinde tanımlanan sanığın kastı ancak bu illiyet bağının varlığı ile tespit edilebilir. Bazı durumlarda sanık ile TCK'da suç olarak tanımlanan eylem arasında bir illiyet bağı olup olmadığı tartışmalıdır. Bu kapsamda, doktrin ve uygulamada illiyet bağını belirlemek için birden fazla formül uygulanmıştır. Bunlar;<br>  1. Şart Teorisi (equivalence Theory)'de; Bir fizik kuralı gibi doğrudan hareket ile gerçekleşen eyleme bakar. Buna göre; belirlenen eğer hareket olmasaydı netice gerçekleşmeyecek ise illiyet bağı yoktur aksi halde vardır.<br>Formül: \"Hareketi zihinsel olarak ortadan kaldırdığımızda, netice de ortadan kalkıyor mu?\" (Conditio sine qua non). Eğer cevap \"Evet\" ise illiyet bağı vardır.<br>Örnek: A, B'yi bıçaklar. B, kan kaybından ölür. ........'nın bıçaklama eylemi olmasaydı, B ölmeyecekti. Dolayısıyla illiyet bağı vardır.<br>Eleştiri: Bu teori, illiyet bağını aşırı genişletir ve hukuki sorumluluğun sınırlarını belirsizleştirir. Örneğin, bıçağı üreten fabrikanın CEO'sunun da ölüme neden olduğunu kabul edebilir (bu nedenle ceza hukuku, sadece uygun ve hukuka yer veren şartları arar).<br> 1. Uygun Nedensellik Teorisi (Adequacy Theory)'de belirlenen neticeye yol açan şartlar zincirinde, yalnızca neticeyi objektif olarak öngörebilir nitelikte olan, hayat tecrübelerine göre neticeyi doğurmaya elverişli olan nedenler dikkate alınır.<br>Uygulama: TCK'nin benimsediği ve Yargıtay kararlarında esas alınan yaklaşımdır. Fiilin, tipik (beklenen) sonuçları yaratması aranır.<br>Örnek: A, B'nin kolunu kırar. Kırık kolun tedavi edilmesi sırasında B'nin aniden gelişen beklenmedik bir alerjik reaksiyon sonucu ölmesi. ......'nın yaralama fiili mantıken ölümün şartı olsa da, normal şartlarda kırık kolun ölüme yol açması uygun bir nedensellik ilişkisi yaratmaz. ........, yalnızca yaralamadan sorumlu tutulur. Bu, Ceza Hukukunun en tartışmalı ve hassas konularından biridir.<br>İlliyet bağı (nedensellik bağı) açısından \"torbacının\" sorumluluğu, hangi neticenin (sonucun) sorulduğuna bağlı olarak değişir. Genel olarak Türk Ceza Hukuku'nda (TCK) bu durum iki temel başlıkta incelenir;<br>Uyuşturucu Ticareti Suçu Açısından İlliyet Bağı:<br>Torbacı, sattığı uyuşturucudan dolayı zaten kesin sorumludur. Failin (torbacının) uyuşturucu madde satma veya temin etme fiili ile meydana gelen toplumsal tehlike neticesi arasında illiyet bağı tartışmasız mevcuttur.<br>İşlenen Suç: TCK Madde 188 - Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti.<br>Netice: Bu suç, bir tehlike suçu'dur. Suç, uyuşturucunun satılması, başkasına verilmesi, depolanması gibi icrai hareketlerle tamamlanır. Maddi bir zarar (kullanıcının ölmesi/yaralanması) aranmaz.<br>İlliyet Bağı: Torbacının satma fiili ile toplum sağlığının tehlikeye girmesi ve uyuşturucu maddenin kullanıcının eline geçmesi neticesi arasında doğrudan ve uygun bir illiyet bağı vardır. Bu sorumluluk kesintisizdir.<br>Kullanıcının Ölümü veya Yaralanması (Ağır Netice) Açısından İlliyet Bağı:<br>Asıl hukuki tartışma, torbacının sattığı uyuşturucuyu kullanan kişinin ölmesi (TCK 81) veya ağır yaralanması (TCK 85, 86) durumunda, torbacının bu ölüm/yaralanma neticesinden sorumlu tutulup tutulamayacağıdır. Burada, mağdurun (kullanıcının) iradi hareketi, illiyet bağını kesen kritik unsur olarak devreye girer.<br>Kural: Kullanıcının İradesi İlliyet Bağını Keser;<br>Türk Ceza Hukuku ve Yargıtay'ın genel görüşüne göre, uyuşturucuyu satın alan kişinin bu maddeyi bilerek ve isteyerek (iradi olarak) kullanması, torbacının satma fiili ile kullanıcının ölümü/yaralanması arasındaki nedensellik bağını (illiyet bağını) keser.<br>Gerekçe: Kullanıcı, uyuşturucu kullanmanın tehlikeli ve ölümcül olabileceğini bilen, ayırt etme gücüne sahip bir kişidir. Kendi ... iradesiyle bu riski alarak maddeyi tüketmiştir. Bu, \"Mağdurun Kendi   Kusuru (İradesi)\" başlığı altında illiyet bağını kesen bir neden olarak kabul edilir. Bu durumda torbacı, sadece uyuşturucu ticareti suçundan cezalandırılır.<br>İstisna: İlliyet Bağının Kesilmediği Durumlar;<br>İlliyet bağının kesilmediği ve torbacının ölüm/yaralanma neticesinden de sorumlu tutulabileceği durumlar şunlardır: <br>Yüksek Doz veya Hile/Zor Kullanma Gizleme/Hile:<br>Torbacının sattığı maddenin uyuşturucu olduğunu bilmeyen veya ona yüksek derecede zehirli bir maddeyi uyuşturucu diye satan bir kişiye karşı, kullanıcı iradi hareket etmemiş sayılır.<br>Zor Kullanma: Torbacının uyuşturucuyu zorla veya tehditle enjekte etmesi ya da kullanıcının iradesini sakatlayarak maddeyi vermesi,<br> Örnek: Torbacı, kullanıcıya bilinçli olarak aşırı yüksek ve ölümcül dozda madde satar ya da enjekte ederse; bu, artık sadece ticaret değil, kasten öldürme veya kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali suçuna yol açabilir.<br>Kitlelere Yönelik Kasıtlı Tehlike (Özel Durum):<br>Eğer uyuşturucu, toplu ölümlere yol açacak şekilde tehlikeli maddelerle karıştırılır ve bu durum bilinçli bir tehlike yaratma kastıyla yapılırsa, durum kasten öldürme suçu kapsamında da değerlendirilebilir.<br><br>Yargıtay İçtihatları<br>Yargıtay, uyuşturucu maddeyi satanın, alıcının iradi kullanımı sonucu gerçekleşen ölüm veya yaralanma neticesinden, TCK anlamında kasten veya taksirle öldürme/yaralama suçlarından sorumlu tutulabilmesi için, satıcının fiili ile ölüm neticesi arasında doğrudan ve uygun bir illiyet bağı bulunmasını şart koşar.<br>Genel Prensip: Uyuşturucunun kendi rızasıyla alınması, ölüm neticesinin failin iradesine yüklenebilirliğini ortadan kaldırır. Torbacının sorumluluğu TCK 188 (Uyuşturucu Ticareti) ile sınırlı kalır.<br>Sonuç olarak: Torbacı, uyuşturucuyu sattığı için Uyuşturucu Ticareti suçundan sorumludur ve bu suç için illiyet bağı mevcuttur. Ancak, kullanıcının iradi eylemi nedeniyle, kural olarak torbacının satma fiili ile kullanıcının ölüm/yaralanma neticesi arasındaki illiyet bağı kesilmiş sayılır ve bu neticeden sorumlu tutulmaz. İstisnalar (hile, zor, bilinçli yüksek doz) saklıdır. <br><br>SONUÇ OLARAK:<br>İddianame anlatımı, mahkeme ve Yüksek 1. Ceza Dairesi kabulüne göre, maktul ... ile arkadaşları ... ve ...'nın birlikte uyuşturucu madde satıcısı ...'den aldıkları uyuşturucu madde ile birlikte olay yeri olan boşluk bir yere geldikleri ve sentetik uyuşturucuyu hep birlikte kullanmaya başladıkları, bu sırada maktulün fenalaşması üzerine kusturmaya çalıştıkları, bu sırada kendilerinde olumsuzluk görülmemesi üzerine, kendisine gelmeyen uyuşturucu etkisi altında bulunan arkadaşı ...'ı orada bulunan terk edilmiş bir otobüsün içinde bırakarak \"yarın kendine gelir\" düşüncesiyle olay yerinden ayrıldıkları, daha sonra maktul bulunduğunda kullandığı uyuşturucu nedeniyle ölümün gerçekleştiği anlaşılarak, maktulün arkadaşları hakkında yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerinde getirmemeleri sonucu ölüme neden olma suçunda  mahkeme hükmü onanmıştır. <br>Uyuşturucu madde satıcısı ... ile maktul ... arasında TCK ve Evrensel Ceza Hukuku doktrin ve uygulamalarına göre yukarıda açıklanan teoriler ışığında illiyet bağı olmadığından, sanık hakkında sadece uyuşturucu madde ticaretinden cezalandırılması gerekmektedir. Uyuşturucu maddeyi kullanan kişinin kullanma iradesi kendisine aittir. Uyuşturucu madde satımı başlı başına bir suçtur. Devletin veya yetkili makamların denetimine göre piyasaya arz edilen bir ürün değildir. Belli bir standardı da belirlenmemiştir. Standarda uygunluğu denetimde yoktur. Olayımızda olduğu gibi aynı uyuşturucu maddeyi kullanan maktulün arkadaşları üzerinden sağlıklarıyla ilgili olumsuz bir durum gelişmemiştir. Uyuşturucu maddeyi maktulün kendi iradesiyle kullandığı sabittir, aksine bir durum iddia edilmemiştir. Yasa dışı şekilde satılan uyuşturucu madde satıcısıyla uyuşturucu maddeyi kullanan kişinin eylemi arasında doğrudan bir illiyet bağı yoktur. Aksi halde  maktulün ölümü ile yasa dışı bir ürünün belli bir standarda ve denetime açık olmadığı diğer durumlarda (örnek; yasa dışı silah üretimi ve satışı) yasa dışı ürünü kullanan kişinin kullanma yeteneği ve becerisini araştırmak ve ona göre illiyet bağı sorumluluğunu kabul etmek gibi gayrikabil uygulamalara yönelmesi gerekir. Bu da evrensel ve modern ceza kanunları açısından  kabul edilmemektedir. <br>Bu açıklamalar kapsamında uyuşturucu madde satıcısı ... ile maktul ... arasında bir illiyet bağı bulunmadığından; gerçekleşen ölüm olayı hakkında sanık ...'in TCK 85/1 ve 22/3 maddelerinden suç oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden, sayın çoğunluğun mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.<br><br>                                                                                                          <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd7d8197c7acc26a","SID":"4c981bf13a7788f0"}}