{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">12. Hukuk Dairesi         2025/5913 E.  ,  2025/6766 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br><br>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:<br>Kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde asıl ve birleşen dosyalarda borçluların; takibe dayanak senetteki imzanın keşideci murislerine ait olmadığı ve böyle bir borcun da bulunmadığı itirazları ile icra mahkemesine başvurdukları, İlk Derece Mahkemesince asıl davada borçluların imzaya ve borca itirazının reddine, şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine ve yine şartları oluşmadığından davacılar aleyhine para cezasına hükmolunmasına yer olmadığına; Birleşen 2022/83 Esas ve Birleşen 2022/84 Esas sayılı davalarda ise ayrı ayrı borçluların imzaya ve borca itirazının reddine, şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine ve yine şartları oluşmadığından davacı aleyhine para cezasına hükmolunmasına yer olmadığına karar verildiği, istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı borçluların istinaf başvurunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl dava yönünden; imza itirazının reddi ile borca itirazın kabulüne, anılan takibin davacılar yönünden İİK’nın 170. maddesi gereğince durdurulmasına ve talep olmadığından davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına Birleşen 2022/83 Esas ve Birleşen 2022/84 Esas sayılı dosyalarda ise ayrı ayrı imza itirazının reddine, borca itirazın kabulüne, anılan takibin davacılar yönünden İİK’nın 170. maddesi gereğince durdurulmasına ve yine talep olmadığından davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, iş bu kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmektedir.<br>İİK'nın 170/3. maddesi uyarınca İcra Mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonucunda inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse, itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise İcra Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi halinde senedi takibe koymada kötüniyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklının takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulacağı ve alacağın %10'u oranında para cezasına mahkûm edileceği hususu düzenlenmiştir.<br>Öte yandan, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borca itiraz İİK'nın 169 ve devamı maddelerine göre yapılıp incelenir. Buna göre, İİK'nın 169/a-6.bendinde \"Borçlunun itirazının İcra Mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde  borçlu, diğer  tarafın  isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir....\" şeklinde düzenleme bulunmakta olup haksız çıkan taraf hakkında tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde uyuşmazlık konusu İİK.’nın 170. maddesine dayalı imza itirazı ile İİK.’nın 169/a maddesine dayalı borca itiraz olarak belirlenmiştir. Ancak yapılan bu değerlendirmeye rağmen yalnızca borca itiraz yönünden mahkeme kararının incelendiği ve açıklama olmaksızın gerekçenin son kısmında imzaya itiraz yönünden yapılan değerlendirme ile çelişki oluşturulduğu görülmektedir. <br>Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve birleşen dava dosyaları için oluşturduğu hüküm fıkralarında hem imzaya itiraz yönünden hem de borca itiraz yönünden hüküm kurulduğu, ortak olan 1/b fıkralarında ise ‘davalının tazminat talebinin’ denilmek suretiyle devamının diğer hüküm fıkralarına bırakıldığı, son olarak asıl ve birleşen dava dosyalarına dair 2. Hüküm fıkralarında da ‘borca itirazın kabulüne’ denildikten sonra imzaya itirazın incelendiği ve İİK.'nın 170. maddesi kapsamında takibin durdurulduğu, dolayısıyla tereddüt oluşturulduğu anlaşılmaktadır. <br>6100 sayılı Yasa ile hukukumuza giren “ istinaf kanun yolu “ 6100 sayılı Yasa’nın 341 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yasa’nın 355/1. maddesinde istinaf incelemesinin “ istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, incelemeyi yapan bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re’ sen gözeteceği hüküm altına alınmış, istinaf incelemesi sonucunda kararın neleri içereceği Yasa’nın 359. maddesinde açıklanmış ve özellikle 2. fıkrada; “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir.<br>HMK.’nın 359/2. maddesi ile amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmamasıdır. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi uyarınca gerekçe/hüküm çelişkisi yaratılmamalıdır.<br>O halde, Bölge Adliye Mahkemesince kambiyo takiplerinde imzaya itiraz ve borca itirazın birbirinden farklı hukuki müesseseler olduğu gözetilmek suretiyle somut olayın değerlendirilmesi ile sonuca gidilmesi ve gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki oluşturulmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.<br>SONUÇ: <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 02.05.2025 tarih ve 2024/2166 E.- 2025/927 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"624e0478ec39fb7c","SID":"b7b3ad031b6f0ec7"}}