{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">12. Ceza Dairesi         2025/2296 E.  ,  2025/8295 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Ağır Ceza Mahkemesi <br>SAYISI\t: 2024/512 E., 2024/972 K.<br>DAVA\t: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat<br>HÜKÜM\t: Davanın kısmen kabulü<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Bozma<br><br>Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün;  davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve  5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,14.11.2024 tarihli 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6100 sayılı HMK'nın ek madde 1'in üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile; temyiz incelemesi sonucu verilen bozma kararından sonra verilen kararlara yönelik  temyiz başvurusunda bulunulması halinde ilk kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal sınırların esas alınacağının düzenlendiği, buna göre; 2020 yılı  kesinlik sınırının 5.390 TL olduğu, davacının haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 50.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ilişkin talebinin bozma ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 22.925,10  TL maddi tazminat ve 290.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşıldığından, davalı aleyhine kabul edilen tazminat miktarlarına göre hükmün kesin olmadığı  tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:<br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ <br> İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 50.000 TL maddi, 250.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 24.107,81 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; hükümdeki maddi tazminat miktarının \" 22.925,10 TL\"  olarak düzeltilmesi sureti ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Dairemizce davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün manevi tazminat miktarının eksik olması nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 22.925,10  TL maddi tazminat ve 290.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 14.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.<br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ <br> Davalı vekilinin temyiz sebepleri;  hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğuna, tazminat şartlarının oluşmadığına, reddedilen miktar yönünden Hazine lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine  ilişkindir.<br><br>III. DAVANIN KONUSU<br>İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin  2014/235 Esas - 2017/103 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma suçundan 14.04.2009 tarihinde gözaltına alındığı, 18.04.2009 tarihinde tutuklandığı ve 01.06.2012 tarihinde tahliye edildiği, toplam 1144 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 18.09.2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br><br>IV. GEREKÇE VE KARAR<br>Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin  reddine, ancak;<br><br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde 250.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde davacı lehine 290.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi,<br><br>Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-f maddesi gereği hüküm fıkrasının manevi tazminata ilişkin kısmında yer alan \"290.000,00 TL\" ibaresinin çıkarılarak yerine \"250.000,00 TL\" ibaresinin eklenmesi ve buna göre vekalet ücreti değişeceğinden vekalet ücreti miktarının belirlendiği bölümünde yer alan \"48.000,00 TL\" ibaresinin çıkarılarak yerine \"43.668,016 TL\" ibaresi yazılması suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, <br><br>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde karar verildi.<br><br>  <br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eea33d9a00c6b842","SID":"bae9c37ff3437820"}}