{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">1. Ceza Dairesi         2025/5103 E.  ,  2025/6626 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t:Ağır Ceza Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2025/18 E., 2025/183 K. <br>SUÇ                                                 : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım <br>HÜKÜMLER                                 : Mahkumiyet<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t   : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması<br><br>Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. <br><br>Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: <br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>1.İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2022  tarihli ve 2021/551 Esas, 2022/803 Karar sayılı kararının  istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2023/466 Esas,  2023/524 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekili, katılanlar vekili ve sanıklar ... ve ... müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin kararının  katılan ... vekili, katılanlar vekili,  sanıklar ... ve ... müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19.12.2024 tarihli ve 2023/5339 Esas, 2024/8730 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında makul oranda haksız tahrik uygulanması, sanık ... hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan hüküm kurulması gerektiği nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir<br><br>2.İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2025 tarihli ve 2025/18 Esas, 2025/183 Karar sayılı kararı ile;<br>a.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37, 81/1, 29, 62,\t53.\tmaddeleri uyarınca 12...  ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, <br>b.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39, 29, 62,\t53.\tmaddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.<br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>A.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, tasarlamanın varlığına, sanıklar hakkında haksız tahrik ve lehe  hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, vekalet ücretine ilişkindir.<br><br>B.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluştuğuna, haksız tahrikin derecesine, ilişkindir.<br><br>C.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 283.maddesi gereğince suçluyu kayırma olarak değerlendirilmesi gerektiğine, haksız tahrikin derecesine, ilişkindir.<br><br>III. GEREKÇE<br>Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirdiklerinin saptandığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, sanıkların  öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiklerinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanıklar aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, meşru savunma, meşru savunmada sınırın aşılması ve 5237 sayılı Kanun'un 283. maddesinin  koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, vekalet ücretine ilişkin Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelemesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br><br>IV. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2025 tarihli ve 2025/18 Esas, 2025/183 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanıklar  müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oybirliğiyle, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, <br><br>Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,<br><br>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde karar verildi.<br>K A R Ş I    O Y<br><br>Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına ve ilk derece mahkemesinin kabulüne göre baba ve oğul alan sanıklar ... ve ...’in olay günü ...’in kullanımında olan araçla olay yerine geldikleri ve aracı parkettikleri, daha önce aralarında husumet bulunan maktul ve akrabalarının da orada bulundukları ve kalabalık bir şekilde araca yönelerek aralarında tartışma başladığı, sanıkların araçtan çıkmadıkları ve tartışma nedeniyle aracın sürgülü kapısını açan ...’in maktule ateş ederek ölümüne neden olduğu olayda sanıklardan ...’in yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle bu karşı oy yazılmıştır<br>Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.<br>Şerikliğin diğer bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir.<br>Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK'nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; \"suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak\" ve \"suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak\"tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; \"suç işlemeye teşvik etmek\" ve \"suç işleme kararını kuvvetlendirmek\", \"fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek\" ve \"suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek\"ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir.<br>Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez.<br>Söz konusu dosyada sanık ...’in şoför olarak aracı olay yerine getirdiği ve olay yerinden asıl failin kaçmasını sağladığı gerekçesiyle yardım eden sıfatıyla sorumlu olduğuna karar verilmişse de, sanıkların araçla kendi evlerine gelmeleri, olayın karşı tarafın evin önünde bulunmaları nedeniyle başladığı, yani sanığın faili olay yerine planlı bir şekilde getirmesinin söz konusu olmadığı, tartışma sırasında sanık ...’in ani gelişen bir kasıtla silahı kullanması nedeniyle ...’in bu suçun işleneceğinin bilmesinin mümkün olmadığı ve olay üzerine sanık ...’in babasını olay yerinden kaçırmasının insani bir tepki olması karşısında faili kaçırması şeklinde değerlendirilemeyeceği kanaatiyle sanık ...’in  yardım eden sıfatıyla sorumlu tutan  sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d49e195ac8eadc5","SID":"4f576e9a71c1246b"}}