{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Hukuk Dairesi         2025/943 E.  ,  2025/5833 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2024/1203 Esas, 2024/1877 Karar<br>HÜKÜM\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2021/845 E., 2024/43 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: <br><br>KARAR<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 11.02.2021 tarihinde  ... tipi koruyucu maske satış çerçeve sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede ürünlerin ihraç amaçlı alındığı, ihraç edilen ürünlerin, ürünleri müşterilerinin kabul etmediğini ve ürünlerin tamamını  iade etmek istediğini bildirdiğini, ayıp ihbarının davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirket yetkilisince ayıplı ürünlerin tamamını iade almayı kabul ettiğini, ancak davalı şirketin ayıplı ürünleri iade alacağını söyleyerek  davacı şirketin  müşterisini oyaladığını,  ayıplı ürünlerin depoda çok uzun süre bekletildiğini, ayıplı ürünleri ihraç eden firmanın tarafında aldığı fiyatın çok altında başka firmalara satmak zorunda kaldığını, ayıplı ürünlerden doğan toplam 117.182,80 euro zararın ödenmesinin ihtar edildiğini, 04.12.2021 tarihinde davalı şirket tarafından verilen cevabi mailde \"üretici firmaya ihtarname çekildiğini, üretici firmanın ihtarnameyi kabul etmediğinin\" bildirildiğini, davacı şirketin  ayıplı ürün fiyat farkından ve ayıplı ürünlerin Türkiye’den Almanya’ya taşınmasından, nakliye gümrük ve sigorta işlemlerinden dolayı zararı oluştuğunu, davacı şirketin ayıplı ürün fiyat farkı yansıtması ile taşıma, gümrük ve sigorta masrafından doğan toplam 117.182,80 euro zararının ödenmesi için davalı şirket hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2021/32771 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının icra takibine karşı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamını, davalı şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihracat yapan davacı şirket ile alıcısının Almanya’da mukim müşteri firma olduğu, medikal maske ticaretinde aracı firma olarak yer aldığı, davacıya söz konusu ürünlerin 11.02.2021 tarihli, 1.226.993,67 TL bedelli fatura ile Türk Lirası üzerinden satıldığını, ancak davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık euro para birimi ile zararın talep edildiğini, davacının soyut ayıp iddialarının açık ayıp niteliği taşıdığını, davacı tarafın  süresi içerisinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davacı tarafın, müşterisinin ürünleri iade etmek istediğini bildirdiğini, bu hali ile sözleşmeden dönmek isteyen davacının ayıp ihbarının usulüne uygun olmadığını, söz konusu malların Almanya'da başka bir firmaya satışı konusunda çaba sarf ettiğini fakat bu çabalarının sonuç vermediğini, davacı ve müşterisinin söz konusu malların 49.500 adetinin  02.06.2021 tarihinde satıldığı göz önünde bulundurulursa söz konusu malların ederinden daha düşük bir fiyata satılması hususunda müvekkili şirketten bir icazet alınmadığı gibi müvekkili şirketin icazetinin de söz konusu olmadığını, bu durumun tamamen davacı ve müşterisinin tasarrufunda gerçekleştirildiğini, bu konuda kendilerine bir icazet vermelerinin mümkün olmadığının bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile   İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün 2021/32771 E. sayılı dosyası kapsamındaki icra takibinde 112.932,80 euro ayıplı ürün fiyat farkı alacağı ve 4.250,00 euro ayıplı ürün taşıma ve gümrükleme masrafı olmak üzere toplam 117.182,80 euro alacak talebinde bulunulduğu, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, bu anlamda 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nda (İİK) özel dava şartı olarak öngörülen dava şartının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yasa ve yönetmelik kapsamında elektronik ortamda başlatılan takip talebindeki eksikliğin mevcudiyeti hâlinde başvuran tarafça bu durumun ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesi ve talebin yenilenerek düzeltilmesi gerekirken davacı tarafça bu düzeltmenin yapılmadığı, teknik veya sistemsel sorun usule uygun şekilde gerçekleştirilmeyen takip talebini geçerli hâle getirmeyeceği, takibin geçerli olmadığı ve böylece itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olan geçerli bir takibin bulunması şartının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Dava ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, satış çerçeve sözleşmesi kapsamında satılan ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile  ürün satış bedeli, ayıplı ürün fiyat farkı, ayıplı ürünlerin taşıma, gümrükleme, fatura ve makbuz bedellerinin tahsili amacı ile  başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.<br><br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. <br><br>  <br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fe5f274ff4ef3f4","SID":"52505c41ca9806dc"}}