{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">2. Ceza Dairesi         2025/8758 E.  ,  2025/15644 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Ceza Dairesi  <br>SAYISI\t: 2021/2028 E., 2021/2040 K.<br>SUÇ\t: Hırsızlık<br>HÜKÜM\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi<br>İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ\t: Bozma<br>İTİRAZA KONU KARAR \t: Onama<br>İTİRAZ EDEN \t: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı<br><br>Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 18.03.2025 tarihli ve 2022/11989 Esas, 2025/4783 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2025 tarihli ve 2-2021/128348 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinin 2. cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:<br>I. İTİRAZ SEBEPLERİ<br> Sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşacağı, somut olayda doğrudan sistem araç olarak kullanılıp bir çıkar sağlanmadığı, öncesinde sanık tarafından hileli hareket ile mağdur aldatılıp, ona ait ele geçirilen bilişim sistemi ile menfaat sağlandığı, bu nedenle sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturmayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f maddesinde yazılı suçu oluşturacağı ve bu doğrultuda nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturan eylemin hukukî vasıflandırılmasında yanılgıya düşülmesi nedeniyle hükmün BOZULMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASINA karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğuna ilişkindir.<br>II. GEREKÇE<br>Katılan ...'ün, arkadaşı olan sanık ... ile suç tarihinde buluştuğu, sanığın kendisine para geleceğini, bu nedenle internet bankacılığına ihtiyacı olduğunu söyleyerek katılandan telefonunu istediği, katılanın cep telefonunu ve internet bankacılığı şifresini sanığa verdiği, internet bankacılığına giren sanığın telefona gelen onay şifresini de alarak işlemler yaptığı ve ayrılırken \"telefonuna sakın girme\" şeklinde katılana uyarıda bulunduğu, katılanın bu uyarıdan şüphelenerek hesabını kontrol ettiğinde, hesabından bilgisi dışında ... isimli şahıs hesabına havalelerin yapıldığını tespit ettiği ve şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmada, sanığın, katılanın banka hesabından, hakkında  kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen ... hesabına olay günü saat 18.04'te 12.000,00 TL tutarında ve aynı gün saat 18.22'de 8.000,00 TL tutarında havaleler yaptığının ve havale edilen tutarların ... tarafından çekildikten sonra sanığın isteği doğrultusunda suça konu paranın 12.000,00 TL'sinin sanığın borcuna mahsuben tanık ...'a verildiğinin, kalan 8.000,00 TL'nin ise sanığa verildiğinin belirlendiği anlaşılmakla; anlatılan şekilde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve dairelerin dolandırıcılık suçu yönünden ortak olarak kabul ettiği hususlar şunlardır; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır, fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.<br>Bilişim sistemi araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e maddesindeki “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunu oluşturacaktır. \t<br>Hileli vasıtalarla katılan ...'ün cep telefonunun ve bu telefonda bulunan cep bankacılığı uygulaması üzerinden katılanın hesap bilgileri ile internet bankacılığı şifresinin elde edildiği ve sonrasında bu bilgilerle katılanın hesabından para havalelerinin gerçekleştiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. İlk olarak katılanın hesabına ve şifresine, sanığın nitelikli yalan kapsamında kalan sözleri ile katılanı ikna etmesi sonucu hile ile erişilmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferleri gerçekleştirilmiştir. Bu durumda katılan, hataya ve hileye bankacılık bilgileri elde edilmek için düşürülmüştür. Sanığın hilesi ile herhangi birisine para transferi yapmak üzere aldatılmak suretiyle bu tuzağa düşürülmemiştir.<br>Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirlediği ilkelerden birisi de; yukarıda izah edildiği üzere, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekliliğidir. Olayımızda katılan ..., yalan ve hile olduğu kabul edilen eylemlerle herhangi bir para transferi yapmamıştır. Aldatma öğesi olan, sanığın kendisine para geleceğini, bu nedenle internet bankacılığına ihtiyacı olduğunu söyleyerek katılandan telefonunu istediğini belirten nitelikli yalan kapsamında kalan sözlerine inanıp katılanın cep telefonunu ve internet bankacılığı şifresini sanığa vermesi suretiyle hesap bilgilerine ulaşılmasına sebebiyet vermiştir. Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. Hileli vasıtalarla elde edilen bu bilgilerle katılanın haberi ve bilgisi olmadan, para transferleri sırasında bizzat katılanın iradesini fesada uğratacak bir eylemde bulunmadan, katılanın hesabından bu bilgilerle para transferlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Katılanın hesabındaki paranın eksiltilmesinin sebebi katılanın iş ve işlemleri ile yanıltılmış iradesinden kaynaklanmamaktadır, tam tersine olay, hileli ve haksız şekilde elde edilen bilgilerle yeni işlemler yapılarak katılanın hesabının eksiltilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, para transferleri sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine  katılandan haksız olarak elde edilen bilgilerle sanığın para transferleri yapması nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla; Dairemizin anılan ilâmı usûl ve yasaya uygun bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>III. KARAR<br>1- Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE,<br>2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1117d363433e168","SID":"b7bc41686e8d879b"}}