{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">5. Hukuk Dairesi         2025/5396 E.  ,  2025/8729 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2024/3130 Esas, 2025/256 Karar<br>KARAR\t: Esastan ret<br><br>Taraflar arasındaki bağımsız bölümlere özgülenen arsa paylarının düzeltilerek tapuya tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ..., ... Mahallesi 450 ada 29 parselde bulunan ana taşınmazda 2 nolu bağımsız bölüm maliki olduğunu, mevcut arsa paylarının tapuya tescili sırasında, bağımsız bölümlerin değerleri ile orantılı olarak tahsis edilmediğini, bu nedenle yeni arsa paylarının belirlenerek tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın riskli yapı olarak tespit edildiğini, gerek müvekkillerinin gerekse taşınmazın diğer maliklerinin riskli yapı tespitine herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu suretle ana taşınmazın riskli yapı olduğu hususunun kesinleştiğini, tüm yapı maliklerinin katılımı ile 12.07.2021 tarihinde yapılan toplantıda \"mevcut yapının yıkılarak imar planı gereği tek bağımsız bölüm olacak şekilde yeniden inşasına, yeni yapıda her bir arsa payı sahibinin önceki arsa payı oranında hissedar olmasına\" şeklinde karar alındığını, kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından ... 3. ve 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığını ve dosyaların halen derdest olduğunu, yine iş bu davanın akabinde açıldığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında taşınmazın yıkıldığı ve 04.03.2022 tarihinde kat mülkiyetinin terkin edilmiş olduğu, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (634 sayılı Kanun) hükümleri kapsamında arsa payının düzeltilmesi davasına devam edilemeyeceği, dosyada mevcut 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre 1980 yılında ulaşılmış olan bağımsız bölümlere ait arsa payı oranlarında tadilat gerektirecek bir ihmal veya gelişigüzel hesaplama yapılmadığının tespit edildiği, davaya konu taşınmazda kat mülkiyetinin 1980 yılında kurulduğu, dava tarihinin 30.09.2021 olduğu, kat mülkiyetinin kurulduğu tarihten itibaren aradan geçen uzun zaman zarfında arsa paylarına itirazda da bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulurken arsa paylarının gerçekçi oranda kurulmadığını, müvekkilinin dükkan nitelikli bağımsız bölümünün çok daha fazla değerde olmasına rağmen arsa payının çok düşük olarak belirlendiğini, buna karşın üstteki mesken nitelikli bağımsız bölümlerin arsa paylarının daha yüksek belirlendiğini, arsa paylarının saptanmasına esas olmak üzere bağımsız bölümlerin kat irtifakının kurulduğu ya da kat mülkiyetinin kurulduğu tarihteki değerlerinin hesaplanmasında her birinin alanı, konumu, biçimi ve diğer farklılıkları göz önünde bulundurulması gerektiğini, ancak bu hususların bilirkişi raporunda hiçbir şekilde göz önüne alınmadığını, bu hususlar değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  dava dilekçesinde taşınmazın yıkım riski olduğu belirtilerek taşınmazda bir an önce keşif yapılması ve  durumun tespitinin talep edildiğini, ancak yerel mahkemece bu hususta gerekli  hassasiyet gözetilmeyerek sürecin sürüncemede bırakıldığını, bu sebeple dava konusu taşınmazda ilk yapılan keşif sonucunda düzenlenen raporun yeterli olmadığını, daha sonra yapılan keşfin ise kat irtifakı son bulduktan sonra icra edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına ve toplanan delillere göre mevcut delillerin takdirinde ve hükmün dayandığı gerekçede bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde bağımsız bölümlerin arsa paylarının değerleriyle orantılı olup olmadığının tespiti ile yeni arsa paylarının tapu siciline tescili istemine  ilişkindir.<br><br>    2. Değerlendirme<br>1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı  Kanun)  371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle, <br>Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br><br>Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br><br><br>16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe2f0057d30f58d2","SID":"0c3960f36f840548"}}