{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. Hukuk Dairesi         2025/521 E.  ,  2025/4401 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ                                   : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi  2. Hukuk Dairesi<br>SAYISI                                               : 2024/1063  Esas  2024/1621 Karar <br>İLK DERECE MAHKEMESİ         : Bafra 3. Asliye Hukuk  Mahkemesi<br>SAYISI                                                : 2023/49  Esas  2024/132 Karar <br><br>Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacının Hazine adına tescil istemli davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının kalan taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>   <br>Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki  belgeler incelenip gereği düşünüldü:      <br>K     A     R     A     R<br><br>Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi/köyü çalışma alanında bulunan tapuda bir kısım davacılar ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 262 parsel sayılı 14.650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 116 ada 1 parsel numarasıyla ve 15.065,09 metrekare yüzölçümü ile, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 261 parsel sayılı 37.350,00  metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 116 ada 2 parsel numarasıyla ve 36.895,39 metrekare yüzölçümü ile tapuya tescil edilmiş, 116 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ifraz edilmesi sonucunda, dava konusu 116 ada 4 parsel sayılı taşınmaz 12.298,47 metrekare yüzölçümü ile 116 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ise 12.298,46 metrekare yüzölçümü ile tapuya tescil edilmiştir.<br><br>Davacılar vekili; vekil edenlerinin  dava konusu yeni 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, davalıların ise yeni 116 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınır dere yatağı olduğu halde, uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında dere yatağının bir kısmının davalı taşınmazların sınırları içine katıldığını belirterek, dere yatağının Hazine adına tesciline ve yapılan ölçüm hatalarının düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.<br><br>İhbar olunan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili;  Kadastro Kanununu 16/C maddesi uyarınca dere yatağının özel mülkiyete konu edilmesinin kanunen mümkün olmadığını, davalılara ait taşınmazların  kadastro çalışmaları sırasında dere  yatağını da içine alacak şekilde belirlenmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, müvekkili idarenin dere yataklarının ıslahından sorumlu olabileceğinden ve dava sonucunun müvekkili idareyi etkileyebileceğinden davaya  davacı taraf yanında katılma taleplerinin olduğunu, feri müdahale taleplerinin kabulünü, dere yatağının Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>İlk Derece Mahkemesince ilk kararla; davacı tarafın dava dilekçesinde isteminin sadece dere yatağına ilişkin olan kısmın tapusunun iptali ile Hazine adına tescil istemine ilişkin olması karşısında, davacının Hazine adına dava açamayacağı, dere yatağında kaldığı iddiası ile dava açma hakkının Hazinede bulunması ve Hazine tarafından da açılmış bir dava bulunmadığı gerekçeleri ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nce, asıl istemin aynı zamanda 2019 yılında yapılan uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkin olduğu değerlendirilmeksizin sadece davacıların taleplerinin bir kısmı hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesince, kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde; bilirkişilerin düzenlemiş olduğu 29.12.2023 tarihli raporda; ilk tesis kadastrosunun 1972 yılında yapılıp kesinleştiği, 1969 ve 1972 tarihli hava fotoğraflarının tesis kadastro tutanakları ile birlikte  değerlendirildiği, 22/a çalışmasında hesaplanan ve tescil edilen yüzölçümlerinin 1972 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda tespiti yapılan parsellerin yüzölçümünün hesabına göre söz konusu taşınmazlardan 116/1 yanılma sınırları içinde 116/2 parsel ise yanılma sınırları içinde kaldığının tespit edildiği, sonuç  olarak, yapılan 22/a çalışmasında hesap ve pafta tersimatında hata tespit edilemediğinin rapor edildiği, ancak ihtimalli olarak rapor düzenlendiği, 22/a uygulama kadastroları mülkiyete ilişkin değişiklik yapamayacağı, kesinleşmiş bir tesis kadastro çalışmalarında tespit edilen hususlara ilişkin süresinde dava açılmadığı  takdirde ilerleyen aşamada bu taşınmazların mülkiyetine ilişkin dava da açılamayacağı, dava konusu taşınmazların arasında her ne kadar dere bulunmakta ise de, uygulama  kadastrosunda yapılan ölçümlerin yanılma sınırları içinde kaldığı da değerlendirilmekle, bilirkişinin yüzölçümlerinin değiştirilmesine ilişkin düzenlemiş oldukları ihtimalin  yerinde görülmediği ve uygulama kadastrosunda herhangi bir hata yapılmadığı gerekçeleri ile, davacının Hazine adına tescil istemli davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının kalan taleplerinin reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili  tarafından temyiz edilmiştir. <br>Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br><br>S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;<br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,<br><br>427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br><br> 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db59b5ce1ff100de","SID":"3e2d9013ff3efa47"}}