{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2024/8285 E.  ,  2025/5239 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/776 E., 2022/548 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul 31. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2016/1 E., 2021/389 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki  belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I. DAVA\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 22.05.1988 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dilekçesinde ... İnşaat ve Tic. A.Ş.'nin ...'deki iş yerinde 22.02.1988 tarihinde işe başlamış ve sıva için su taşırken 22.05.1988 tarihinde iskeleden düşerek iş kazası geçirdiğini iddia ettiğini, davacının Derne Mahkemesinin 14.08.1988 tarihli kararını iddiasına delil olarak gösterdiğini ancak, delil olarak göstermeye çalıştığı Derne Mahkemesinin mezkur kararında dahi davacının arkadaşları ile kavga ettiğini belirttiğini, buna ilaveten iş yerinde çalışanların sözlü ifadelerine dayanılarak düzenlenen ve muhatabı ...  olan 30.04.1988 tarihli ihtar ve ceza tutanağına göre de ekipbaşı olarak çalışan ... 'ın davacı ile kavga ettiğinin belirlendiğini, davacının iddia ettiği gibi sıva için su taşırken düşme olayı, yani bir iş kazası olmadığını, olayla ilgili SSK Genel Müdürlüğü Sigorta Teftiş Kurulunun 26.05.1997 tarihli tahkikat raporunda, davacının dosyasında kaza olduğunu gösteren herhangi bir belge, vizite kağıdı, kaza raporu, hastane belgesi bulunmadığını ve olayın üzerinden takriben 9 yıl kadar bir süre geçtiğinden 506 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre iş kazası olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiğini, davacının ilk olarak SSK'ya gönderdiği 17.03.1997 tarihli yazısında iş kazası geçirdiğini iddia ettiğini, halbuki SSK'ya göre sigortalının, iş kazasını en geç kazadan sonraki gün içinde işveren veya Kuruma bildirmek yükümlülüğü bulunduğunu, böyle olduğu halde sigortalının kanunen gerekli bu bildirimde bulunmadığını ve olayın meydana geldiği 22.05.1988 tarihinden yaklaşık olarak 9 yıllık bir süre geçtikten sonra tazminat davası açtığını, iddiasının ne kadar samimiyetten uzak ve gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla kendi üzerine düşen görevleri yerine getirmeyen, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra iş kazasına uğradığını iddia eden davacının her türlü samimiyetten ve gerçeklikten uzak olan davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maluliyetinin kaza ile illiyeti kurulamadığından hesaplanan maddi zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı anlaşılmış ise de işçinin iş kazası geçirdiğinin sabit olması, sırf kaza nedeniyle dahi manevi anlamda zarar gördüğü, yargılamada geçen süre de göz önüne alınarak işçi bakımından manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle,<br>1-Davacıların maddi tazminat talebinin reddine, <br>2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 5000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.05.1988 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara miras payı ile verilmesine karar verilmiştir. <br>IV. İSTİNAF<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2003/969 Esas, 2008/741 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı ve SGK aleyhine 22.05.1988 tarihinde ...'da geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti yönünde dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 17.12.2008 tarihli karar ile olayın iş kazası olduğuna karar verildiği, işbu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.05.2009 tarih, 2009/4775 Esas, 2009/7063 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bu durumda, davacının, davalı yanında ...'da çalışmakta iken, 22.05.1988 tarihinde iş kazasına uğradığının kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile sabit olduğu, davacı tarafın her ne kadar geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle malul kaldığını ve maddi kayba uğradığını ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de dosyada SGK Başkanlığı Maluliyet Ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurul, Kocatepe SGM Sağlık Kurulu, İstanbul SGİM Bölge Sağlık Kurulu ve ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan raporlarda, davacının (...) maluliyetinin bulunmadığının belirlendiği, ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu 11.01.2017 tarihli kararı ile davacıdaki mevcut arızanın 22.05.1998 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile illiyetinin kurulamadığını belirttiği, ATK İkinci Üst Kurulu ise 20.09.2018 tarihli kararı ile \"davacının E cetveline göre %32 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, bu tablonun travma neticesinde olabileceği gibi kendinde mevcut hastalık sonucu da olabileceği, mevcut belgelerle hangisinden kaynaklandığı hususunda ayrım yapılamadığı\" belirttiği, bu durumda, davacının 22.05.1988 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile davacının mevcut rahatsızlığı arasında illiyet bağı kurulamadığından, maddi tazminat isteminin reddine dair kararının isabetli olduğu, Mahkemece alınan 24.11.2009 tarihli raporda, dava konusu kazada davalı işverenin % 80, ... işçinin ise % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu kazayı ilgili kanun, yönetmelik ve Yargıtay içtihatlarına göre irdeleyen ve hükme esas alınan kusur raporunun usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun bulunduğu, bu durumda davacının maluliyeti ile iş kazası arasında illiyet bağı kurulamamış olsa dahi, iş kazasının yaşandığı sabit olup, kusur durumu, kaza tarihi ve olayın oluş şekli itibari ile hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya içeriğine uygun düştüğü gerekçesiyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-1. maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.<br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Sebepleri<br>1.Davacı  vekili  temyiz dilekçesinde özetle;<br>a.Davacı ...'in davalı şirketin ...'da bulunan iş yerinde 1988 yılında geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili olarak; iş kazası geçirdikten sonra Türkiye'ye döndüğünü, işverenin kendisine küçük yardımlarda bulunduğunu, bu nedenle başlangıçta dava açmayı düşünmediğini, fakat daha sonra \"ne halin varsa gör diyerek\" kendisini kovduğunu, bunun üzerine zamanaşımı süresinin dolmasına kısa bir süre kala 1998 yılında dava açtığını,<br>b.Yerel Mahkemede 1998/856 Esas sayılı dosya ile açılmış olan ilk davada ...'in, davalının ...'da bulunan işyerinde işçi olarak çalışmakta iken geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle özürlü hale geldiğini beyan ederek 10 milyar TL maddi, 5 milyar TL manevi tazminat davası açtığını, aradan geçen süre içinde türk parasından altı sıfır atıldığını ve böylece ...'in tazminat talebinin 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi olarak güncellendiğini,<br>c.Yargılama esnasında davacı müvekkilinin maluliyet durumunun tespiti için SGK ve SSYSK tarafından değerlendirmede bulunulduğunu ve müvekkilinin maluliyet oranının % 0 olarak belirlendiğini, işbu duruma itirazları üzerine ATK'ya gönderilmiş olan dosyada 11.01.2017 tarihli ATK İhtisas Kurulu raporunda da kaza ile arıza arasında illiyet bağı kurulamadığının tespit edildiğini, tekrar yapılmış olan itiraz sonucunda ise ATK İkinci Üst Kurulu tarafından davacı ...'in özür oranının % 32 olduğunun rapor edildiğini, raporların birbiriyle çelişmekte iken Mahkeme tarafından müvekkili lehine olan raporlar değil de aleyhe olan raporlar dikkate alınarak, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunamadığı yönünde yapmış olduğu tespitin doğru ve yerinde bir tespit olmadığını,<br>d.Mahkemece dinlenen tanıkların müvekkilinin iş kazası sonucunda yaralandığını ve hastanede tedavi altına alındığını beyan ettiklerini, kaza tarihi itibari ile Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlükte bulunduğunu, bu durumda mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine uygun yeni bir rapor aldırılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını,<br>e.Müvekkilinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini, maddi tazminata ilişkin yerel Mahkeme tarafından verilen hatalı karar düzeltilse bile müvekkilinin davanın sonucunu göremeden vefat ettiğini,<br>f.Müvekkilinin, davalı şirketin ...'daki iş yerinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde, ... Mahkemeleri tarafından yargılama yapıldığını ve davalının müvekkiline tazminat ödemesine karar verildiğini, tanık beyanı ile de müvekkilinin iş kazası geçirmiş olduğu sabit olup, iş kazası geçirmiş olan müvekkiline karşı işverenin sorumluluğu olduğunun çok açık şekilde ortada olduğunu  belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.<br>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br>Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar  vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 22.05.1988 günü saat 11.30 sularında davalı işverene ait ... Derne Belediyesi binası inşaatında çalışan kazalı ...'in, inşaatın birinci katında yapılmakta olan sıva işinde kullanmak üzere 18 litrelik teneke ile zeminden su taşırken birinci katın merdiven boşluğundan 2 metre yükseklikten düşmesi biçiminde gerçekleştiği, davacı tarafından davalı ve SGK aleyhine 22.05.1988 tarihinde ...'da geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti yönünde dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 17.12.2008 tarihli karar ile olayın iş kazası olduğuna karar verildiği, işbu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.05.2009 tarih, 2009/4775 Esas, 2009/7063 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, kaza olayı sonucu davacı sigortalının % 0 oranında  iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin % 80 oranında, davacı kazalının % 20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.<br>3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesine göre bedensel zarara uğrayan kişi tamamen veya kısmen çalışamamasından kaynaklanan zararını isteyebilir. Sigortalının bedensel zarar sonucu işgücü kaybı geçici veya sürekli olabilir. <br>4.Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca  geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren iş göremez durumda kaldığı sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK'ca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatli dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. <br>5.Geçici tam iş göremezlik zarar süresi, kaza tarihinden sürekli iş göremezlik durumuna girildiği tarihe (çalışır olma tarihine) kadar olan süreyi kapsamaktadır. SGK Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığının 30.07.2010 tarihli kararında, davacının sürekli iş göremezliğe girdiği tarih (çalışır olma tarihi) 22.05.1989 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla davacının geçici iş göremezlik zarar süresi, 22.05.1988 ile 22.05.1989 tarihleri arası dönem (12 ay) olarak kabul edilmiştir.<br><br>6.Yapılacak iş, davaya konu iş kazası nedeniyle davacının geçici iş göremezlik dönem süresi  yönünden  Kurum kayıtlarında mevcut iş göremezlik raporuna esas süreleri esas almak ve bu dönemde davacının % 100 oranında işgöremez durumda olduğunu değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre maddi zararını bilirkişiye hesaplattırmak, hesaplanan bu zararından Kurumca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi kısmını düşmek ve çıkacak sonuca göre maddi tazminat ile ilgili bir karar vermekten ibarettir.<br>7.O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı  kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen  hüküm bozulmalıdır .<br><br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,  <br>İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,<br>2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2283ab693179e488","SID":"65cf8f6e294bb9e5"}}