{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2024/10272 E.  ,  2025/7742 K.</font></b></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2024/821 E., 2024/1302 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Bakırköy 30. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2017/603 E., 2023/574 K.<br><br>Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince  davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br> Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili  tarafından temyiz edilmekle;  kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ...'ın 10.11.2014 tarihinde davalı ... Uluslararası Nakliyat Turizm ve Tic. A.Ş.'de tır şoförü olarak işe başladığını, davalı şirketin gözetimi ve denetimi altında işini icra ettiği sırada ...'da 23.02.2016 tarihinde kalp krizi sonucu vefat ettiğini, davalı şirketin gerekli koruyucu ve önleyici tedbirleri almaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında davalı işverenin ... ...'ın ölümünden sorumlu olduğunu, müteveffanın son dönemde çok yoğun çalıştığını, uzun süreli dinlenmeden gerçekleştirdiği seferler neticesinde yine bir sefer sırasında ...'da olduğu dönemde kalp krizi sonucu iş kazasına maruz kalarak vefat ettiğini, ...'ın asgari ücret yanında sefer başına 550 Euro aldığını, yılda 20 sefer yaptığını beyan ederek müvekkilleri lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>II. CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın iş kazası olarak kabulünün mümkün olmadığını, vefat olayı ile üstlendiği görev ve çalışma şartları arasında illiyet bağının mevcudiyetinin ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve dahli olmaksızın ... ...'ın ölümünün zaman açısından tesadüfi şekilde yurt dışı seferi esnasında gerçekleşmesinin tek başına ölüm ile çalışma olgusu arasında illiyet bağı kurulması için yeterli olmadığını, düzenlenen ölüm raporunda ölümün tabii ölüm olarak belirtildiğini, dolayısıyla davacı tarafın vefatın aşırı ve yoğun çalışma temposundan kaynaklandığı iddiasını ispatla mükellef olduğunu, müteveffanın şirketlerinde çalıştığı süre içinde İş Kanunu, İş Güvenliği mevzuatı, Karayolları Trafik Kanunu ve diğer ulusal ve uluslararası mevzuat hükümlerine uygun şekilde çalıştırıldığını, ...'ın ölümünün müvekkili şirkete ait araçla ...da bulunduğu sırada dinlenme anında meydana geldiğini, müteveffanın asgari ücretle çalıştığını, sefer başına verilen 550 Euro ücret anlamında bir ödeme olmadığını, yurtdışına giden şoförlerin yolda gerekli harcamaları yapmasına teminen verilen bir nevi avans olduğunu, sefer öncesinde şoföre 550 Euro ödeme yapıldığını, sefer dönüşünde yapılan harcamalar karşılığında hesap görüldüğünü, mahsuplaşma yapıldığını, safer avansının içinde otoyol, köprü geçiş ücretleri, yeme-içme konaklama giderleri, trafik cezaları, akaryakıt masrafları vb. giderlerin bulunduğunu, bu tutardan cüzi miktarın şoföre bırakıldığını, bu nedenle asgari ücrete ilaveten sefer başına 550 Euro aldığı iddiasının doğru olmadığını, manevi tazminat talebinin de  meşru ve hukuka uygun olmadığını belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.<br><br>İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile 18.12.2015-18.12.2015 vadeli zorunlu ferdi kaza grup sigorta poliçesi bulunduğunu, davanın kazadan 7 sene sonra 12.05.2022 tarihinde ihbar olunduğunu, poliçede belirtilen 2 yıllık zamanaşımının aşıldığını, destekten yoksun kalma tazminatının poliçe dışında olduğunu, poliçenin sadece maluliyet durumunu kapsadığı belirtilerek aleyhlerine hüküm kurulamayacağını beyan etmiştir. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davalı vekili istinaf sebepleri olarak; mevcut olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, ... ...'ın kalp krizi neticesinde vefat ettiğini, vefatın mola süresi içerisinde gerçekleştiğini, bu nedenle ölüm olayının iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, müteveffanın yaşamış olduğu kalp krizi neticesi vefatı ile üstlendiği görev ve çalışma şartları arasındaki illiyet bağının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, Kara Yolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 sayılı ILO Sözleşmesini 5. ve 6. maddelerinde kara yolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatlerinin belirlendiğini, müteveffanın çalışma sürelerinin işbu sözleşme hükümlerine bağlı şekilde olduğunu, ... hakkında herhangi bir para cezası düzenlenmediğini, bu durumun müteveffanın günde 8 saatten fazla ve mola vermeksizin dört saatten fazla araç kullanmadığını gösterdiğini, davacı tarafın aşırı ve yoğun çalışmayı ispat edemediğini, müteveffanın vefatının doğal yollardan olduğunu, ölüm raporunda da vefatının doğal ölüm olarak belirtildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları gereği kalp krizinin başlı başına illiyet bağının ispatlanmasında yeterli olmayacağını, karara esas bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranlarının fahiş olduğunu, müteveffanın yaşamında sağlığına dikkat etmediğini, sağlıklı yaşam için gerekli olan boy kilo oranının üzerinde ve düzenli sigara kullanıcısı olarak hayatını geçirdiğini, müteveffanın vefat ettiği gün kalp krizi riskine yol açacak rutin dışı bir gerginlik veyahut stres yaşayıp yaşamadığının, bireysel ve bünyesel etkenlerin kalp krizi yaşamasında etkili olup olmadığının araştırılmadığını, müteveffanın ağır ve tehlikeli bir iş de yapmadığını, hesaplamalara esas alınan ücretin tamamen hatalı olduğunu, müteveffanın sadece asgari ücret karşılığında çalıştığını, 550 Euronun şoförlere yurt dışı seferleri sırasında otoyol, köprü geçiş ücretleri, gümrük ücretleri, yeme, içme ve konaklama giderleri, trafik cezaları, akaryakıt masraflarını içerdiğini, sefer priminin iddiada bulunan davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, müteveffanın emekliliği ve emekliliği sonrası alacağı emekli maaşı nedeniyle indirim yapılmamış olmasının da hatalı olduğunu, peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğini, SGK tarafından kesin olarak rücu edilip edilemeyeceği belirlenmeksizin yapılan hesap neticesinde müvekkilinin iki kere bedel ödemekle karşı karşıya kalabileceğini, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin de mahsubunun gerektiğini, müteveffanın eşinin evlenme ihtimalinin çok düşük belirlendiğini, destekten çıkmış olmasına rağmen müteveffanın oğlu hakkında destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TRH2010 tablosunun baz alınmış olmasının tamamıyla hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına, kararın dayandığı delillere, İlk Derece Mahkemesince delillerin toplanmasında ve değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, kanuni gerektirici sebeplere göre  davalı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili  tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi<br><br>3. Değerlendirme<br>Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin  aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br>Dosya kapsamından; davacılar vekilince dava dilekçesinde murisin iş yerinde asgari ücret ve sefer başına prim usulü ile çalışıldığının sefer başı ücretin ise 550 Euro olduğunun beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair Uluslararası Tır Şöforleri Derneğine müzekkere yazılarak yazı cevabının dosya arasına alınması sonrasında dosyanın bilirkişiye tevdi olunduğu. 21.08.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda gelen yazı cevabında bildirilen ücretin davacı iddiası ile uyumlu olduğu gerekçesiyle yurt dışı giriş ve çıkış kayıtlarına göre davacılar murisinin ayda yaptığı sefer sayısına göre 550 Euro sefer primi aldığı tespiti ile asgari ücretin 3.72 katı ücretle çalıştığı kabulü ile maddi zarar hesaplamasının yapıldığı, Mahkemece anılan rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. <br><br>İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan, Uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverene ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “sefer primi”, “sefer yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar ücret olarak değerlendirilmelidir. <br><br>Öte yandan, SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde  kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır.<br><br>Somut olayda, davacının ücret iddiası yönünden davalı vekilince yargılama aşamasında ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen davacılar murisine verilen sefer başı ödemenin yalnızca ücretine yönelik olmadığı araca ve yola ilişkin giderlerin de anılan ödemeden karşılandığına yönelik itirazı yönünden Mahkemece değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yine Kurumdan davaya konu iş kazası nedeniyle hak sahiplerine bağlanan gelirin sorulmak suretiyle mahsubu gerekirken bu hususun gözetilmemesi hatalıdır.  <br><br>Mahkemece yapılacak iş; taraflardan bu hususta açıklama ve delillerini sunmalarını istemek ve gerekirse beyanları alınan tanıkların yalnızca bu hususta yeniden dinlenilmeleri suretiyle davalı  firma defter ve muhasebe kayıtlarına ve Şoför Harcama Raporu veya Masraf Bordro dökümlerinin de uzman bilirkişi marifetiyle incelenmesi ile davalının itirazlarını karşılar mahiyette davacılar murisinin ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacılar vekilinin temyiz isteminin bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan 21.08.2023 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak  taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek Kurumca bağlanan gelirin davacıların sonuç maddi zararlarından mahsubu ile oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. <br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle,<br>Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br><br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br>08.05.2025  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7f7770909589571","SID":"61ef80501b9e42eb"}}